Ebû Mihcen es-Sekafî'nin cihada katıldığında içki içtiği doğru mudur?

Soru Detayı

- Sahabeler genel itibarı ile günah işlemişler midir?
- Onların bu günahlarına nasıl bakmalıyız nasıl yorumlamalıyız?
- Ebû Mihcen Abdullah b. Habîb b. Amr es-Sekafî adlı sahabe Sa'd b. Ebî Vakkâs'ın cihadına katıldığında içki içtiği doğru mudur kaynağı nedir?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Sahabeler peygamberler gibi ismet sıfatına sahip değildir. Sahabelerin adaleti konusunda âlimler ittifak halindedirler. Yani bunlar bilerek Peygamberimiz (asm)'e yalan isnadda bulunmazlar, dinin zararına çalışmazlar. Ancak beşer olmaları hasebiyle hususi hayatlarında günah işleyebilirler.

"Sahabenin adaleti" ifadesini, onlara "masumiyet / günahsızlık" izafesi gibi anlamak derin bir yanılgıdır. Bu ifade onların günahsızlığını değil, dinin gelecek kuşaklara kavlî ve fiilî olarak ideal tarzda aktarımındaki güvenilirliklerini anlatmaktadır.

Elbette sahabe günah ve hatadan masun değildir. Ehl-i sünnet arasında onlara böyle bir vasıf izafe eden de olmamıştır.

Ebû Mihcen Abdullah b. Habîb b. Amr es-Sekafî (ö. 30/650), şair sahâbîdir.

Adının Amr veya Mâlik, babasının adının Hubeyb olduğu da söylenmektedir. Hem Câhiliye döneminde hem de İslâmî devirde yaşadığı için Muhadramûn’dan sayılmaktadır.

Müslüman olmadan önceki hayatı bilinmemekte, ancak Hz. Peygamber (asm)’in Tâif’i muhasarası (8/630) boyunca Tâif Kalesi’nin üzerinde bekleyerek Müslümanları sürekli rahatsız ettiği, bu sırada attığı bir okla Hz. Ebû Bekir’in oğlu Abdullah’ı yaraladığı ve Abdullah’ın bu yara sebebiyle 11 (632-633) yılında vefat ettiği rivayet edilmektedir. Tâif Muhasarası’ndan bir yıl sonra Ramazan ayında Sakīf heyetiyle Medine’ye gitmiş, onlarla birlikte Müslüman olmuş ve zaman zaman Hz. Peygamber (asm) ile beraber bulunmuş, söylendiğine göre ondan hadis de rivayet etmiştir.

Müslüman olmadan önceki içki alışkanlığını İslâmiyet’i benimsedikten sonra da devam ettiren Ebû Mihcen, Hz. Ömer tarafından defalarca cezalandırılmış, içkiyi bırakmaması veya bir rivayete göre ensardan birinin karısı olan Şemûs’a göz koyması sebebiyle bir adaya sürülmüştür.

Ancak oraya giderken muhafızların elinden kaçmış, o sırada İranlılara karşı Kādisiye’de savaşan Sa‘d b. Ebû Vakkas’ın yanına gitmiş; Sa‘d da onu Hz. Ömer’in emriyle sarayda hapsetmiştir.

Kādisiye Savaşı bütün şiddetiyle devam ederken muharebeye katılamadığı için çok üzülen Ebû Mihcen söylediği şiirlerle Sa‘d b. Ebû Vakkas’ın hanımını, serbest bırakılması ve kocasının Belkâ adlı atının kendisine verilmesi hususunda ikna etti. Serbest kalınca da İslâm süvarilerinin en önünde yer aldı. Kahramanca çarpışmasıyla İranlıların yenilmesinde büyük rol oynadı.

Yüzünü kapattığı için tanınmayan Ebû Mihcen savaştan sonra saraya döndü ve hapse girmek üzere teslim oldu. Kılıç kullanma tarzından onun Ebû Mihcen olduğundan şüphelenen, fakat kaçmış olacağına ihtimal vermeyen Sa‘d b. Ebû Vakkas’a karısı olup biteni anlatınca, Sa‘d onun cezasını uygulamaktan vazgeçti ve kendisini serbest bıraktı.

Bunun üzerine Ebû Mihcen artık şarap içmeyeceğine ve ahlâka aykırı şiirler söylemeyeceğine dair söz verdi.

Hz. Osman’ın hilâfeti devrinde İran taraflarında yapılan bir savaş sırasında vefat eden Ebû Mihcen’in şehid edildiği veya eceliyle öldüğüne dair kesin bilgi yoktur. Kabrinin Azerbaycan veya Cürcan’da olduğu söylenmektedir. (bk. TDV İslam Ansiklopedisi, Ebû Mihcen es-Sekafî md.)

İlave bilgi için tıklayınız:

-Sahabeler büyük günah işlemişlerse, nasıl adil ve müctehid olabilirler?

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
UYGULAMALAR