Dünyadan ve kadınlardan uzak durmak günah mı?
Bu hadis sahih mi, buradaki hadımlık mecazi anlamda mı?
Resûlullah (s.a.v.), Osman b. Mazun'un dünyadan ve kadınlardan tamamen el çekip ibadete kapanma (tabattül) isteğini reddetti. Eğer ona izin verseydi, biz mutlaka kendimizi hadım ederdik." Bu hadisin hikayesi ne ve buradaki hadımlık mecazi anlamda mı yoksa bildiğimiz fiziksel hadımlık mı ve peygamber efendimizin hadımlığı yasakladığı başka hadisler var mı?
Değerli kardeşimiz,
Dünyanın haram olan yönlerinden uzak durmak zaten dinin gereğidir. Fakat kişinin, helal rızık kazanmayı, evlenmeyi, ailesiyle yaşamayı, toplum içindeki sorumluluklarını sırf ibadet etmek amacıyla tamamen terk etmesi İslam'ın genel anlayışıyla bağdaşmaz.
Buradaki temel mesele zühd ile ruhbanlık arasındaki farktır.
İslam'da zühd, “dünyayı tamamen terk etmek” değil, dünyanın insanın kalbine hâkim olmasına izin vermemektir. İnsan çalışabilir, mal sahibi olabilir ve evlenebilir; fakat bunları Allah'ın çizdiği sınırlar içerisinde kullanır.
Bu yüzden Osman b. Mazun kıssasının temel mesajı da budur.
Osman b. Mazun olayı nedir?
Rivayetlerin anlattığı tablo kısaca şöyle:
Sahabeden Osman b. Mazun (ra), ibadete daha fazla yönelmek amacıyla kadınlardan uzaklaşmayı ve kendisini tamamen ibadete vermeyi düşünüyordu.
Bunun üzerine Hz. Peygamber (asm) efendimiz onun bu tarz bir hayat anlayışını onaylamadı. (bk. Buhârî, Tefsîrü’l-Kurʾan, 5/9, Nikah, 8; Müslim, Nikah, 11)
En önemli rivayetlerden biri Enes b. Mâlik'ten gelir. Bazı sahabiler de benzer şekilde, sürekli oruç tutmaya, bütün gece namaz kılmaya, kadınlardan uzak durmaya karar vermek istemişlerdi.
Hz. Peygamber (asm) onların bu aşırılığını düzeltti ve kendisinin oruç tuttuğunu ama bazı günler oruç tutmadığını, namaz kıldığını ama uyuduğunu ve kadınlarla evlendiğini belirtti. (Buhârî, Nikâh 1; Müslim, Nikâh 5)
Dolayısıyla burada verilen mesaj: Allah'a yaklaşmak için Allah'ın helal kıldığı şeyleri tamamen terk etmek, İslam'ın istediği kulluk biçimi değildir.
“Eğer izin verseydi kendimizi hadım ederdik” hadisi hakiki mi mecaz mı?
İbn Mesud'un rivayet ettiği hadiste, bazı sahabiler Resulullah’a şöyle bir talepte bulunuyor:
“Ey Allah'ın Resûlü! Kendimizi hadım ettirelim mi?”
Bunun üzerine Hz. Peygamber (asm) buna izin vermiyor.
Dolayısıyla “hadım” kelimesini burada mecaz olarak anlamak için bir sebep yoktur. Buradaki hadımlık gerçek fiziksel hadımlıktır.
Arapça rivayette kullanılan ifade الاختصاء (ihtisa)dır. Bu, erkeğin cinsel organlarının hadım edilmesi anlamındaki gerçek hadımlığı ifade eder. Yani: “Kendimizi hadım ederdik” = “Cinsel arzularımızı tamamen ortadan kaldırmak için fiziksel olarak hadım olmayı düşünürdük.” anlamındadır.
Bu nedenle “hadımlık burada sadece mecazi olarak nefsin arzularını bastırmak demektir” şeklinde açıklamak doğru olmaz.
Peki sahabîler neden hadım olmak istiyordu?
Burada bağlam çok önemli. Sahâbîler evlerinden ve eşlerinden uzun süre uzak kalıyorlardı. Özellikle savaş ve seferlerde cinsel ihtiyaçlarıyla karşılaşıyorlardı. Bununla amaçları zinaya düşmemekti. Bu nedenle de “Cinsel arzuyu tamamen ortadan kaldırırsak günaha düşme ihtimalimiz de ortadan kalkar” şeklinde düşünmüşlerdi.
Yani onların niyeti şehveti ortadan kaldırarak daha iyi ibadet etmekti. Fakat Hz. Peygamber (asm) bunu çözüm olarak kabul etmedi.
Bu, İslam'ın insanın yaratılışına bakışını da gösteriyor: Cinsel arzu başlı başına kötü değildir. Önemli olan onun helal yoldan karşılanmasıdır.
Terk etmek ne demek?
Dünyaya çalışmayı değil, onu kalbe yerleştirmeyi terk etmek esastır. İslam'ın istediği zühd, insanın dünyadan ve dünya nimetlerinden bütünüyle uzaklaşması değil; bunların Allah'ın mülkü ve insanın elinde birer emanet olduğunu bilmesidir.
Bu anlayışa göre insan; malını, makamını, mesleğini, ailesini ve sahip olduğu diğer nimetleri kendi mülkü gibi mutlak bir sahiplenme duygusuyla değil, Allah'ın kendisine verdiği bir emanet ve sorumluluk olarak görür. Dolayısıyla dünyayı terk etmek, çalışmayı, üretmeyi veya helal nimetlerden faydalanmayı bırakmak anlamına gelmez. Asıl terk edilmesi gereken, dünyanın insanın kalbine hâkim olması ve insanın kendisini onun gerçek sahibi olarak görmesidir.
Bunu bir askerin durumu üzerinden düşünebiliriz. Askere verilen silah, araç, kıyafet ve diğer imkânlar onun kullanımına verilmiştir; asker bunlardan sorumludur ve gerektiğinde “bunlar bana verildi” diyebilir. Fakat bunların gerçek sahibi değildir. Kendisine emanet edilen şeyleri, kendisine verilen görev doğrultusunda kullanmakla yükümlüdür.
İnsan da Allah'ın mülkü olan bu kâinatta bir kul ve sorumlu bir emanetçidir. Kendisinin de sahip olduğunu düşündüğü her şeyin de gerçek sahibi Allah'tır. Bu sebeple insanın görevi dünyayı bütünüyle terk etmek değil; dünyayı Allah'ın razı olacağı şekilde kullanmak, kendisine verilen nimetleri emanet bilinciyle değerlendirmek ve kalbini onlara esir etmemektir.
Kısaca
- Haram şeylerden uzak durmak, gereklidir.
- Helal dünyalıklara Allah'ı unutturmayacak şekilde sahip olmak helaldir.
- Helal rızık için çalışmak caizdir, hatta kişinin durumuna göre gerekli olabilir.
- Evlenmeyi sırf ibadet için tamamen terk etmek, sünnet anlayışıyla bağdaşmaz.
- İbadet amacıyla kendini hadım etmek, Hz. Peygamber (asm) tarafından yasaklanmıştır.
- Kendimizi hadım ederdik hadisi, mecaz değil, gerçek fiziksel hadımlık anlamındadır ve Hz. Peygamber (asm) bunu onaylamamıştır. Bunun yerine insanın cinsel arzusunu helal evlilik yoluyla karşılamasını esas almıştır.
- Zühd, dünyayı elinden çıkarmak değil, dünyayı kalbinden çıkarmaktır. İnsan dünyaya sahip olabilir; fakat dünya onun kalbine sahip olmamalıdır.
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet
BENZER SORULAR
- Kendini kısırlaştırmak, hadım etmek günah mıdır?
- İslam'da riyazet var mıdır? İnsanın kendini dünyadan soyutlaması gerekir mi?
- Osmanlı harem ağalarını hadım ederdi, ayrıca tahta çıkan padişah ilk işi kendi öz kardeşlerini asardı, denilmektedir. Bunların İslamiyetle bağdaşır yanı var mı? Osmanlı, İslamiyetin sancaktarlığını yapmış ve bunu fetihlerle süslemiş ve...
- Dünya hayatı ve ahiret dengesi nasıl kurulmalı?
- Allah'tan korkmak nasıl olmalıdır?
- Niçin tam manasıyla ibadet edemiyorum, Allah'a halis bir kul olamıyorum?
- ZÜHD
- Rızık az, ömür zulüm, eş yok ise bu nasıl bir kader?
- "Dünyada zâhidlik, helâl olanı haram etmek veya malı ziyân etmekle olmaz. Gerçek zâhidlik, Allah'ın elinde olana, kendi elinde olandan daha çok güvenmen ve bir müsîbete düştüğün zaman getireceği sevabı sebebiyle, onun devamına rağbet göstermendir." (Tirmi
- "Dünyaya gönül verme (zahid ol) ki Allah seni sevsin. İnsanların elindekine göz dikme ki, insanlar seni sevsin" hadisi ne demektir?