Dinimizle alay edenlere karşı tavrımız ne olmalı?

Dinimizle alay edenlere karşı tavrımız ne olmalı?
Tarih: 04.11.2018 - 20:04 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Dinimizi alay edenlere karşı tavrımız ne olmalı, buradaki alaydan kasıt tam olarak nedir?
- ​Bir arkadaş grubuyla yemekte otururken konu peygamberimizin “Bir elime Güneş’i diğer elime Ay’ı verseler yine de bu davadan vazgeçmem” hadisine geldi. Arkadaşlardan biri Güneş’i ve Ay’ı napıcan, fırlatacak heralde diye dalga geçti. Ben de bir şey demedim.
- Oysa Kuran-ı Kerim’de “Oysa Allah size Kitap’ta (Kur’an’da) “Allah’ın ayetlerinin inkar edildiğini ve onlarla alay edildiğini işittiğiniz zaman, başka bir söze geçmedikleri müddetçe, onlarla oturmayın, aksi hâlde siz de onlar gibi olursunuz” diye hüküm indirmiştir. Şüphesiz Allah, münafıkların ve kâfirlerin hepsini cehennemde toplayacaktır” yazıyor.
- Ama ben onlarla oturmaya devam ettim ve hala da arkadaşım. Şimdi ben de kafir veya münafık mı oldum?
-  Onlara karşı tavrım ne olmalı. Bunu diyen arkadaş bir de benimle Cuma namazına gelmişti.
- Onunla arkadaşlığımı kessem bile ilk onun lafını geri alması için uyarmalı mıyım?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Müminlerin ne zaman bir eksikliği olsa, bir hatası olsa, fıtratı harekete geçer ve vicdanında kendisini sorgulamaya başlar; yeter ki kendisine dürüst olsun.

Hepimiz her an bir sürü hata yapmaktayız; peygamberlerde dahi “zelle”, yani gayrı iradi hata olduğunu düşünürsek bizlerin eksiksiz, hatasız ve günahsız olmamız elbette ki mümkün değildir.

İşte onun içindir ki Allah’a çokça tövbe etmeli, O’ndan her fırsatta mağfiret ve af dilemeliyiz.

İşte sizde de böyle olmuş. Şu veya bu sebepten yanınızda bir günah işlenirken bir şekilde basiretiniz bağlanmış, sessiz ve hareketsiz kalmışsınız. Oysa aynen dediğiniz gibi yapmanız gerekeni Kuran mealen açık bir şekilde ifade etmektedir:

“Ve muhakkak ki O, size Kitapta: 'Allah’ın ayetleri ki, onların inkâr edildiğini ve onlarla alay edildiğini işittiğinizde, bundan başka bir söze daldıkları zamana kadar onlarla beraber oturmayın; o takdirde doğrusu siz de onlar gibi olursunuz!' diye bir ayet indirmiştir. Şüphesiz ki Allah, münafıkları ve kâfirleri cehennemde bir araya toplayıcıdır!” (Nisa, 4/140)

Bir başka ayet-i kerimede ise gene mealen şöyle buyurulmuş:

“Ayetlerimiz hakkında ileri geri konuşmaya dalanları gördüğün zaman ise, artık onlar ondan başka bir söze daldıkları zamana kadar kendilerinden yüz çevir! Buna rağmen şeytan bunu gerçekten sana unutturursa, artık hatırladıktan sonra o zalimler topluluğuyla beraber oturma!” (Enam, 6/68)

Yani siz, cumaya giden ve Müslüman olduğunu kabul ettiğiniz birinden o yanlış sözleri duyduğunuz esnada basiretiniz bağlanmış, şeytan da buradan çalışmış ve sizin hareketsiz ve sessiz kalmanızı sağlamış.

Ancak, imanınız sayesinde hemen akabinde vicdanınız harekete geçmiş ve “İman edenlere karşı şeytanın da tuzağının, hilesinin aslında zayıf olması” (Nisa, 4/ 6) sebebiyle hakikati görüp pişman olmuşsunuz. Dolayısıyla münafıklık söz konusu değildir. Hatanızın farkına varmışsınız, muhtemelen tövbe ve istiğfar ettiniz ve inşallah O’nun rahmetiyle gene O’nun mağfiretine mazhar oldunuz.

- Peki böyle durumlarda ne yapmalıyız?

Meallerini verdiğimiz ayetler çok açık. Münasip bir lisan ile imanımıza ters gelen bu sözlerin konuşulduğu ortamlarda bulunamayacağımızı, onların da fevkalade yanlış bir iş yaptığını net ve edepli bir şekilde ifade edip, şayet illa devam edeceklerse kalkmak zorunda olduğunuzu söylemelisiniz. Çünkü:

“Mümin erkekler ve mümin kadınlar ise birbirlerinin dost ve yardımcılarıdırlar. İyiliği emreder, kötülükten yasaklarlar...” (Tevbe, 9/71)

Bu konuları konuşmayı size tercih ediyorlarsa zaten siz yanlış kişilerle berabersiniz demektir. Yok sizi o boş ve yanlış konulara tercih ederlerse, o zaman umulur ki Allah belli bir zaman içinde onlara hidayet nasip eder ve bir şekilde siz de buna vesile olmuş olursunuz. Hadiste mealen denmiş ki:

“Bir kişinin hidayetine vesile olman, üzerine güneşin doğup battığı her şeyden daha hayırlıdır.” (Kenzu’l-Ummal, h. no: 28802)

Öte taraftan ailevi ve sosyal hayatın icapları gereği insanlarla görüşmek konuşmak ayrı şeydir, dostluk başka şeydir. İslam’a ve size hakaret etmeyen her inanç mensubu ile görüşebilirsiniz ve hatta görüşmelisiniz ki karşınızdaki İslam’ın güzelliklerine sizde şahit olsun ve hak yolunu bulsun.

Ama dostluğa gelince, sadece müminlerle dostluk kurabilirsiniz.

“Ey iman edenler! Eğer imana karşı küfrü tercih edip seviyorlarsa, babalarınızı ve kardeşlerinizi dahi gerçek dostlar edinmeyin! Artık içinizden kim onları o halde iken gerçek dost edinirse, işte onlar zalimlerin ta kendileridir.” (Tevbe, 9/23)

Unutmayalım ki yaşadığımız olayların hiçbirisi tesadüfi değildir, şöyle ki;

Biz yanımızda İslam’a hakaret edilirken, Allah’ın emrini münasip bir dille tebliğ edip etmeyeceğimiz, karşımızdakini uyarıp uyarmayacağımız konusunda imtihan edilirken, aynı şekilde hakaret eden kişi de de bu vesileyle kendisine İslam tebliğ edilirken buna nasıl karşılık verdiği ile imtihan ediliyor.

Sonunda buradaki davranışlara göre de hepimiz hesap vereceğiz.

İstisnasız her olaya Allah’tan bir an olsun gaflet etmeyerek böyle bakabilirsek hem manen çok rahatlarız hem de imanımızı sürekli olarak inkişaf ettirebiliriz.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 5.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun