Din, kişiyi intihara sürükler mi?

Din, kişiyi intihara sürükler mi?
Tarih: 11.01.2022 - 11:37 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Hayır, hak din olan İslam, kişiyi asla intihara sürüklemediği gibi, her ne olursa olsun intihar etmeyi yasaklamış ve haram kılmıştır.

İslam’da dinin temel amaçlarının başında gelen "nefsin korunması" ilkesinin bir sonucu olarak, kişinin haksız yere başkasını öldürmesi gibi(1) kendi canına kıyması da kesin biçimde yasaklanmıştır.

Kur'an’da geçen ve öldürmeyi yasaklayan ayetler her iki durum için de söz konusudur. Hatta intiharın başkasını öldürmekten daha büyük bir suç olduğunu söyleyen âlimler de vardır.(2)

Nisa suresindeki ayette yer alan, “... kendinizi öldürmeyiniz ...”(3) ifadesi intihar yasağının delillerinden biri olarak görülmüştür. Zira bu ayetten hem doğrudan doğruya kendini öldürme hem de kişinin aşırı perhiz uygulamaları ile kendi hayatını tehlikeye sokması sonucu psikolojik olarak intihar etmenin haram olduğu anlamını çıkaranlar vardır.

Ayrıca, “Kendinizi kendi ellerinizle tehlikeye atmayınız.”(4) mealindeki ayette de kişinin kendi ölümüne yol açacak davranışlara girişmemesi gerektiği belirtilmiştir.(5)

Hadislerde, intihardan şiddetle kaçınmayı gerektiren ifadeler yer alır. Bu hadislerin anlatmak istediği şey, insanın kendi canına kıymasının affedilemeyecek ölçüde büyük bir suç ve günah olduğu gerçeğidir. İntihar eden kimse bu fiili hangi usulle gerçekleştirmişse cehennemde sonsuza kadar aynı tarzda ceza görecektir. Kendini bir dağın tepesinden atarak öldüren kimse cehennemde sürekli olarak azaba atılacak, zehir içerek intihar eden, cehennem ateşinde zehir kadehi elinde sonsuza kadar içerek azap çekecek, kesici bir aletle kendisini öldüren de cehennemde aynı yolla ceza görüp acı çekecektir.(6)

Kişinin, Allah’ın bir emaneti olan kendi canı üzerinde tasarrufta bulunma hakkı yoktur. Büyük acı ve ıstıraplar içerisinde kıvranan insanlar için bile intihar meşru bir yol değildir. Hz. Peygamber (asm), gerek geçmiş ümmetlerden gerekse kendi sahabeleri arasından bazı örneklerle bu hususa dikkat çekmektedir.(7)

İslam’ın ortaya koyduğu hak ve vazife anlayışıyla açıkça çelişen intihar, ahlak bakımından da bir suçtur. Yaşama hakkı tabii haklardandır, onun elde edilmesinde kişinin bir katkısı yoktur. Canı veren Allah’tır ve yine ancak o alabilir.(8)

Şu halde insanın bu yaşama hakkını ortadan kaldırmaya ve canına kıymaya yetkisi yoktur.

İntihar aynı zamanda sosyal bir suç kabul edilir. Zira insan yalnız kendisi için değil toplum için de yaşar; topluma faydalı olmak onun bir görevidir. Halbuki intihar eden kişi bu görevden kaçmış ve görevlerini ifa imkânına son vermiş olmaktadır.

Öte yandan İslâm alimleri insanın uhrevî âleme olan yolculuğunda dünyayı bir durak, bedeni de binit saymışlar ve onun korumasının dinî bir ödev olduğunu belirtmişlerdir. Bedenin ihtiyaçlarını karşılamayan insanın bu yolculuğu tamamlaması mümkün değildir. Bu sebeple intihar, yaratılış düzenine ve dinin insanları ulaştırmak istediği hedeflere aykırı bir yoldur.(9)

İntihara yönelen kişilerin psikolojik yapıları kadar içinde yaşadıkları sosyal ve kültürel ortamın etkileri de bu olayın açıklamasında ayrı ayrı öneme sahiptir. Bazı insanlar, aşamadıkları sorunları intihar etmekle aşmayı uygun görebilmektedir.

Fakat gerek İslamiyet gerekse diğer ilahi kaynaklı dinler böyle bir çözüm şekline müsamaha ile bakmamaktadır.

İslam tarihinde toplu intihar olayları hiç yaşanmadığı gibi münferit bazı olaylar dışında intiharın toplumsal bir sorun haline geldiği de hiç görülmemiştir.

Günümüzde ise özellikle Batı toplumlarında intihar sosyal bir afet halini almıştır. Dünya Sağlık Teşkilatı’nın kayıtlarına göre 2000 yılında yaklaşık 1.000.000 (bir milyon) kişi intihar sonucu hayatını kaybetmiştir. Son yarım yüzyılda % 60 oranında artan intihar olaylarının erkekler arasında ve özellikle sosyalist ülkelerde daha yaygın olduğu görülmektedir.

Mesela 1990’lı yıllarda Rusya Federasyonu ve Litvanya’da 100.000 kişiden yaklaşık yetmiş üçü, Estonya’da altmış dördü, Macaristan’da ellisi, Kazakistan’da elli ikisi ve Slovenya’da kırk sekizi intiharla ölmüştür. Gelişmiş Batı ülkelerinde İskandinav ülkeleri önde olmak üzere bu rakamlar yaklaşık on beş ile kırk beş arasında değişmektedir.

İslâm ülkelerinde ise bu sayı 100.000’de iki kişiyi geçmemektedir.

Günümüzde intihar faktörleri arasında en önemli yeri maddi ve manevi kayıpların veya kayıp tehditlerinin tuttuğu bilinmektedir. Bunlar arasında “boş yuva belirtisi” denilen ve yetişkin evlatların evden ayrılması sonucu anne babanın yalnız kalması şeklinde ortaya çıkan durum özellikle Batı’da çok dikkat çekicidir.

Esasen ahlaki ve manevi değerlerin zaafa uğradığı durumlarda, kendisine sağlam bir dayanak bulamayan kimselere ölüm, yaşamaktan daha çok tercih edilir bir yol olarak görünmektedir.

İlmî veriler, dinî inançlarına bağlı kimselerde intihar nisbetinin çok düşük olduğunu göstermektedir.(10)

Melankolik depresyonların doğurduğu şiddetli intihar düşüncesine rağmen, eğer hastanın dinî inançları kuvvetli ise çok nadir olarak bu işe teşebbüs etmekte, buna karşılık inançları gevşemiş olan melankolik aydın kimselerin intihar teşebbüsleri daha sık görülmektedir.(11)

Dipnotlar:

1) İsra 17/33.
2) Mahmud Şeltut, s. 419-421.
3) Nur, 4/29.
4) Bakara 2/195.
5) Kurtubi, İbn Kesîr, Elmalılı, ilgili ayetin tefsiri.
6) Müsned, 3/254; Buhari, Cenazi, 84; Müslim, İman, 175.
7) Buhari, Cenaiz, 84.
8) Hicr 15/23; Kaf 50/43; Necm 53/44.
9) Gazzali, Cevahirü’l-Kuran, s. 10; İḥya, I, 48-49.
10) Adnan Ziyalar, Sosyal Psikiyatri, İstanbul 1980, s. 263-288.
11) Fevzi Samuk, “Çeşitli Yaş Gruplarında İntihar Teşebbüsü, Nisbeti ve Seçilen Vasıtalar”, Yeni Symposium, İstanbul 1982, XX/1, s. 21-27; TDV İslam Ansiklopedisi, İntihar md.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 1.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun