Daha fazlası için dua etmek günah mı?
Durumu iyi olan, konforlu hayat yaşayan birinin daha fazlası için dua etmesi günah mı? Bakara suresi 61. ayetin işaretine göre, bir konuda zaten nimet varsa iyiyse daha fazlasını istememek gerek gibi bir anlam çıkarıyorum. Bu doğru mu? Ben çok rahat konforlu bir hayat yaşıyorum. Ama daha fazla konfor ve para için Allah'a dua etsem günah mı? İsyan yok ama sadece daha fazlası olsa daha güzel olur diye.
Değerli kardeşimiz,
Öncelikle ifade edelim ki helal ve meşru yallarla, daha fazla nimeti istemenin bir sakıncası yoktur. Bakara 61. ayet, “daha fazlasını istemeyi” değil, nimete karşı nankörlük ve edepsizliği kınar.
İlgili ayetin meali şöyledir:
“Hani bir zaman (Ey İsrailoğulları!) siz şöyle demiştiniz: “Ey Musa! Biz bir tek çeşit yemeğe asla sabretmeyeceğiz. Bizim için Rabbine dua et de bize yerin yetişdirdiği şeylerden; sebzesinden, acurundan sarımsağından, mercimeğinden, soğanından, çıkarsın, dediniz. (Musa); “Daha iyi olanı, daha kötü ile değiştirmek mi istiyorsunuz? O halde bir şehre inin, şüphesiz orada size istediğiniz vardır” demişti. Onlara zillet ve yoksulluk damgası vuruldu. Allah’ın gazabına uğradılar. Bu musibetler (onların başına), Allah’ın ayetlerini inkar etmeleri, haksız yere peygamberleri öldürmeleri sebebiyle geldi. Bu (musibetlerin hepsi) sadece isyanları ve taşkınlık yapmaları sebebiyledir.” (Bkara, 2/61)
Bu konuyu kısa birkaç cümle ile izah etmekte fayda vardır:
- Yahudilerin söz konusu istek ve arzuları bir günah getirmemiştir. Zira harama götüren bir istek olsaydı, bir peygamber bunu kabul edemezdi.
- Yahudilerin bu istekleri, kendilerine verilen helva ve bıldırcın eti nimetinden sonra söz konusu olmuştur. Bu iki nimeti kullanmakta bir vücup değil, bir ibaha söz konsudur. Demek ki mubah olan nimetlerden başka nimetlere karşı istek duymaları günah değildir.
- “Ey Musa! Biz bir tek çeşit yemeğe sabretmeyeceğiz” cümlesi mevcut olan nimetler için değil, gelecek zamanda aynı yemekten yemeye sabretmeyeceğiz” demektir. Bu manaya “Len nasbire” yani dayanamayacağız/sabredemeyeceğiz ifadesinde, mevcut durumdan ziyade gelecek zamandaki durumlarına işarettir. Bu da mevcut olan bir durumu protesto etmekten uzaktır.
- “Daha iyi olanı, daha kötü ile değiştirmek mi istiyorsunuz” mealindeki ayetin cümlesi, hayır-şerrin karşılaştırılması deği, çabuk ve kolaylıkla elde edilen bir isteğin şehirlerde daha kolay elde edileceğine bir işarettir.
“Yahudilere zillet ve meskenete uğradıkları” ifadesi, daha sonra gelen “Çünkü onlar Allah’ın ayetlerini inkar ederler ve haksız yere peygamberleri öldürürler” cümlesinin gösterdiği akıbetlerine bir ceza formülüdür. (krş. Razi, ilgili ayetin tefsiri)
Detaya gelince:
Daha fazlası için dua etmek günah mı?
Hayır, durumu iyi olan bir kimsenin, helal ve meşru yollarla daha fazlası için Allah’a dua etmesi günah değildir.
Bakara 61. ayet, “daha fazlasını istemeyi” değil, nimete karşı nankörlük ve edepsizliği kınar.
Dua etmenin kendisi zaten ibadettir ve teşvik edilmiştir. Kuran’ın genel ilkesi çok açıktır:
“Rabbiniz buyurdu ki: Bana dua edin, size icabet edeyim.” (Gâfir, 40/60)
Burada “Fakirsen iste”, “Sadece zaruret halinde iste” gibi bir kayıt yoktur.
Hatta Peygamberimiz (asm) şöyle buyurur: “Allah’tan isteyin; O’nun fazlından isteyin.” buyurmuştur. (Tirmizî, Daavat, 1)
Allah’ın fazlını istemek isyan değil, kulluktur.
Bakara 61 ayeti neyi yasaklamıyor?
Allah, “Mevcut nimetin üstünü istemeyi” yasaklamaz, “Konforu artmasın” demez, “Zengin daha zengin olmak istemesin” demez.
Kuran’da Süleyman (as) emsalsiz mülk ister, İbrahim (as) zürriyet ister, Peygamberimiz (asm) hem dünya hem ahiret iyiliği ister.
Eğer “nimet varken daha fazlasını istemek yanlış” olsaydı, bunların hiçbiri caiz olmazdı.
İsrailoğulları neden kınandı?
İsteklerinin kendisi günah değildi. Bir peygamber, harama götüren, Allah’a isyan olan bir talebi asla kabul etmezdi. Bu nedenle mubah nimetten mubah nimeti istemek günah değildir.
“Menn ve selvâ” yani kudret helvası ve bıldırcın eti, vacip değil, helal ve mubahtı. Başka mubahları istemek fıkhen günah değildir.
Ayette geçen “Len nasbire” ifadesi gelecek zamana işaret eder. Bu ifade “Şu an isyan ediyoruz” değil, “Böyle devam ederse zorlanacağız” anlamı taşır.
“Daha hayırlıyı daha aşağı ile değiştirmek” meselesi, Ahlâkî haram–helal kıyası değil, kolay–zor, şehir–çöl kıyası vardır.
Müfessir Râzî’nin dediği gibi, “İstedikleriniz şehirlerde zaten vardır; bunun için vahye muhatap olmayı değersizleştiriyorsunuz.”
O halde asıl problem neydi?
İstek değil, tavır, nimeti küçümseme, sürekli şikâyet dili, ilahi ikramı sıradanlaştırma ve Hz. Musa’ya “Rabbine söyle” gibi mesafeli hitap şeklidir.
Buna küfran-ı nimet denir yani nankörlük denir.
Sizin “Ben çok rahat, konforlu bir hayat yaşıyorum. Daha fazlasını istesem günah mı?” konusuna gelince:
Hayır, günah değil. Şartları ise;
- şükür devam ediyorsa,
- mevcut nimet küçümsenmiyorsa,
- başkalarını hor görme yoksa,
- “Bu bana yetmiyor” isyanı yoksa,
- haram yollara dua edilmiyorsa.
Duamı şöyle olabilir:
“Allah’ım, bana verdiğini bereketlendir, şükrünü nasip eyle, hayırlısını artır. Allah’ım, bana verdiklerinle beni Sana yaklaştıracak olanını artır.”
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet
BENZER SORULAR
- Yahudiler soğan sarımsak istedikleri için mi cezalandırıldılar?
- Bir Müslümanda hırs olabilir mi?
- Nimete saygısızlık, Allah’a saygısızlık olur mu?
- Cennette açık mı olacağız yoksa tesettürlü mü?
- Benim hidayet şansım var mı?
- Cennette, Allah’ı görmekten başka nimet yok mu?
- Yatmadan önce yapacağımız sünnetler ve yapacağımız hazırlıklar nelerdir?
- “Müminlerin ahirette Allah’ı görecekleri” ile ilgili rivayetin meşhur olup mütevatir olmadığı, bu nedenle de delil olamayacağı doğru mudur?
- "Beni zikredin ki ben de sizi anayım...ne demektir?
- Kabirde, cennetteki gibi nimetler verilir mi?