Kanaat nedir, kanaat ettiğimi nasıl anlarım?
Kanaat kazandığımı yeterli görmek mi, kanaat ettiğimi hangi ölçülere göre anlayacağım, bunun göstergeleri neler olabilir?
Değerli kardeşimiz,
Kanaat, insanın çalışıp gayret ettikten sonra Allah’ın verdiği helal rızka razı olması, elindeki nimetin kıymetini bilmesi ve hırsla başkasının elindekine göz dikmemesidir. Kanaat; tembellik, miskinlik veya hedefsiz yaşamak değildir. Aksine kanaat, insanın sebeplere sarıldıktan sonra neticeyi huzurla karşılayabilmesidir.
Bir insan kanaat ettiğini şu hallerden anlayabilir:
Sürekli şikâyet etmek yerine şükretmeye daha yakınsa,
elindeki nimeti küçümsemiyor ve hep başkalarının hayatıyla kendisini kıyaslamıyorsa,
helal az kazancı, haram çok kazanca tercih edebiliyorsa,
daha fazlası için izzetini, huzurunu ve değerlerini feda etmiyorsa,
israf etmiyor, ihtiyaç kadarını yeterli görebiliyorsa,
insanların elindekine tamah etmiyor, başkalarına muhtaç olmaktan sakınıyorsa,
az da olsa elindekiyle huzur bulabiliyorsa,
orada kanaatin izleri vardır.
Kanaat, “Hiç çalışmayayım, elimdekiyle oturayım” demek değildir. Övülen kanaat; çalışmanın neticesine razı olmaktır. Yoksa çalışmayı bırakmak veya gayretsizliği kanaat zannetmek doğru değildir. Mevcut mala güvenip çalışmayı terk etmek ise kanaat değil, himmetsizliktir.
Bu noktada sabır, tevekkül, kanaat ve himmet bir bütün hâlinde anlaşılmalıdır.
Sabır; insanın maddî ve manevî bütün sebeplere, şerî ve kevnî kanunlara uygun hareket etmesi, zorluklar karşısında dağılmadan yoluna devam etmesidir. Mesela bir öğrenci dersine düzenli çalışır, yorulur ama vazgeçmez; bir hasta tedavisini sürdürür; iş arayan biri defalarca başvuru yapmasına rağmen ümitsizliğe düşmez. İşte bu sabırdır.
Tevekkül ise sebepleri terk etmek değildir. İnsan elinden geleni yaptıktan sonra sonucu Allah’tan bekler. Tohumu eken çiftçinin yağmuru Allah’tan beklemesi, sınava çalışan öğrencinin başarıyı Allah’tan istemesi, doktora giden hastanın şifayı Allah’tan bilmesi gibi… Demek ki, tevekkül, “esbabı bütün bütün reddetmek” değil; sebepleri Allah’ın kudretine bir perde bilerek onlara riayet etmektir.
Kanaat ise netice ortaya çıktıktan sonra razı olabilmektir. İnsan çalışır, dua eder, gayret eder; sonra gelen sonucu Allah’ın takdiri olarak karşılar. İstediği tam gerçekleşmese bile isyana, hasede ve sürekli şikâyete düşmez. Mesela bir insan çok çalıştığı hâlde istediği işi bulamayabilir; fakat “Ben elimden geleni yaptım, Allah benim için daha hayırlısını bilir” diyebiliyorsa kanaate yaklaşmıştır.
Himmet ise yeniden ayağa kalkabilmek, yeni bir şevk ve azimle tekrar gayrete başlamaktır.
Kanaat, insanı tembelliğe değil; huzurlu bir çalışmaya götürür. Çünkü kanaatkâr insan neticeye takılıp kalmaz. İstediği şekilde olmasa bile ümitsizliğe düşmez; yeniden çalışır, yeniden dener. Bir çiftçinin her yıl yeniden ekin ekmesi, bir öğrencinin her defasında tekrar hazırlanması, bir insanın düştüğü yerden yeniden kalkması hep himmetin örnekleridir.
Bu nedenle müminin hayatında şu dört şey birlikte yürümelidir:
Sabırla çalışmak, tevekkülle Allah’a dayanmak, kanaatle sonucu huzurla karşılamak ve himmetle yeniden gayrete devam etmek…
Hayat boyu sürecek dengeli kulluk yolu da budur.
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet
BENZER SORULAR
- Allah'a güvenmek ne demek?
- Huzurla imtihan edilmek için neler yapabilirim?
- Sınav için gerekenler yapıldığı halde neden olmadı?
- Allah neden sebepsiz iş görmüyor veya sebepsiz iş görmüyor mu?
- EL-VEKÎL
- Daha iyisini yapmaya gerek yok mu?
- 40 bin ihlas okumakla ilgili hadis var mı?
- Sadece Allah'a güvenmek ne demektir?
- Gerçek zenginlik nedir?
- İlmimi artırmayan güne lanet olsun, manasında hadis var mı?