Gerçek zenginlik nedir?

Tarih: 26.03.2022 - 12:10 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Esas zenginliğin gönül zenginliği olduğu şeklinde bir hadis, dua var mı? 

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Konuyla ilgili bir hadis şöyledir:

“Gerçek zenginlik, mal çokluğu değil, gönül tokluğudur.” (Buhârî, Rikak 15; Müslim, Zekât 130)

Ayrıca Hz. Peygamber (asm) dualarına gönül zenginliğini de eklemiştir:

اَللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ الْهُدَى، وَالتُّقَى، وَالْعِفَّةَ، وَالْغِنَى

“Allah’ım! Senden hidayet, takva, iffet ve gönül zenginliği isterim.” [Müslim, Zikir 72 (2721)]

Yine Peygamberimiz (asm) dualarında:

- Doymayan nefisten (bk. Müslim, Zikir, 73),
- İnsana sorumluluklarını unutturan fakirlikten, azgınlaştıran zenginlikten (Fakirlik ve zenginlik imtihanından) (bk. Tirmizî, Zühd, 3; Müsned, 6/57, 207),
Allah’a sığınmıştır.

Ayrıca, Efendimiz aleyhissalatü vesselam, zenginliğin getirdiği ağır sorumluluk konusunda da insanları uyarmıştır. (bk. Müsned, 1/304)

Maddi zenginlik bazı dinî sorumlulukları gerektirir; zekât, hac, kurban, sadaka, hayır-hasenat gibi. Bu tür ibadetlere ve insanlara yardıma vesile olacağı için helaldir ve Allah adına yerinde kullanıldığında güzeldir. Bu anlamda maddi zenginlik de olmalı ve meşru dairede istenilmelidir.

Diğer taraftan, İslam sadece dünya malına dayanan, geçici ve yok olucu olan mal zenginliğini değil, bundan daha çok, gönül ve davranış zenginliğini (takva ve güzel ahlak) tavsiye etmiştir.

İmtihan için insanları farklı yapı ve kabiliyetlerde yaratan, onlara farklı nimetler veren Allah Teala, servetin sadece zenginler arasında dolaşan dar bir mülkiyet haline gelmemesini, tabana yayılmasını (bk. Haşr, 59/7) tavsiye etmiş, bunu temin için de zenginlere zekât, sadaka yardım gibi şeyleri emretmiştir.

Ancak helal de olsa gereği yerine getirilmeyen zenginlikler ise yerilmiştir, sorumluluğu büyük olduğu için dikkatli olunması gerekir.

Her nimetin kendi cinsinden sorumlulukları olduğu unutulmamalıdır.

Deme ki, zenginlik deyince, bizim aklımıza mal, mülk ve servet sahibi olmak gelirse de bu, zenginliğin maddi ve görünen yönüdür.

Mealini verdiğimiz hadis-i şerif ise, övgüye ve gerçekten “zenginlik” demeye layık, Allah katında makbul ve ahirette faydası görülebilecek olan zenginlik, mal çokluğundan ibaret olan zenginlik değildir. Asıl zenginlik, -malın çokluğuna veya yokluğuna bakılmaksızın- gönül tokluğu, kalp zenginliğidir.

Kiminin hem malı çoktur hem gönlü toktur.

Ama kiminin de malı çoktur fakat gözü açtır, sınırsız bir mal hırsı içindedir. Nereden ve nasıl olursa olsun kazanmak ve mal sahibi olmaktan başka bir düşüncesi yoktur. Böylesi kimseler mal zengini olsalar da gönül fakiri, hırs mahkumudurlar.

Kimilerinin de malı yoktur ama, gönlü toktur. Kimsenin malında mülkünde gözü yoktur. Eline geçenle geçinir. Daha fazla kazanmaya çalışır ama, asla rızasızlık, şükürsüzlük etmez, başkalarının kazancına hased çekmez, göz dikmez.

Bütün bunlardan dolayıdır ki, hadisimiz gerçek zenginliğin, mal zenginliğinden çok, duygu zenginliği olduğunu ortaya koymuş, gözü ve gönlü aç olanın fakirliğinin, aslında, mal çokluğu ile telâfi edilemez bir açlık olduğuna dikkat çekmiştir.

Gönül tokluğu, Allah’ın kendisi için verdiği rızka razı olma temeline dayanır. Bu da en büyük zenginlik ve izzettir. Çünkü bunun sonucu Allah’ın taksimine ve emirlerine teslim olmaktır. Allah’ın takdirinin kendisi için daha hayırlı olduğunu kabullenmektir.

Bu sebeple gönlü tok olan insan, Allah’tan başka kimseden bir şey istemez, kimseye el açmaz. Tam hürriyet ve şeref işte budur.

Elde ettiğiyle yetinmemek ise, neye sahip olursa olsun, insanı sınırsız bir hırsa, sonu gelmez bir tatminsizliğe sürükler.

Gönül tokluğu insanı, vakitlerini güzellikler ve mükemmellikler peşinde harcamaya sevkeder. Bitip tükenmeyen bu üstünlükler yok olmaya mahkum maddi zenginliklerden elbette insan için daha faydalı ve gereklidir.

İlim tahsili ve nefsin kemali yönünde gösterilen gayretler, gerçek zenginliğe kavuşma çabasıdır. Çünkü mal, kısa sürede zeval bulur ama ilim bitmek-tükenmek bilmeyen bir hazinedir.

Öte yandan hırs ve tatminsizliğin neticesi, ferd ve toplum planında sömürgeciliktir. Gönül tokluğu ise, duygu ve uygulama olarak kendi kendine yetmek, kimsenin hakkına tecavüz etmemek demektir.

Maddi beklentilerin esiri olmamak için her şeyden önce gönül tokluğu gereklidir.

Bu arada şuna da işaret edelim ki kanaat, “bir lokma bir hırka” şeklinde anlatılamaz. Zira kanaat, ele geçen ile geçinmektir, asla yetinmek değildir. Daha fazla kazanmak ve üretmek için gayret göstermek kanaate aykırı değildir.

Ancak sınırsız bir kazanma hırsı içinde olmamak gerekir. Bu hususu, İslam büyükleri “Dünya elimizde olmalı ama gönlümüze girmemeli” “dünyaya çalışmayı değil onu kalbe koymayı terk etmeli” şeklinde ifade etmişlerdir.

Herhalde gerçek zenginlik işte budur. Çünkü gönlü tok kimse, elindekileri harcamasını bilir. Gözü aç ya da aşırı derecede cimri olan ise, kimseye bir şey vermez kendisi de yeterince istifade etmez, edemez. Böyle birinin zenginliğine de asla zenginlik denilmez.

Buna göre:

- Asıl zenginlik göz ve gönül tokluğudur. Mal çokluğuna aldanmamak ona gerçek zenginlikmiş gibi bakmamak lazımdır.

- Kanaat, Allah’ın kendisi için takdir ettiğine razı olmak ve ele geçenle geçinmektir.

- Mal kazanma hırsı insanı sınır tanımazlığa götürür.

- Gönlü tok olmayan ne kadar zengin olursa olsun fakirdir.

- İlim ve olgunluk peşinde olmak, gerçek zenginlik için çalışmak demektir. (bk. Riyazü's Salihin - İmam Nevevi Tercüme ve Şerh)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 500+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun