Cennette sevdiklerimizle kavuşacağımızın delilleri nelerdir ?

Tarih: 19.02.2018 - 01:03 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Cennette ve berzahta sevdiklerimizle kavuşacağımıza inanıyoruz buna iman edip bunu umuyoruz, fakat bunu kesin olarak nerden biliyoruz?
- Delilleri nelerdir?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Cennette, birbirini Allah için seven herkesin sevgilerini tazeleyecekleri, eski dostlukların ebedî olarak yeniden kurulacağı, herkesin Allah için sevdiği yakınlarıyla -anne, baba, evlat, kardeş, arkadaş ve akrabaların- birbiriyle görüşeceği ve diledikleri zaman beraber olacakları da Kur'an’ın müjdeleri arasında yer alır.

Bu dostlar ve yakınlar, Kur'an’ın haberine göre derin gölgeliklerde karşılıklı iskemlelerde ve koltuklarda otururlar ve dünya maceralarını birbirlerine naklederler.

İşte ayetlerden bazıları:

“O güzel son (cennet), babalarından, eşlerinden ve çocuklarından layık olanlarla birlikte girecekleri Adn cennetleridir; melekler de 'Sabretmenize karşılık elde ettiğiniz esenlik daim olsun! Dünya yurdunun sonu ne güzel oldu!' diyerek her kapıdan onların yanına girerler.” (Rad, 13/23, 24)

“Onların gönüllerinden her türlü kini kaldırmışızdır. Karşılıklı tahtlarda kardeşçe otururlar. Onlara hiçbir meşakkat erişmez. Onlar oradan çıkarılacak değillerdir.” (Hicr, 15/47, 48)

“Onlar nimetlerle dolu cennetlerde karşılıklı koltuklara kurulmuş halde ikramlara mazhar olurlar.” (Sâffât, 37/43, 44.)

“Onlar bahçelerde ve pınar başlarındadırlar. İnce ipekten ve parlak atlastan elbiseler giyinip karşılıklı otururlar.” (Duhân, 44/52, 53)

Tefsirlerde Adn cennetinin arşın altında, diğer cennetlerin ortasında bulunan, mukarrebun (peygamberler, şehidler, sıddıklar ve alimler) zümresine tahsis edilmiş bir şehir veya saray olduğu (İbn Kesir, IV, 373),  burada altından yapılmış, inci ve yakutlarla süslenmiş, yiyecekler ve hurilerle donatılmış sarayların bulunduğu, içinde tesnîm ve selsebîl pınarlarının aktığı, arşın altından misk kokulu rüzgarların estiği, yani "hiçbir insan gözünün görmediği hayalinin canlandırmadığı nimetlerle” dolu olduğu zikredilir. (Râzî, XVI, 132-133)

Cennet ehlinin birbiriyle görüştüğü gibi, cehennemdeki arkadaşlarıyla da görüştüklerini anlıyoruz:

“O cennet ehli, birbiriyle sohbete dalıp dünyadaki maceralarını sorarlar. İçlerinden biri der ki: 'Benim dünyada bir arkadaşım vardı. Bana sorardı: "Ölüp toprağa karıştıktan ve kemik yığını haline geldikten sonra diriltilip hesaba çekileceğine inananlardan mısın?" diye. Cennetteki arkadaşlarına sorar: 'Şimdi onun ne halde olduğunu biliyor musunuz?' derken bakar, onu çılgın cehennem alevlerinin ortasında görür. Ona der ki: 'Allah’a yemin olsun; az daha beni de helâke sürükleyecektin! Eğer Rabb’imin nimeti olmasaydı ben de cehennem ehlinden olacaktım.' Sonra cennetteki arkadaşlarına, 'Dünyadaki ilk ölümümüzden başka artık bize ölüm yoktur. Öyle değil mi?' der. 'Biz azaba uğratılacak değiliz.' Muhakkak ki bu pek büyük bir kurtuluştur! (Sâffât, 37/50-60)

İlave bilgi için tıklayınız:

Vefat eden akrabalarımız veya tanıdıklarımız bizlere ziyarete gelirler mi? Biz ne zaman ölüleri (kabirleri) ziyarete gidebiliriz?

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 50.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun