Cenaze namazında kırk kişi olursa, ona şefaatçi olur sözü hadis mi?

Cenaze namazında kırk kişi olursa, ona şefaatçi olur sözü hadis mi?
Tarih: 04.02.2022 - 12:01 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Konuyla ilgili hadislerden biri şöyledir:

“Hangi Müslümanın cenazesinde Allah’a şirk koşmamış kırk kişi hazır bulunup namazını kılarsa, Allah, onların ölü hakkındaki şefaatini mutlaka kabul eder.” (Müslim, Cenaiz, 59)

Kadın olsun erkek olsun, Müslümanlar için ümitli olmayı gerektiren birçok müjdeli haberden biri de bu hadîs-i şerîftir. Cenaze namazına iştirak edecek kırk kişilik bir Müslüman grubunun şehadet ve şefaatleri Allah tarafından kabul edilmek suretiyle her Müslümanın affedilme şansı bulunmaktadır.

Hadiste geçen kırk rakamı vazgeçilmez bir sayıyı göstermemektedir. Zira bir başka hadiste (bk. Müslim, Cenaiz 58) yüz kişi denilirken, diğer bir rivayette de üç saflık bir cemaatin bulunması (bk. Ebu Davud, Cenaiz 38-39) yeterli görülmektedir.

Müslümanın Müslüman üzerindeki haklarından biri, öldüğünde cenazesinin kaldırılmasına yardımcı olmaktır. Bu yardım, kimileri için vefat edenin evinden başlar, namazının kılınması ve mezarına defnedilmesine kadar devam eder. Kimileri için de sadece namazını kılmak şeklinde gerçekleşir.

Cenaze namazı zaten ölen için bir duadan, onun bağışlanmasını ve gittiği yeni ve temelli yurdunda rahat etmesini, Allah’ın rahmetine kavuşmasını dilemekten ibarettir.

Küçük yerleşim birimlerinde, hatta bazen büyük şehirlerde bu rakamlar her cenaze için gerçekleşmeyebilir. İşte bu gibi hallerde cenazeye iştirak edenlerin sayısı değil nitelikleri, yani “şirk koşmamış” Müslümanlar olmaları önem kazanır. Tabutu taşıyacak “dört Allah kulu” bile, ölenin bağışlanması konusunda ümitli olmak için yeterlidir. Hele cenaze merasimine sadece katılmak maksadıyla gelmiş, cenaze namazına iştirak etmeden bir kenarda bekleyen yığınlar kimseyi aldatmamalıdır. Müslümanlıkta görünüş değil, öz önemlidir, sayı değil, kalite önde gelir. Ama gerekli öze ve kaliteye sahip kişilerden kırk ya da yüz kişilik bir cemaat varsa, bu da büyük bir nasip, ilahî bir lütuftur.

Özellikle Müslümanların yoğun olmadığı belde ve yörelerde hiç şüphesiz daha az sayıda Müslümanın şehadet ve şefaati de geçerli olacaktır. Bu duruma göre önemli olan sayı değil, cenaze namazına iştirak edecek olanların “Allah’a şirk koşmamış halis Müslümanlar” olmasıdır. Belki kelime-i şehadeti ya da Fatiha’yı okumasını bile bilmeyen kalabalık yığınların, cenaze namazı kılınırken kıyıda köşede bekleşmek suretiyle katıldığı nice cenazeler vardır. Yine sessiz sakin üç-beş Allah kulunun taşıyıp defnettiği cenazeler de vardır.

Burada bizi ilgilendiren hadisteki ümit unsurudur. O da her Müslümanın ölümünde, arkasından kendisi için af dileyecek iyi Müslümanların bulunması halinde, onların dualarını Allah’ın kabul edeceği gerçeğidir.

İyi insanları dost edinmenin, bir mümine sağlayacağı bu imkân küçük görülmemelidir.

Buna göre:

- Allah Teâlâ kullarının dua ve niyazlarını kabul eder.

- Ölmüş bir Müslüman hakkında yapılacak dualar makbuldür, onun bağışlanmasına vesile olur.

- Arkasında kendisine dua edecek dostları olan kimselerin, “bağışlanma ümidi içinde olmaları” pek tabiîdir.

- Cenazede namaz kılmayan yığınlar ve çelenkler değil, kaliteli Müslüman yürekler önem arzeder.

- Cenaze teşyiine katılmak, Müslümanın Müslüman üzerindeki haklarındandır. (bk. Riyazü's Salihin - İmam Nevevi Tercüme ve Şerh)

İlave bilgi için tıklayınız:

Ölen bir kişinin cenazesini taşımanın sevabı var mıdır, bunun hikmeti ...

Cenaze namazı ile ilgili hadis varsa gönderebilir misiniz?

Cenaze namazı sırasında, tanınmayan bir cenaze hakkında ...

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 500+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun