Cehennemdekiler, pişmanlık, utanma, gibi güzel duygulara mı yoksa düşmanlık, kibirlenme, edepten yoksun olma gibi kötü bir ahlak içinde mi azap çekecekler?

Soru Detayı
- Cehennemde, samimi bir tövbe, pişmanlık, utanma, hakperest, Allah´a, zebanilere ve diğer cehennemliklere karşı son derece büyük bir saygı, edep, aklı başına gelip aciz ve fakir olduğunun farkına varıp edebini takınmış vb. güzel bir ahlak içindeki bir insan olarak mı azap görecekler? - Yoksa cehennemde bile Allah´a ve diğer herkese karşı düşmanlık hisleri, kibirlenme, kendini haklı bulma, hakkı görmeme, saygı, hürmet ve edepten yoksun olma vb. kötü bir ahlak içinde olarak mı azap çekecekler?
Cevap

Değerli kardeşimiz,

Cehennemde edep veya edepsizlik diye bir şey söz konusu olamaz. Ateşte yanan bir kimsenin edepli olması neyi ifade eder? Zaten edepsizlikten içeri girmiş... İstese de edepsizlik edemez orada, haddine mi düşmüş!

Ateşe dayanabilen varsa cehennemde ortaya çıksın da isyanını kibirle pekiştirsin... Böyle bir ihtimale ihtimal vermek, ancak hayal dünyasında mümkündür. Dünyadaki hapis gardiyanları karşısında sus-pus olan canilerin, cehennem zebanileri karşısında horozlanmalarına imkân var mı? Bir çok katilin mahkemelerde pişmanlık duyduğunu söylemesi, hapisten kurtulmalarına faydası olmadığı gibi, dünyanın edepsizlerinin cehennemde -zorunluluk ve alçaklılıktan kaynaklanan bir terbiyeyle- edepli davranmalarının da bir yararı yoktur.

Cehennemliklerin büyük bir rezillik, alçaklık, zillet ve perişanlık içinde olacaklarını gösteren bir çok ayet söz konusudur. Konuya misal olarak aşağıda mealleri verilen ayetleri takdim etmiş bulunuyoruz:

“Bir görseydin o suçluları: Rab’lerinin huzurunda, mahcupluktan başları önlerine eğilmiş şöyle derken: 'Gördük, işittik ya Rabbenâ! Ne olur bizi dünyaya bir gönder! Öyle güzel, makbul işler yaparız ki! Çünkü gerçeği kesin olarak biliyoruz artık!..'” (Secde, 32/12)

“Ateşte olanlar bu sefer, cehennem bekçilerine: 'Ne olur, Rabbinize bizim için yalvarın. Bir gün olsun, azabımızı hafifletsin!' derler.” (Mümin, 40/49)

“Orada yüzlerini alevler yalar da ateş dudaklarını yaktığında, dişleri açıkta kalıverir. Allah Teâlâ onlara şöyle buyurur: 'Âyetlerim size okunurdu da siz onları yalan sayardınız değil mi?'"

“Ey Ulu Rabbimiz”, derler, “azgınlığımız, kötü talihimiz ağır bastı, biz de yoldan sapan kimseler olduk bir kere. Ama ne olur ey Ulu Rabbimiz, kurtar bizi bu ateşten, eğer bir daha o kötülükleri yaparsak işte o zaman, kendimize iyice yazık eder, zalimin teki oluruz!”

"Allah Teâlâ: 'Kesin sesinizi, sakın bir daha bana bir şey söylemeye kalkışmayın!' buyurur. Kullarımdan, bir kısmı 'İnandık ya Rabbî! Affet günahlarımızı, merhamet et bize, çünkü Sen merhamet edenlerin en iyisi, en hayırlısısın!' dediklerinde, onları alaya alan sizler değil miydiniz! Sonunda sizin bu davranışlarınız Beni gönlünüzden geçirmeyi, Beni yâdetmeyi size unutturdu da onlarla eğlenip durdunuz.” (Müminun, 23/104-110)

- Aşağıdaki ayette tasvir edildiği üzere, öyle zavallı ve perişan bir halde olan kimselerin kendilerine pay çıkarmaları, orada da bir paye aramaları ihtimalinin olmadığını gösterir. İşte Kur’an’ın tasvir ettiği o korkunç manzara:

“Ama hesap defteri sol tarafından verilen kimse: 'Eyvah der, keşke verilmez olaydı bu defterim!  Keşke hesabımı bilmez olaydım!  N’olurdu, ölüm her şeyi bitirmiş olaydı! Servetim, malım bana fayda etmedi! Bütün gücüm, iktidarım yok oldu gitti!'”

(Allah cehennem bekçilerine emir verir):

“Tutun bağlayın onu, kelepçeleyin! Sonra da cehenneme fırlatın. Sonra da onu, yetmiş arşın uzunluğundaki zincire vurun! Çünkü o, büyükler büyüğü Allah’a inanmazdı. Çünkü o, fakiri doyurmayı teşvik etmezdi. Bugün artık burada O’nun bir dostu olmaz.” (Hakka, 69/25-35)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
UYGULAMALAR