Bütün insanlar Hz. Âdem’den geldiğine göre, çocukları (kardeşler) birbirleriyle nasıl evlendi?

Soru Detayı

- Hz. Âdem ve Havva'nın çocukları neden evlenmiş, yani kardeş kardeşe nasıl nikah kıyılmış?
- Bu mümkün müdür, böyle bir şey var mıdır?
- Bundan kardeşlere nikâh düşer, bunu mu çıkartmalıyız?
-  Dinimizde böyle bir şey var mıdır?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

İnsanlar Hz. Âdem’le Hz. Havva’dan doğarak çoğalmışlardır. Havva anamız hep ikiz doğum yapıyordu. Bunlardan birisi erkek, diğeri de kızdı. Hz. Âdem, aynı anda doğan ikizleri, bir önce veya bir sonra doğan ikizlerle evlendiriyordu. Habil’le beraber doğan kız çirkin, Kabil’le birlikte doğan kız ise güzeldi. Bu durumda Hz. Âdem, Habil’in, Kabil’le beraber doğan kızla, Kabil’in de Habil’le beraber doğan kızla evlenmesini istedi. Fakat Kabil buna razı olmadı, kendisiyle doğan güzel kızı Habil’e vermek istemeyerek kendisi almak istedi. (bk. Taberi, İbn Kesir, Razî,  Maide, 5/27. ayetin tefsiri)

Hz. Âdem buna müsaade etmedi ve meseleyi Allah’a havale etti. Cenab-ı Hakk'tan gelen emir üzerine her ikisinin de Allah’a birer kurban takdim etmelerini, hangisinin kurbanı kabul edilirse Kabil’in bacısının ona ait olacağını söyledi. Bunun üzerine Kabil bir demet buğday, Habil de bir koyunu kurban olarak takdim etti. Gökten inen bir ateş Habil’in kurbanını aldı, Kabil’inki olduğu yerde kaldı. Bu durumda Habil haklı çıkmış ve kızı almaya hak kazanmıştı. Fakat Kabil iyice çileden çıkmıştı. Bu hâdise Kur’ân’da şöyle anlatılır:

“Onlara Âdem’in iki oğluna dair haberi hak ile oku. Onlar birer kurban takdim ettiklerinde, birisinin kurbanı kabul olunmuş, diğeri kabul olunmamıştı. Kurbanı kabul olunmayan diğerine, ‘Ben seni öldüreceğim.’ dedi. O da ‘Allah ancak takva sahiplerinin kurbanını kabul eder.’ diye cevap verdi."

“Habil şöyle devam etti: ‘Eğer sen öldürmek için elini bana uzatırsan, ben seni öldürmek için elimi kaldıracak değilim. Çünkü ben âlemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım. Dilerim ki, sen benim günahımı yüklenesin de cehennem ateşinin ehlinden olasın. Bu da zalimlerin cezasıdır.' "

“Sonra nefsi, kardeşini öldürmeyi ona kolay ve hoş gösterdi; o da kardeşini öldürüp hüsrana uğrayanlardan oldu. Sonra Allah, kardeşinin cesedini nasıl örteceğini göstermek için, ona, yeri eşeleyen bir kargayı gönderdi. Kabil, ‘Yazıklar olsun bana!’ dedi. ‘Şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini örtemedim!’ Artık o yaptığına pişmanlık duyanlardan olmuştu.” (Mâide, 5/27-31)

Hz. Âdem’in çocuklarının birbirleriyle evlenmelerinin dindeki yerine gelince; Hz. Âdem (as)’den Peygamber Efendimize (asm) gelinceye kadar bütün peygamberler hak dini tebliğ etmişlerdir. Dinin temeli olan îman esasları hep aynı kalmıştır. Fakat şeriat dediğimiz, ibadet ve dünyaya ait işlerde Hz. Âdem’den Peygamberimize kadar her devrin icaplarına, insanların ihtiyaçlarına göre bazı hükümler değişerek gelmiştir. Cenab-ı Hak her devrin insanının yaşayışını ve menfaatini gözeterek her ümmete ayrı bir şeriat göndermiştir. Mâide Sûresinin 48. âyetinde bu hususta, “Sizin her biriniz için Biz bir şeriat ve açık bir yol tayin ettik.” buyurulur.

Bediüzzaman da bu meseleyi şöyle izah eder:

“Asırlara göre şeriatlar değişir. Belki bir asırda kavimlere göre ayrı ayrı şeriatlar, peygamberler gelebilir ve gelmiştir. Hâtemü’l-Enbiya’dan (a.s.m.) sonra şeriat-ı kübrası (büyük şeriatı) her asırda, her kavme kâfi geldiğinden muhtelif şeriatlara ihtiyaç kalmamıştır.” (Nursi, Sözler, s. 454)

Meselâ, Yahudiler ancak havralarda, sinagoglarda, Hristiyanlar sadece kiliselerde ibadet edebilirlerken, biz Müslümanlar her yerde namaz kılabiliyoruz. Yine sığır ve koyun gibi hayvanların iç yağları Hz. Musa (as)’ın şeriatında haramken, bizim dinimizde helâldir.

Hz. Âdem (as) ise ilk insan ve ilk peygamberdir. Allah ona da bir din ve bir şeriat göndermiş ve öğretmişti. O da Allah’ın kendisine gösterdiği şekilde hareket ediyordu. Cenab-ı Hak, Hz. Âdem’in çocuklarının birbirleriyle evlenmesini de bir zaruretten dolayı helâl kılmıştı. Çünkü insan neslinin artması gerekiyordu. Başka insan da olmadığına göre, bir zaruret olarak kardeşlerin birbirleriyle evlenmesi gerekiyordu. Bu âdet bir süre devam etti, fakat insanlar çoğalınca böyle bir evliliğe ihtiyaç ve zaruret kalmadı ve bu tatbikat da kalkmış oldu.

Allah, nasıl ki Hz Âdem'in eğe kemiğinden Hz  Havva'yı O'na eş olarak yarattıysa, değişik seferde doğan bu kardeşleri de birbirine yabancı suretinde yaratabilir. Daha sonra ise insan nesli çoğaldı ve Allah bundan sonra farklı ikizlerden de olsa kardeş evlenmesini yasakladı.

Bunun helal olması ise temelde Allah'ın emriyle alakalıdır. Çünkü bir işin kötü olması Allah'ın yasaklamasından dolayı, iyi olması da emretmesinden ya da serbest bırakmasından dolayıdır.  Yani Allah emreder güzel olur, Allah yasak eder kötü olur. Esas olan da budur.

Ayrıca, konuyla ilgili Nisa Suresi 1. Ayet kapsamında yapılmış farklı bir bakış açısı için aşağıdaki açıklamaları da okumanızı tavsiye ederiz:

"Ey insanlar! Sizi bir tek nefisten yaratan ve ondan da eşini yaratan, ikisinden birçok erkek ve kadın üretip yayan Rabbinize itaatsizlikten sakının. Adını anarak birbirinizden dilek ve istekte bulunduğunuz Allah’tan ve akrabalık haklarına riayetsizlikten de sakının. Şüphesiz Allah sizin üzerinizde gözetleyicidir." (Nisa, 4/1)

Ayetin Tefsiri;

Kur’ân-ı Kerîm’de “Ey insanlar!” hitabının hedef kitlesi yalnızca müminler değil, bütün insanlardır. Bu sebeple âyette “Allah’tan sakının” yerine “Rabbinizden sakının” meâlinde bir ifade kullanılmıştır. Çünkü insanların yaratıcı ile kulluk ilişkisine “Allah ve ilâh”, insan olarak yaratılma ve geliştirilme ilişkilerine ise rab ismi uygun düşmektedir. Zira bu isim, yaratmayı ve yaratılana belli özellikler içinde var oluş imkânı vermeyi ifade etmektedir.

Hitabın, arkadan gelecek hükümler bakımından, hiçbir fark gözetmeksizin bütün insanları hedeflemiş olmasının ikinci delili de insanlar arasındaki ilişkilere -biri geniş, diğeri nisbeten dar olan- iki unsuru temel kılmış olmasıdır:

a) Bütün insanların asıl maddesi, özü olan “nefis”,

b) İlk rahimden (bütün insanların annesi olan Havvâ’nın rahminden) son rahime (her bir insanın annesinin rahmine) kadar gelen rahimler. Yaratanı bir, özü ve aslı bir, ilk oluşta anası babası bir, sonraki oluşlarda da soyu ve ailesi bir olan insanların yalnızca bu birlikten kaynaklanan birtakım hakları ve ödevleri (bu mânada insan hakları) olacaktır, olmalıdır; Nisâ sûresi de bu hakların ve ödevlerin önemli bir kısmını açıklamak üzere gönderilmiştir.

Kur’an’da nefis (çoğulu enfüs), “insan, insanın veya başka bir şeyin kendisi, insanın hayatta iken insan olmasını sağlayan (insanın onun sayesinde, ona sahip olduğu için insan olduğu), ölünce de ebedî varlığını devam ettiren unsuru” mânalarında kullanılmıştır. Bazı âlimler, filozoflar ve sûfîler ruh ile nefsi aynı varlığın iki adı olarak açıklamışlar (Meselâ bk. Gazzâlî, İhyâ’, III, 2 vd.), bazıları ise nefis ile ruhu farklı mahiyetler olarak tanımlamışlardır.

İkinci tanımlamaya göre Allah Teâlâ her bir insan için tıpkı bedeni gibi bir de nefis yaratır, Şah Veliyyullah’ın “neseme” adını verdiği bu nefis, insanın hayatı boyunca yapıp ettiklerine göre mânevî bir yapı ve kişilere göre farklı özellikler kazanır. Ruh ise şahsî değil umumidir; tek bir enerji merkezinden gelip ampülleri aydınlatan elekrik gibidir ve ilâhîdir, Allah’a aittir, halk âlemine değil emir âlemine dahildir, nefis için Allah’ın rızâsına götüren yolu aydınlatır veya onu bu yola çeker.

İnsanın tabiatında ve yapısında Allah’ın rızâsına aykırı yola çeken güçler de (heyecanlar, güdüler, ihtiyaçlar) vardır, ayrıca şeytanın da işi, insanı Allah yolundan saptırmaya çalışmaktır. İnsan (nefis), aldığı eğitim ve iradesi sayesinde bu iki çekim merkezi arasında mücadele ve imtihan vererek dünya hayatında kulluğunu ve tekâmülünü gerçekleştirmeye çalışır; “emmâre” (kötüye çeken, kötüyü emreden) nefis olmaktan kurtularak, “levvâme” (kendini tenkit eden, kınayan), “mülheme” (ilâhî ilhama mazhar olan), “mutmainne” (şüphelerden ve geçici zevk bağımlılığından kurtularak huzura eren), “râdıye” (Allah’ın takdirine razı olan), “merdıyye” (Allah’ın rızâsına mazhar olan) nefis basamaklarına veya derecelerine tırmanmak için çabalar (Şah Veliyyullah, et-Tefhîmâtü’l-ilâhiyye, I, 222; II, 216 vd.; Hüccetullâhi’l-bâliga, I, 38-40, 58-61).

Âyette önce “sizi bir tek nefisten yaratan” denilmiş, sonra “ondan da eşini yaratan” buyurulmuştur; insanlardan her birinin babası ve anası bulunduğuna, her birey üreme kanunları çerçevesinde meydana geldiklerine göre burada “nefisten, ondan yaratan” sözünü “onun bir parçasından” (meselâ kaburgasından) şeklinde değil, “onun özünden, ona benzer (misli) olan asıldan ve kökten (buradaki ifadeye göre nefisten) yaratan” şeklinde anlamak gerekir. Nitekim “Onlara ısınıp kaynaşasınız diye size kendi türünüzden (nefislerinizden) eşler yaratıp aranıza sevgi ve şefkat duyguları yerleştirmesi de O’nun kanıtlarındandır.” meâlindeki âyette de bu kelime aynı mânada kullanılmıştır (Rûm, 30 / 21). Nahl, 16 /72 ve Şûrâ, 42/11 sûrelerinde de benzer ifadeler vardır.

Bütün bu âyetlerde “nefsinden yaratmak”, “vücudunun bir parçasından yaratmak” mânasında değildir. Buna göre meâli ve numaraları verilen âyetler, Havvâ’nın aslının, Âdem’in kaburgası olduğu şeklindeki yaygın inancın delili olamaz. Havvâ’nın veya kadınların eğri kaburgadan yaratıldığını ifade eden hadisler, kadınla erkeğin tabii (fıtrî) olan ve değişmemesi gereken farklılıklarını ve özelliklerini anlatmak üzere yapılmış bir benzetmedir, mecazî bir anlatımdır. Nitekim bazı rivayetlerde açıkça “Kadın kaburga gibidir.” buyurulmuştur (Buhârî, “Nikâh”, 79, 80; Müsned, V/151). Hadislere göre kadınları erkeklere benzetmeye, tabii özelliklerini yok etmeye kalkışmak, eğimli yaratılmış kaburga kemiğini düz hale getirmeye uğraşmak gibidir. Kaburga ancak kavisli olduğunda uygun, sağlam ve kâmildir, fonksiyonunu yerine getirir; düz olsaydı akciğerin şekline uymaz ve onu koruyamazdı. Şu halde onu düzeltmeye çalışmak bozmaya ve kırmaya çalışmak demektir.

Âdem ile Havvâ yaratıldıktan sonra bunlardan birçok erkek ve kadının meydana getirildiği ve yeryüzüne dağıtıldığı ifade buyurulmaktadır. Bazı müfessirler dünyada yalnızca bir erkekle bir kadının bulunduğu bir zamanda bunların çocuklarının nasıl çocuk meydana getirebilecekleri üzerinde durmuş ve “birinci batında ikiz doğan bir erkek ve bir kızın, ikinci batında yine ikiz doğan bir kız ve bir erkekle evlendiklerini, o tarihte başka yolu bulunmadığı için Allah’ın farklı batınlarda doğan kardeşler arasında evlenmeyi câiz kıldığını" ifade etmişlerdir (Tabâtabâî, IV/146). Bize göre böyle bir tasavvur zaruri değildir; çünkü Allah Teâlâ’nın insanı nasıl yarattığını açıklayan âyetlerde topraktan, çamurdan, nefisten ve Allah’ın ruhundan üflemesiyle yaratıldığı kayıtları ve şekilleri vardır.

Son şekil Hz. İsa (as)'ın yaratılmasıyla ilgilidir. Meryem, bir erkekle beraber olmadan Allah’ın ruhun dan üflemesi (Enbiyâ, 21/91; Tahrîm, 66/12) ve bunun açıklaması mahiyetinde olan “ruhun insan şekline bürünüp Meryem’e görünmesi”yle (Meryem, 19/17) hamile kalmış ve Allah’ın ona ulaştırdığı bir “kelimesi” (Nisâ, 4/171) olarak Hz. Îsâ’yı doğurmuştur.

Kezâ Hz. Zekeriyyâ (as) bir zürriyet vermesi için Rabbine dua etmiş, Rabbinin de duasını kabul ederek Yahyâ’yı ona vereceğini müjdelemesi üzerine “kendisinin yaşlandığını, eşinin de çocuktan kesildiğini ifade ederek, bunun nasıl olacağını" sormuştu. Rabbin ona cevabı şöyle olmuştur: “İşte böyle; Allah dilediğini yapar.” (Âl-i İmrân, 3/40); “... O, bana kolaydır; daha önce, sen hiçbir şey değilken seni de yaratmıştım.” (Meryem, 19/9).

Hz. Âdem (as)’in yaratılmasında ana da yoktur baba da; Hz. İsa (as)'ın yaratılmasında yalnızca ana vardır; Hz. Yahyâ (as)’ın yaratılmasında ana ve baba vardır, fakat çocuk yapma kabiliyetleri mevcut değildir.

Kur’ân-ı Kerîm’de ve sağlam rivayetlerde “kardeşlerin birbiriyle evlendikleri” bilgisi verilmediğine göre, ilk yaratılan erkekle kadından birçok erkek ve kadının türetilmesinin nasıl olduğunun bilinmediğini, yukarıda zikredilen şekillerden birisine göre veya bir başka şekilde yaratma ve çoğaltmanın olabileceğini ifade etmek de mümkündür. (bk. Kur’an Yolu, Nisa Suresi 1. Ayetin tefsiri)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorumlar

AbdullahG

Cevap için çok teşekkürler, Hz. Meryem Hz. İsa (A.S)'ı nasıl ki Allah'ın izniyle babasız doğurabildiyse, Hz. Havva'nın da ilk veya ikinci doğumlarını sırrını yalnız Allah'ın bilebileceği bir şekilde gerçekleştirmiş olabilir..

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
muratas

Çalışmalarınız devamı diliyorum. Allah kuvvet versin hepinize....

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
edim

Sayenizde kafamda soru işaretı kalmyacak Allah sizden razı olsun..

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
nazirekeskin

bazi arkadaslar ikna olmadiklarini veya anliyamadiklarini yaziyorlar yeryuzunde baska insan olmadigina gore kiminle evleneceklerdi acaba seytanlarlami yoksa eyriyi dogruyu Allahtan iyimi biliyorlar? TESEKURLER

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
eelliiff

kesinlikle ikna olduğumu söyleyemicem...

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
durmaz95

bencede cok ayrintili bir cevap daha ne soylenmesi gerekiyor anlamadim.tsk ederim.. Allah razi olsun.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
ebrar rana

iyi ki böyle bir site kurulmuşta bizler de sorularımıza net cevaplar bulma şansına sahip olduk allah razı olsun

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Silver Surfer

Sanırım ancak bu kadar güzel açıklanabilirdi. Çok teşekkürler sevgili editör. ALLAH zihin açıklığı versin arttırsın.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
aysee23

evet ben de çok merak ediyordum bunu Allah razı olsun..

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
ayisigi312

Mükemmel anlatmışsınız. Allah razı olsun

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
alarash

kafam iyice karışıktı epey kendime geldim cevabınızla teşekkürler

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Alaq-67

Anlaşılır Hali Şudur Ki...

Havva, İlk Doğumunda İkiz Çocuk Dünyaya Getirmiştir.. Biri Erkek Diğeri Kızdır..
İkinci Doğumundada İkiz Olarak Yine Biri Erkek Diğeri Kız'dır..
İlk Doğan Erkek İkinci Doğan Kız İle..İlk Doğan Kız İkinci Doğan Erkek İle Evlenmiştir..Yani Çaprazlama Birbirlerine Helal Kılınmışlardır...

Şuan İçin Ters Bir Durum Gibi Görünsede Yüce Allahın Emridir Ve Tartışılması Yanlıştır...

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
galatasaray333

BURADA ZARURUİ BİR DURUM VAR ÇOK MANTIKLI GELDİ BANA İNSANLARIN ÇOGALMASI İÇİN

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
mustafacelik955

Cenab ı Allah herşeyin iyisini ve doğrusunu bilir.Bu hadise bu şekilde olmuşsa bununda hikmeti Cenabı Allah'ta saklıdır.İnsan nesli için gerekliymiş ve olmuş bence garip bir durum yok.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
MEHMET BARULAY

İkna olmayan arkadas nisa suresını Turkce mealının ılk otuz ayetını okusun

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
ebubekir25

merak ettiğim bir soruydu sizde çok güzel anlat
mışsınız teşekkür ederim.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
cavcav

elif bir defa daha okumanızı tavsiye ederim.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
piskin

ALLAH RAZI OLSUN ÇOK İKNA EDİCİ BİR CEVAPTI TEŞEKKÜRLER.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
üçharfbeşnokta

Emeğine Sağlık hocam Allah (c.c) razı olsun.
Sizleride Allah (c.c) şaşırtmasın arkadaşlar.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
cakarb

çok teşekkür ederim tam istediğim cevabı aldım.allah sizden razı olsun....

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
esma eylul

ikna olmayan arkadaslar bence tekrar dusunsunler bana cok mantikli geldi. Allah razi olsun.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
gulcankbco

verilen cevap yeterli gelmedi galiba hala kardeşlerin evlenmesini yadırgıyorum ve çok saşırdım

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
nisanuray

ALLAH RAZI OLSUN GERÇEKTEN ÇOK İKNA EDİCİ BİR CEVAPTI
BEN KURAN ÖĞRETİCİSİ OLARAK CEVABINIZI ÇOK TATMİN EDİCİ BULDUM

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
0602usta

anlatım gayet sade ve açık cevap gayet mantıklı

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Editör
(ahmet)

Evlilik dini bir kurumdur. Kimin kiminle evleneceğini helal yada haram kılan Allah’ın hükümleridir. İnsanlar bazı kişilerle evlenmiyorsa, bu Allah yasakladığı içindir.

Hz. Adem’in çocuklarını düşünürsek Allah onlara böyle bir yasak getirmediyse, evlenmeleri de haram olmaz. Zaten bir tek anne-babanın olduğu bir dünyada onun neslinden gelenlerin başka şekilde nesillerini devam ettirmeleri de mümkün değildir.

Fıtrat da, şeriat da, yaratılış da, hüküm de Cenâb-ı Hakka aittir. O dilerse hükmünü ve şeriatını değiştirir, dilerse fıtratları ve yaratılışları değiştirir. Hüküm ve irâde onundur. Biz buna iman ediyoruz.

Olayın bir başka yönü de eğer insanlık birkaç Adem ve Havva'dan çoğalsaydı, o zaman seyretseydik yeryüzünde olan hadiseleri. Çünkü, Adem'in birinin soyundan gelen insanlar, illa bizim ırkımız üstündür, diğer Adem ve Havva'nın soyundan gelen insanlar, illa bizim ırkımız üstündür der ve yok sen şu Adem'densin, yok ben bu Adem'denim, derlerdi.. Bu sefer de, insanlar, devamlı birbirleri ile harp halinde olur, yeryüzünde hiç mi hiç huzur kalmazdı.

Diğer yönden, ikiz doğan Hz. Adem'in çocukları, çaprazlama evlenmişlerdir. İkizler birbiriyle değil, kendilerinden önce veya sonra doğanlarla evlenmişlerdir. Hadiselerle tespit edilen bu hususa göre, hikmet-i ilahiyece ikizler arasında yine bir kanuna riayet edildiği görülüyor.

Ayrıca, ahlakî yönden mühim bir tarafı da, Hz. Adem'in çocukları birbirleriyle evleneceklerini bilmiyorlardı. Hüküm sonra geldi. Belli bir dönem sonra da kardeşler arası evliliğe ihtiyaç kalmadığı için yasaklandı.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
volken156

Allah Razı Olsun. bu soruya ancak bu kadar açık ve net cevap verilebilirdi. Allah yâr ve yardımcınız olsun...

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Rabbini Seven G...

Allah sizden razı olsun.Bu olay gerçekten kafama takılmıştı.şimdi daha iyi anlıyorum.

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Veysel2121

Benim size güvenim tam,Allah(c.c) sizden razı olsun kafamdaki boşlukları dolduruyorum sizin sayenizde...

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
UYGULAMALAR