Bir hadisde "Allah âdemoğluna zinadan nasibini yazmıştır.” denilmektedir. Bu nasip rızık gibi bir şey midir? Ayrıca gözlerin, ellerin, dillerin ve ayakların zinası ne demektir?

Tarih: 08.12.2009 - 00:00 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Soruda geçen hadisin meali şöyledir:

"Hiç şüphe yok ki, Allah, âdemoğlunun zinadan nasibini yazmıştır. Buna erişecektir. Gözlerin zinası bakmak, kulakların zinası dinlemek, dilin zinası konuşmak, elin zinası tutmak, ayağın zinası da yürümektir. Kalb ise heves eder, temenni eder. Tenasül uzvu bunu tasdik eder veya yalanlar." (bk. Buharî, Kader 9, İstizan 12; Müslim, Kader 20, 21; Ebû Dâvûd, Nikâh 43)

Hadiste geçen konuları bir rızk gibi değerlendirmek çok isabetli görünmüyor. Burada, insanoğlunun kendi özgür iradesiyle yapacağı bir tercih sonucundan söz edilmektedir. Allah’ın ezelî ilmiyle bildiği bir yanlış tercih vakasına işaret edilmektedir. Yoksa, insanlara zorunlu olarak yaptırılan bir iş yüzünden onları suçlu saymak adalet anlayışına uygun olmaz.

Hadiste söz konusu edilen “yazılım” kavramı, kadere işarettir. Kader ise, ilmin bir nevidir. Buna göre, bunun anlamı şöyle olur:

“Allah ezelî ilmiyle insan oğlunun kendi özgür iradesiyle zinadan bir pay alacağını bilmektedir."

İlim vasfı, zorunlu yaptırım gücü olamayan bir sıfattır. Ama Allah bu sıfatıyla neyin nasıl ve ne zaman olacağını da öyle bilir ki onda asla yanılmaz. Ve kimse de onun bu bilgisini yanılgıya çeviremez. Hadisteki kesinlik ifadesi bu gerçeğe işarettir.

Bu hadis-i şerifte sayılan elin, gözün vb. organların işlediği zinalar, aslında tam bir zina değildir. Bunlara belki, zinanın mukaddimeleri veya zinaya götüren sebepler denebilir. Farklı uzuvların zinası olarak sayılan bu fiiller de haram olmakla beraber, bunları yapanlara, fiilî zinayı işleyenlere verilen cezalar verilmez.

Diğer taraftan hadisi rivayet eden İmam Buhârî ve Müslim, hadisin ilk cümlesini dikkate alarak,  ona Sahîhlerinin Kader bölümlerinde yer vermişlerdir. İnsanoğlunun şehvet ve karşı cinse ilgi duyma gibi meyillere yaratılıştan sahip olduğuna ve bunun uzantısı olarak herkesin bu duygularını tatmin yolları arayacağına, yani bu konuda herkesin belli bir kaderi olduğuna ve bunu Allah Teâlâ'nın  bildiğine dikkat çekmek istemişlerdir.

Herhangi bir kayıt olmadan mutlak olarak zina dediğimizde, evli olmayan yani aralarında nikâh bağı bulunmayan bir erkekle kadının cinsel ilişkiye girmesi anlaşılır. İsterse ilişkide bulunduğu kişi nişanlısı olsun, evlilik gerçekleşmediyse bu ilişki zina olur. Zinayı şu şekilde tarif edenler de olmuştur:

“Dinin meşrû kabul ettiği bir akde dayanmaksızın, irâde ve ihtiyar ile yapılan haram olan bir araya gelme, yani çiftleşme. Bu cürmü işleyen erkeğe zâni, kadına da zâniye denir.”

İşte İslam hukukunda, bu tür bir yasak ilişkiye giren kimse için takdir edilen ve evli veya bekâr olmasına göre değişen ceza, ifade ettiğimiz türden zina cezasıdır.  

Zina konusunda ayet-i kerimelerde şöyle buyrulur:

“Zinaya yaklaşmayın.” (İsrâ, 17/32),
"Mü'min erkeklere söyle; gözlerini haramdan sakınsınlar! (Nûr, 24/30),
"Kulak, göz ve gönül, bunların hepsi yaptıklarından sorumludur." (İsrâ, 17/36),
"Allah, gözlerin hâin bakışını ve kalplerin gizlediğini bilir." (Mü'min, 40/19)

Yani zinaya giden yollar baştan kapatılır. Öyleyse, zina haram olduğu gibi zinaya sebebiyet verecek tavır ve davranışlar da haramdır. Bu âyetler, Müslümanların tam anlamıyla denetim altında sorumlu bir hayat yaşadıklarını ortaya koymaktadır. Konuyla ilgili yasak, "Mü'min erkeklere söyle; gözlerini haramdan sakınsınlar!" diye belirlenmekte; sorumluluk çerçevesi ise, "Kulak, göz ve gönül, bunların hepsi yaptıklarından sorumludur." âyetiyle açık bir şekilde çizilmektedir.

Bu âyet-i kerîmeler insana, gizli-açık ayırımı yapılmaksızın en küçük teferruâtına kadar bütün hareketlerinin daima göz önünde ve kayıt altında olduğu gerçeğini en küçük bir tereddüde yer bırakmayacak kesinlikte anlatmaktadır.

Soruda geçen ve başta anlamı verilen hadisde dikkat çeken husus, insanın sahip bulunduğu organların tabiî işlevlerini gayri meşrû bir zeminde yapması, onları, üreme organıyla "meşrûiyet dışına taşma" noktasında birleştirmesidir. Söz konusu organların bu yaptıklarına zina denilmesi işte bu açıdan yapılmış bir değerlendirmedir.

Öte yandan bu organların söz konusu fiilleri, asıl zinaya götürücü, öncü  fiillerdir. Bu bakımdan, o kötü sonuçtan Müslümanlar sakındırılmış olmaktadır. Hadiste de açıkça belirtildiği gibi üreme organı, öteki organların ve özellikle kalbin, nefsin, bu konudaki istek ve arzusunu fiilen gerçekleştirmedikçe zina suçu işlenmiş olmaz. Allah korkusu, iktidarsızlık, tiksinme gibi çok çeşitli sebeplerle tenâsül uzvu, bütün bu istek ve hazırlıkları boşa çıkarabilir. O zaman öteki organların yaptıkları, kendi çaplarında küçük birer günah olarak kalır. Bu tür hatalara, "Ufak tefek kusurları dışında, büyük günahlardan ve edepsizliklerden kaçınanlara gelince, bil ki Rabbin affı bol olandır." (Necm, 53/32) âyetinde geçtiği gibi Kur'ân-ı Kerîm'in ifâdesiyle "lemem" denilmektedir.

Bir şeye bir anlık ilgi duyup üzerinde durmamak anlamından hareketle lemem, küçük kusurlar, küçük günahlar ve ufak-tefek hatalar olarak değerlendirilmiştir. Ashâb-ı kirâm arasında "tercümânü'l-Kur‘ân" diye bilinen Abdullah İbni Abbas Hazretleri, bu hadisi zikrederek, "Ebû Hüreyre'nin  Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem'den rivayet ettiği (soruda geçen) hadisdeki fiillerden daha çok, küçük günahlara (lemem) benzeyen bir başka fiil bilmiyorum." demiştir. (bk. Buhârî, İsti'zân 12; Ebû Dâvûd, Nikâh 43). Doğrusu da budur.

Hadîs-i şerîfin bilhassa son cümlesi kalp ya da nefis ile üreme organı arasında bir duygu iletişimi olduğunu belirlemektedir. Yani cinsel ilişki, aslında psikolojik yoğunlaşma olmadan gerçekleşmez. İstek ve arzu ya da şehvet duygularının yoğunlaşması da her zaman sonuca ulaşmak için yetmez. Üreme organının, bu duygulara eşlik etmesi gerekir. Bu sebeple hadiste "Üreme organı (ferc) ise, bunu ya gerçekleştirir, ya da boşa çıkarır." buyurulmuştur.

Bütün bu açıklamalardan sonra hadisin mânası şöyle olur:

"Ademoğulunun zinadan nasibi takdir edilmiştir. Kiminin zinâsı hakiki, kimininki ise, bakılması haram olan kadına bakmak, zinaya dair konuşulanları dinlemek, yazılı veya görüntülü yayınları izlemek, yabancı bir kadına elle dokunmak veya öpmek, zina etmeye gitmek gibi mecâzî zinadır. Mecâzî zinanın bütün türleri de haramdır. Kalp veya nefis zinayı ister, ancak hakiki zinanın gerçekleşmesi üreme organına bağlıdır. O bazen uygular, bazen de bu istekleri boşa çıkarır."

Sonuç:

- Zina, büyük günahlardandır.

- Fiiller, sebep oldukları sonuçlara göre hüküm alırlar. Harama aracı olan her fiil haram, vâcibe vesile olan fiiller de vâciptir.

- Nâmahreme bakma, dokunma, tutma, öpme ve haram işlemek için bir yere gitme gibi  gayri meşrû fiillerin hepsi yasaklanmıştır ve bunların her birine mecâzen zina denilebilir.

İlave bilgi için tıklayınız:

Kader konusunda detaylı bilgi verir misiniz?

Bizim ne yapacağımız, kaderimizde yazılmış ise, ne suçumuz var? Allah cennet veya cehenneme gideceğimizi biliyorsa ne diye bizi bu dünyaya gönderdi? 

 Allah neden "zina yapmayın" değil de "zinaya yaklaşmayın" diyor? Harama bakmama üzerinde niye bu kadar duruluyor? Müstehcen görüntülere bakmaya din ne diyor?

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Kategori:
Okunma sayısı : 10.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun