Batıl yok olmaya mahkum mu?

Soru Detayı
Kıyamete yakın dünya tekrar zıvanadan çıkacak batıl kazanmış olmuyor mu? Allah kitabımızda zaten batıl yok olup gitmeye mahkumdur diyor. Kafama şöyle bir soru takıldı: Kıyamete yakın dünya tekrar zıvanadan çıkacak tekrar ahlaksızlık adaletsizlik fuhşiyat normal karşılanacak. O zaman batıl galip gelmiş olmuyor mu? Batılın görevi zaten bu değil mi? Dolayısıyla ayet ile bu durum çelişmiyor mu?
Cevap

Değerli kardeşimiz,

Batıl, en sonunda yok olmaya mahkumdur. "İşte ahiret yurdu, onu yeryüzünde böbürlenme ve fesad çıkarmak istemeyenlere veririz. Akıbet (iyi sonuç) muttakilerindir." (Kasas, 28/83)

- “De ki: Hak geldi, batıl yıkılp gitti. Şüphesiz batıl yok olmaya mahkumdur.” (İsra, 17/81) mealindeki ayette yer alan “hak” ile “batıl” kavramı farklı yorumlara konu olmuştur:

a) Hak Kur’an’dır. Batıl ise şeytandır. Hak, Cihaddır. Batıl şirktir.

Bununla beraber. Taberi’nin tercih ettiği yoruma göre; Hak, her türlü  doğruyu, hak ve hakikati içine alan, Allah’ın razı olduğu işleri yapmak ve emirlerine itaattir. Batıl ise, şeytanı hoşnut eden, her türlü yanlış ve günahtır. (Taberi, ilgili ayetin tefsiri)

b) Hak, Kur’an’dır. Batıl ise şirktir.

Kur’an geldiğinde bütün çeşitleriyle şirk yok oldu. Rivayete göre, Peygamber Efendimiz (asm) Mekke’nin fetih gününde Kâbenin çevresindeki 360 putu yıkmıştır. Elindeki değneğiyle onlara dokunurken, söz konusu ettiğimiz ayeti okuyordu. Hangi puta dokunsa hemen yere yıkılıyordu. (Buhari’nin rivayet ettiği bu hadis için, bk. Semarkandi, Razi, Kurtubi, İbn Kesir, ilgili ayetin tefsiri)

c) Hak: İslam dinidir. Batıl ise, İslam’ın dışında kalan dinler ve diğer düşüncelerdir. (bk. Razi, ilgili yer)

Bu yorumlardan bazıları bizi tatmin edebilir. “Hak geldi, batıl yıkılıp gitti”nin anlamı, Kur’an’ın gelmesiyle yanlışların ortadan kaldırılmasıdır.

Bununla beraber biz tercihimizi, “İslam dininin ortaya koyduğu bütün güzellikler, gerçekler haktır; yanlış, çirkin diye vurguladığı her şey batıldır” şeklinde ifade edilebilen Taberi, Razi ve benzeri alimlerin tercihleri doğrultusunda kullanmayı uygun görmekteyiz. Sorunuz da bu yoruma göre bir değer ifade eder. Şimdi de bu yorumu esas alarak soruya cevap vermeye çalışacağız:

1) Önce şunu belirtelim ki, ayette “batılın yok olacağına” işaret eden ifade umum değil, mutlaktır. Mutlak ifadeler ise kayıtlanabilir. Buna göre, Kıyametten önceki batılın güçlenmesi bir isitsna teşkil eder.

2) Hükümler ekseriyete göredir. Hakkın galib, batılın mağlubiyetiyle ilgili Kur’an’ın mutlak ifadeleri de ekser zamanlardaki durumu anlatmaya yöneliktir. İslam geldikten sonra, ta kıyamete kadar zamanların büyük çoğunluğunda hak galip, batıl ise mağlup olmuştur.

3) Hakikat nokta-i nazarında Hak, faydalı ilimleriyle, delilleriyle daima üstündür. Batıl ise bunlardan mahrum olduğu için her zaman alçak bir konumdadır.

Demek ki, asıl olan üstünlük, hakkın gerçekliği, ilmi delillere dayanan hakikatlerine aittir. Batıl ise bu manevi mücadeleden her zaman mağluptur. Çünkü elinde ne bir hakikat, ne bir yarar ve ne de ilmi bir dayanağı vardır.

Bu ayetin hemen öncesinde yer alan “(De ki: Allah’ım!) Katından bana yardımcı olacak bir kuvvet/bir delil ver.” mealindeki ifadeden de hakkın delil ve ilme dayalı üstünlüğünü anlamak mümkündür.  

Allah, elçisinin bu duasını kabul etmiş ve “Allah senin insanlardan korur”, “Allah tarafında yer alan topluluk şüphesiz galip olacaktır”, “Şüphesiz Allah sizin içinizde iman edip salih amel işleyen bazı kimseleri halife yapacaktır.” (Nur 55) gibi ayetlerle bu duayı kabul ettiğini ilan etmiştir.

Sonra da Peygamberine, muarızları olan müşriklere karşı çekinmeden “hak geldi, batıl zail oldu” diye haykırmasını emretmiştir. (krş. Meraği, İbn Aşur, ilgili yer)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun