Baraka (Barakah) hakkında bilgi verir misiniz?

Tarih: 06.05.2021 - 20:00 | Güncelleme:

Soru Detayı

Veli olmakla aynı kavram mıdır, kerametle mı sonuçlanır? Ziyaretler ne kadar önemli bir parçasıdır?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Soruda Baraka olarak geçen ifade ile kastedilen şey "feyiz"dir.

Feyiz, bütün bilgilerin ve varlıkların Allah’tan zuhur ve tecelli etmesi anlamında bir tasavvuf terimidir.

Feyiz (feyz) ve feyezan kelimeleri (çoğulu füyuz, füyuzat) sözlükte “fazla suyun yatağından taşması, bir haberin şâyi olması, bir sırrın ifşa edilmesi” gibi anlamlara gelir. (Kamus Tercümesi, II, 1290)

Feyiz kelimesi mecazi olarak “bağış ve lütufkarlık” manasında kullanılmıştır. Bu kökten türeyen fiiller “akmak, taşmak, dalmak” anlamında Kuran ve hadislerde de geçmektedir.

İlk sufiler feyiz ve ondan türetilen ifaze, istifaze ve tefeyyüz gibi kelimeleri tasavvuf terimi olarak kullanmamışlardır. Bu kavramı, oluş ve varlığı açıklamak üzere kullanan ilk mutasavvıf Muhyiddin İbnü’l-Arabî olmuştur.

İbnü’l-Arabî, bilgi ve varlık problemini vahdet-i vücûd inancı çerçevesinde açıklamak için feyiz terimiyle bunun iki şekli olan feyz-i akdes ve feyz-i mukaddes tabirlerine yer vermiştir. Ona göre Allah sürekli bağış ve lütuf sahibidir; her çeşit iyilik ve nimet O’ndan taşıp gelir ve bu taşmaya feyiz veya feyezan denir. Cömertliğin mükemmel örneğini teşkil etmesi sebebiyle O’na “mebdeü’l-feyz” ve “feyyâz” ismi de verilir. (el-Fütûḥât, I, 256, 258)

İbnü’l-Arabî’ye göre bilgiler kesbî, mükteseb ve vehbî, mevhûb olmak üzere iki kısma ayrılır.

Vehbî bilgiler aklın idrak alanının üstünde olduğundan bunlara ancak ihsan edilirse sahip olunabilir. “Füyûzât” denilen bu bilgileri zahir alimleri, abid ve zahidler değil gönül ehli olan mükaşefe ve müşahede erbabı elde edebilir. (a.g.e., II, 78). Feyzin kaynağından gelen bilgiler sırra, oradan ruha, oradan da nefse ulaşır. Nebî ve velîlere gelen bilgiler bu türdendir. İlâhî feyiz dâimî olduğundan velîler aracılığıyla sürekli olarak insanlara ulaşır (el-Fütûḥât, IV, 162, 273)

Mutasavvıflar feyiz denince bu ilmi anlar; bunu almaya “istifâze, tefeyyüz, ahz-ı feyz; vermeye de “ifâze” derler.

İlahî ve rabbanî feyzin insanlara ulaşmasında aracı olmaları itibariyle nebî ve veliler de feyzin kaynağı sayılır.

Aziz Nesefî, akl-ı evvel olmadan hiçbir akıl ve ruha bilginin ulaşmayacağını, akl-ı evvelden maksadın da Hz. Peygamber olduğunu söyler. (Kitâbü’l-İnsâni’l-kâmil, s. 235, 315)

Şehâbeddin es-Sühreverdî feyzin ulaşmasında meleklerin de aracı olduklarını kaydeder. (el-Elvâḥu’l-ʿİmâdiyye, s. 50, 51, 166).

İbnü’l-Arabî bir tek varlığın (Allah) bulunduğunu, var olarak görünen her şeyin bu varlığın çeşitli görüntüleri olduğunu söylerken de feyiz ve feyezân nazariyesine dayanır. Ona göre bütün varlıklar, belli bir kaynaktan çıkıp akan bir su gibi o varlıktan çıkıp akmaktadır. Herhangi bir kesintinin söz konusu olmadığı bu akışta varlık her an kaynağına muhtaçtır ve her lahza ondan aldığı destekle varlığını devam ettirmektedir.

Bundan dolayı bir akışın eseri ve bir taşmanın sonucu olan varlık da aslında bilgi gibi ilahî bir feyizdir. Burada feyiz “varlığın zuhur ve tecelli etmesi” anlamına gelir.

Mutasavvıflara göre Hak’tan gelen feyiz (bilgi ve ruhî zevk hali) akl-ı evvel denilen Hz. Peygamber aracılığıyla velilere, onlar aracılığıyla da insanlara ulaştığından müridlerin feyiz menbaı mürşidlerdir.

Mürşidin doğrudan doğruya akl-ı evvel vasıtasıyla Hak’tan aldığı feyze “ilâhî feyiz”, silsile vasıtasıyla aldığı feyze “isnâdî feyiz” denir. Müridin tarikata girip şeyhten feyiz ve irfan almasına da “ahz-ı feyz” adı verilir.

Kaynak:
et-Taʿrîfât, “feyz” md.
Tehânevî, Keşşâf, II, 1173.
Kāmus Tercümesi, II, 1290.
Suâd el-Hakîm, Muʿcemü’ṣ-ṣûfî, “feyż” md.
Şehâbeddin es-Sühreverdî, el-Elvâḥu’l-ʿİmâdiyye (nşr. Necefkulı Habîbî, Se Risâle ez Şeyḫ-i İşrâḳ içinde), Tahran 1397, s. 24-25, 50, 51, 166.
İbnü’l-Arabî, el-Fütûhat, I, 256, 258; II, 78; IV, 162, 273.
a.mlf., Fusus (Afîfî), s. 49.
Azîz Nesefî, Kitâbü’l-İnsâni’l-kâmil (nşr. M. Molé), Tahran 1403/1983, s. 235, 315.
bk. TDV İslam Ansiklopedisi, Feyiz md.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 100+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun