Bakara Suresi 2. ayeti neden "Huden li'l-muttekîn" / "Takva sahipleri için tarifsiz bir hidayettir." diye biter? Muttakiler için hidayet sözünün anlamı nedir?

Tarih: 22.10.2009 - 00:00 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Cevap 1:

Ayette geçen "Huda" kelimesini ismi fail manasına gelen bir mastar olarak alınmalıdır. “Hidayete erdiren/yol gösteren/rehberlik eden” anlamında.

Burada "takva" hidayetin sebebi ve bir vesilesidir. Kur’an, iman ederek takvayı göstermeyen/takvalı olmayanlara rehberlik etmez. Onlara cennet yolunu göstermez. Çünkü, imtihanın gereği olarak -ilahî tebliği duyduktan sonra- ilk adımı insanın atması gerekir.

Ayrıca, bu ifadeden “takva sahiplerinin hidayetine hidayet katarak onlara rehberlik eder” manasını da anlamak mümkündür.

- Kur’an takva sahipleri için doğru bir rehberdir. Daha önce, mümin olanların hali bunun şahididir.

- Kur’an, halihazırda hayatta olan takva sahibi müminlerin rehberidir.

- İleride imana gelecek olan takva sahiplerinin rehberidir. (bk. Taberî, İbn Aşur, ilgili ayetin tefsiri).

Bütün bu yorumlar gösteriyor ki, “Takva hidayet için bir anahtardır.”

Cevap 2:

Kendisinde şüphe olmayan bu Kitap Müttakîlere hidayetin ta kendisidir. Sapıklıktan çıkıp hakkın korumasına girmek yeteneğine sahip olanlara hakkın hükümlerini bildirecek bir delil, doğru yolu gösterecek apaçık bir belgedir. Diğer bir ifade ile bu kitapta pek büyük bir Hidayet-i Rabbaniye vardır.

Fakat müttakî (günahlardan sakınan)ler için. Çünkü bundan faydalanarak istenen gayeye erecek olanlar; şek ve şüpheden, şüpheli yollardan sakınarak kendilerini koruma, akibetlerini kazanma kabiliyetine sahip bulunan müttakilerdir.

Gerçi bu kitap esas itibariyle "İnsanlar için hidayettir." Genellikle insanları irşad ve doğru yolu göstermek için inmiştir. İyilik ve yumuşaklıkla yol göstermek demek olan bu hidayetin, bu çağrı ve rehberliğin esas itibariyle şuna buna tahsis edilmesi yoktur. Fakat hidayetten istenen şey ihtida yani maksada kavuşma gayesi, şimdiki halde veya gelecekte, sakınma sıfatına sahip olanlara nasip olacak, fıtrî kabiliyetlerini kaybetmiş olanlar bundan faydalanmayacak ve belki zarara uğramış olacaklardır.

"Biz Kur'ân'ı, iman edenler için bir şifa ve rahmet kaynağı olarak indiriyoruz. Kur'ân, zâlimlerin ise ancak zararını artırır." (İsrâ, 17/82; Elmalılı Tefsiri)

Müttakiler kelimesinin lügat mânası, "sakınılması gereken şeylerden sakınanlar" demektir. Kur'an'da ve özellikle bu âyette geçen takvanın mânası onu takip eden âyetlerde açıklanmıştır. Buna göre takva sahibi kimselerde şu beş vasıf vardır:

- Gayba iman etmek,
- Namazı doğru ve devamlı kılmak,
- Allah'ın verdiklerin­den bir kısmını O'nun rızâsı için harcamak,
- Kur'an'a olduğu gibi diğer peygam­berlere gönderilen kitaplara da inanmak,
- Ahiret konusunda kesin inanç sahibi ol­mak.

Bu vasıfları kendinde gerçekleştirmiş olan mümin takva sahibidir, müttakidir. Böylece takva sahibi olan müminlerde hâsıl olan şuur, duygu ve davranışlarla ilgili başka açıklamalar da yapılmıştır. Konuyla ilgili birkaç hadisin anlamı şöyle­dir:

"Kul, sakıncalı olana düşmemek için, sakıncasız olandan da çekinmedikçe tak­va sahibi olamaz."  (Tirmizî, "Kıyâme", 19; İbn Mâce, "Zühd", 24.)

"Kul, vicdanı­nı rahatsız eden şeyi terketmedİkçe takva derecesini elde edemez." (Buhârî,"Imân", I.)

Ebû Hüreyre'ye nispet edilen bir benzetme,

"Yolda yürürken dikenler görürsen ya yolu değiştirirsin ya da dikene dokunmadan geçmenin bir yolunu arar ve bulur­sun; işte takva da budur; hayatı Allah Teâlâ'nın yasakladığı kötülüklere bulaşma­dan yaşamaya çalışmaktır." (Kur'an Yolu, ilgili ayetin tefsiri)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun