Bahçemde yetişen her şeyin zekatı var mı?

Tarih: 10.05.2022 - 09:43 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Benim bir bahçem var. Bu bahçeden örneğin onar tane karpuz-kavun, yirmi otuz kilo patlıcan, biber, domates, salatalık, soğan vb. ürünler çıkabiliyor. Benim bu küçük bahçemden çıkan ürünlere zekat gerekir mi, gerekirse nasıl hesap etmeliyim?
- Nisap miktarı aranır mı bu gibi küçük yerlerde, ne dersiniz?
- Öşür ne anlama gelir, dinî dayanağı nedir?
- Toprak ürünlerinin zekâtı nasıl verilir?
- Çay ve pancar gibi ürünlerden zekât vermek gerekir mi?
- Öşrü verilen mahsul elden çıkarılmayıp muhafaza edilirse ve üzerinden bir sene geçerse, bu mahsule yeniden zekât ve öşür gerekir mi?
- Kamış ve ot gibi kendiliğinden yetişen ürünler için öşür gerekir mi?
- Telef olan ürünün öşrünün verilmesi gerekir mi?
- Ürün elde etmek için yapılan masraflar, öşür verilirken dikkate alınır mı?
- Seralarda yetişen malların zekatı neye göredir?
- Ekilmesi için başkasına verilen tarlanın öşrü kim tarafından verilir?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

İmam Azam Ebu Hanife’ye göre, az veya çok bütün toprak ürünleri zekâta tabidir. (bk. Mevsıli, el-İhtiyar, 1/372)

Günümüz âlimlerinin çoğunluğuna göre buğday, arpa, mısır, pirinç gibi saklanabilir tarımsal ürünlerden, üretim için yapılan gübre, ilaç vb. ekstra masraflar çıkarıldıktan sonra, geriye kalan ürün, nisap miktarına (beş vesk / ürününe göre 653-1000 kg. arası, mesela buğdayda 653 kg.) ulaşırsa, tamamı zekâta tabi olur. Bunların dışındaki ürünler ise (fındık, çay, karpuz-kavun, patlıcan, biber, domates, salatalık, soğan, patates, lahana vb.) yukarıdaki maddelerden beş veskının değeri en düşük olanının kıymetine (653 kg.) ulaştığı zaman öşür verilir. (Şeybani, el-Cami‘u’s-sağir, s. 130-131)

İmam Azam’ın görüşünü tercih etmek takvaya ve azimete daha uygundur. Ancak diğer görüşü tercih etmenin de fetva ve ruhsat açısından bir sakıncası yoktur. Her Müslüman bu iki görüşten birine göre amel edebilir. Bundan sonra vereceğimiz bütün bilgilerde bu ölçüye göre hareket edilebilir.

Tarım ürünleri, sulama masrafları ve yukarıdaki ilave masraflar çıkarıldıktan sonra nisaba ulaşması halinde 1/10 oranında zekâta / öşre tabidir. Eğer masraflar çıkarılmadan verilecekse 1/20 oranında öşür verilir.

Bu kısa bilgiden sonra diğer sorulara gelince:

Öşür ne anlama gelir, dinî dayanağı nedir?

Sözlükte onda bir anlamına gelen öşür, dinî bir kavram olarak, tarım ürünlerinden verilen zekât demektir. Tarım ürünlerinin zekâta tabi oluşu Kur’an ile sabittir. Yüce Allah şöyle buyurmaktadır:

 “Ey iman edenler! Kazandıklarınızın iyilerinden ve rızık olarak yerden size çıkardıklarımızdan infak edin.” (Bakara, 2/267);

“Çardaklı ve çardaksız (üzüm) bahçeleri, ürünleri çeşit çeşit hurmaları, ekinleri, birbirine benzer ve benzemez biçimde zeytin ve narları yaratan odur. Her biri meyve verdiği zaman meyvesinden yiyin. Devşirilip toplandığı gün de hakkını (zekât ve sadakasını) verin, fakat israf etmeyin; çünkü Allah israf edenleri sevmez.” (Enam, 6/141).

Bu ürünlerin zekâtlarının oranı bizzat Hz. Peygamber (asm) tarafından belirlenmiştir. Bir hadis-i şerifte bu durum şöyle belirtilir:

“Yağmur ve nehir sularıyla sulanan toprak mahsullerinde onda bir; kova ile sulananlarda ise yirmide bir öşür gerekir.” (Buhari, Zekât, 55)

Toprak ürünlerinin zekâtı nasıl verilir?

İmam Azam Ebû Hanife’ye göre, az veya çok bütün toprak ürünleri zekâta tâbidir. (Mevsılî, el-İhtiyâr, 1/372)

İmam Mâlik ve İmam Şâfiî’ye göre, bir sene saklanabilen ve gıda amaçlı tüketilen toprak ürünleri zekâta tâbidir. (İbn Cüzey, el-Kavânîn, 208; Şîrâzî, el-Mühezzeb, 1/288).

Ahmed b. Hanbel’e göre, ölçülebilen, tartılabilen ve kurutulabilen dayanıklı gıda maddeleri ile pamuk ve keten gibi topraktan elde edilen ürünler zekâta tâbidir. (İbn Kudâme, el-Muğnî, 4/155-160)

Günümüz âlimlerinin çoğunluğuna göre buğday, arpa, mısır, pirinç gibi saklanabilir tarımsal ürünlerden, üretim için yapılan gübre, ilaç vb. ekstra masraflar çıkarıldıktan sonra, geriye kalan ürün, nisap miktarına (beş vesk / ürününe göre 653-1000 kg. arası, mesela buğdayda 653 kg.) ulaşırsa, zekâta tabi olur.

Bunların dışındaki ürünler ise yukarıdaki maddelerden beş veskının değeri en düşük olanının kıymetine ulaştığı zaman (Şeybânî, el-Câmi‘u’s-sağîr, s. 130-131) öşür verilir. Bu görüş, nassların ruhuna uygunluğu ve yoksulların lehine olması sebebiyle daha uygun görülmektedir.

Çay ve pancar gibi ürünlerden zekât vermek gerekir mi?

Tercih edilen görüşe göre her türlü toprak mahsulleri ile meyveler için zekât / öşür vermek gerekir. (Kâsânî, Bedâî’, 2/53)

Dolayısıyla çay ve pancar da zekâta tâbidir.

Öşrü verilen mahsul elden çıkarılmayıp muhafaza edilirse ve üzerinden bir sene geçerse, bu mahsule yeniden zekât ve öşür gerekir mi?

Öşrü verilen tarım ürünleri, üreticisi tarafından paraya dönüştürülmedikçe, ürün olarak ambarda ne kadar kalırsa kalsın yeniden öşre tabi olmaz. (İbn Abidîn, Reddü’l-muhtar, 3/186-187, 228)

Ancak öşrü verilen bir ürün satılır ve paraya veya ticarete dönüştürülürse, bu para nakit ve ticaret türü diğer zekât malları ile birlikte değerlendirilir.

Kamış ve ot gibi kendiliğinden yetişen ürünler için öşür gerekir mi?

Genel ilke olarak insan emeği ile ve gelir sağlamak amacı ile yetiştirilen toprak ürünleri zekâta (öşre) tâbidir. Bu niteliklerde olmayıp, tabiatta kendiliğinden yetişen ağaç, kamış, ot ve benzeri şeyler için öşür gerekmez. (Serahsî, el-Mebsût, 3/2; İbnü’l-Hümâm, Feth, 2/249)

İnsanlar tarafından kazanç elde etmek üzere yetiştirilen kavak ve kamış gibi ürünlerden ise zekât gerekir.

Telef olan ürünün öşrünün verilmesi gerekir mi?

Hasattan sonra ürünün öşrünün verilmesi gerekir. Henüz hasat edilmeden ürünü tarlada telef olan çiftçinin, zekât / öşür ödemesi gerekmez. Ancak hasat edildikten sonra, ürünü zayi olsa da öşrünü vermesi gerekir. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 3/273)

Nitekim Yüce Allah, “Devşirilip toplandığı günde hakkını (zekât ve sadakasını) verin.” (Enam, 6/141) buyurmuştur.

Ürün elde etmek için yapılan masraflar, öşür verilirken dikkate alınır mı?

Kural olarak, sulanması masrafsız olan arazilerden elde edilen ürünün onda biri, masraf edilerek ve emek sarf edilerek sulanan arazilerden elde edilen ürünün ise yirmide biri öşür olarak verilir. Sulama ile birlikte, günümüz tarım şartlarının gerektirdiği gübre, ilaç ve mazot gibi masrafların öşür hesabında dikkate alınıp alınmayacağı tartışmalı bir konudur. Bu ilave masraflar üretimin maliyetinde önemli bir yekûn oluşturduğundan, bunların öşür hesaplamasında dikkate alınması görüşü daha uygundur. Bu nedenle tarım ürünleri, sulama masrafları ve yukarıdaki ilave masraflar çıkarıldıktan sonra nisaba ulaşması hâlinde 1/10 oranında zekâta / öşre tabidir. Eğer masraflar çıkarılmadan verilecekse 1/20 oranında öşür verilir.

Seralarda yetişen malların zekâtı neye göredir?

Tarım ürünlerinde nisap miktarı, buğday, arpa, mısır, pirinç gibi saklanabilir ürünlerde, beş vesktir. Bunun günümüzde kullanılan ağırlık birimi ile karşılığı, ürüne göre 653-1000 kg arasında değişmekte, mesela buğdayda 653 kg.a tekabül etmektedir.

Bunların dışındaki ürünlerde ise yukarıdaki maddelerden beş veskinin değeri en düşük olanının kıymetine denk olan miktardır.

Seralarda yetiştirilen ürünler için de aynı hükümler geçerlidir.

Ekilmesi için başkasına verilen tarlanın öşrü kim tarafından verilir?

Türkiye’de tarlanın ekilmesi için başkasına verilmesi konusunda iki farklı uygulama vardır.

Bunlardan birisi, tarlanın belli bir bedel karşılığında kiraya verilmesidir. Bu uygulamada tarla sahibi belli bir ücret alır, çıkan mahsulden hiçbir şey almaz.

Diğer uygulama ise tarlanın, ortaklık şeklinde verilmesidir. Bu uygulamaya bazı bölgelerimizde yarıcılık da denilmektedir. Bu uygulamada tarla sahibi belli bir ücret almamakta, çıkan mahsul, tarla sahibi ile yarıcı arasında anlaştıkları oranda bölüşülmektedir.

Kiraya verilen tarlanın öşrü, Hanefî mezhebinden İmam Ebu Yusuf ve Muhammed’in de içinde bulunduğu çoğunluğun görüşüne göre kiracıya aittir. Çünkü öşür, tarlanın değil, çıkan ürünün hakkıdır. Çıkan ürünün de tamamını kiracı aldığına göre öşrü vermek de ona düşer. Tarlayı eken kiracı, gübre, ilaç gibi ekstra masraflarla birlikte kira masrafını çıkardıktan sonra, geriye kalan ürün nisap miktarına (beş vesk / ürününe göre 653-1000 kg. arası, mesela buğdayda 653 kg.) ulaşırsa çıkan mahsulün öşrünü verir. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 3/276-277; Karadâvî, Fıkhu’z-zekât, 1/400, 402)

Tarlasını kiraya veren kişi, sadece aldığı kiranın netinden onda bir brütünden ise yirmide bir zekât verir. 

Yarıcılığa verilen tarlanın öşrünü de tarla sahibi ve kiralayan hisseleri oranında verirler. Her biri, payına düşen ürünün, -nisap miktarını aşması durumunda- öşrünü verir. (İbn Âbidîn, Reddü’l-muhtâr, 3/278; Karadâvî, Fıkhu’z-zekât, 1/398-399)

İyilikte bulunma, sılayırahim vb. düşüncelerle tarlanın, akrabalara veya fakir kimselere bedelsiz olarak verilmesi ise dinimizin teşvik ettiği bir davranıştır. Bu şekilde ödünç olarak verilen tarlanın öşrü tarlayı kullanana aittir. Tarla sahibinin herhangi bir yükümlülüğü yoktur. (Karadâvî, Fıkhu’z-zekât, 1/398)

İlave bilgi için tıklayınız:

Zekât ve fitre ile ilgili sık sorulan sorular ve cevapları nelerdir?

Kaynak:

TDV İslam Ansiklopedisi, Din İşleri Yüksek Kurulu ve muhtelif eserler.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 500+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun