Atiyye Kurezi örneğine göre, savaşta çocukları öldürmek caiz midir?

Tarih: 04.01.2015 - 02:49 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Taliban bir açıklama yaptı. Beni Kureyzayı dayanak gösterdi. Kıllanmış ergen çocuklarının öldürüldüğü Atiye Kurazi hadisini gösterdiler.
- Buna göre, yeni ergenliğe girmiş düşman çocuklarını öldürmek caiz mi?
- Ergenliğe girmiş olsalar bile 13-15 yaşlarındaki çocuğun ne suçu olacak?
- Kavminin yaptıklarından dolayı niye onlar da sorumlu tutuluyor?
- Ayrıca, Kureyza olayında, bir kişinin savaşçı sayılıp sayılmayacağına karar verirken, bıyık ve sakallarına mı yoksa etek tüyüne mi bakarak karar verildi?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Son günlerde gündemimizi oldukça meşgul eden TALİBAN veya IŞİD/DEAŞ adındaki gayri nizami silahlı güçler, uluslararası hukuka ve İslam'ın ahlaki değerlerine aykırı olarak, gerek kendilerinden olmayan Müslümanları gerekse farklı dini inanç ya da ırk veya etnik kökene sahip insanları düşman olarak görmektedir.

Bu örgütlerin yürüttüğü tedhiş, öldürme, yaralama, kaçırma eylemlerinin tamamı terör eylemi olup bunları yapanlar da teröristtir.

İslam’da savaşın da hukuku vardır. Öncelikle savaşın ilan edilebilmesi için bir devlete sahip olmak gerekmektedir. Savaşı ancak devletler ilan edebilir.

Öte yandan dinimiz, savaşta bile olsa kadınların, çocukların ve eli silah tutmayanların öldürülmesine cevaz vermez. Böyle bir şey, dinimize göre haksız yere insan öldürmek anlamına gelir ki; bu, en büyük günahlardandır.

Kureyza olayına gelince: Burada çocukların öldürülmesi diye bir durum asla yoktur. Aksine, savaşçılardan olup olmadığını anlamak ve çocukların ölümden kurtulmaları sağlamak için böyle bir uygulama yapılmıştır.

Bu uygulama savaş hukukuna göre; Yahudilerin kendi istekleriyle, kendilerinin seçtiği hakemin verdiği karara göre ve kendi inandıkları Tevrat’ın savaş hukuku kuralına göre hüküm verilmiştir. Çocukların ayrılması için de böyle adilane bir uygulama yapılmıştır.

Bu konuyla ilgili iki rivayet şöyledir:

Kesir b. Saib (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir:

"Kureyza kabilesi çocukları bana şöyle anlattılar. Kureyza savaşının arkasından beni Kureyzalı çocuklar Rasûlullah (asm)’e arz edildiler. Onlardan akıl baliğ olan etek, koltuk tüyleri bitenler öldürüldüler. Akıl baliğ olmayan ve etek koltuk tüyleriyle sakal ve bıyıkları bitmeyenler ölümden kurtuldular." (İbn Mâce, Hudud: 4; Ebû Davud, Hudud: 17)

Atiyye el Kurazî (r.a)’den rivâyete göre, şöyle demiştir:

"Beni Kureyza savaşı sonunda kimin öldürülüp kimin sağ kalacağı konusunda Sa’d b. Muaz’ın hüküm verdiği gün ben de çocuktum. Benim çocuk mu yoksa ihtilam olanlardan mı olacağım konusunda tereddüte düştüler, fakat benim ergenlik alametlerinden olan kıllarımın bitmediğini gördüler ve beni bıraktılar. İşte o günden bu yana yanınızdayım." (Nesai, Talak 20; İbn Mâce, Hudud 4; Ebû Davud, Hudud 17)

Rasulullah (asm) Medine'yi teşrif ettiği zaman, Medine'de Evs ve Hazrec kabilelerinin yanısıra Yahudi kabileler de vardı. Bu kabilelerden birisi de Benû Kureyza idi. Rasulullah (asm) bunlarla bir anlaşma yapmıştı. Anlaşma gereği taraflar birbirlerine düşmanlık etmeyecekler ve Medine’ye yapılan hücumları birlikte karşılayacaklardı.

Medine'deki Yahudi kabilelerden Benî Nadir anlaşmalarını bozdukları için daha önce Medine'den çıkartılmıştı.

Benû Kureyza kabilesi de Hendek savaşı esnasında anlaşmayı bozdu. Rasûlullah'a ihanet ederek müşrikler tarafına geçtiler. Bu hâl, Medine Müslümanlarını büyük sıkıntıya soktu, korkulu anlar yaşamalarına sebep oldu.

Müslümanlara karşı giriştikleri hücumlar sonuç vermeyen, aksine büyük zayiatlar veren Kureyş, çıkan fırtına ile ordugahları darmadağın, hayvanları telef olunca geri çekilerek Mekke'ye döndü.

Bunun üzerine Rasûlullah (asm) ahdi bozup, vatana ihanet eden Benu Kureyzalıları cezalandırmak istedi. Ashabını derhal Benu Kureyza üzerine şevketti. Benu Kureyzalılar Hz. Peygamber (asm)'den özür dileyip sulh isteyecekleri yerde, kalelerine sığınarak savaşı seçtiler. Bununla da kalmayıp Rasûlullah hakkında yakışıksız şeyler söylediler.

Müslümanlar Yahudilerin sığındıkları kaleyi kuşattılar. Kuşatma yirmi beş gün sürdü. Nihayet muhasaradan bıkıp savaşa başladılar ve mağlup oldular. Onlar da Benu Nadir kabilesi gibi Medine'den sürülmeye razı idiler. Fakat Rasûlullah bu isteklerini kabul etmedi, haklarında hüküm vermesi için bir hakem seçmelerini istedi. Onlar da müttefikleri olan Sa'd b. Muaz'ı hakem gösterdiler. Sa'd b. Muaz haklarında şu kararı verdi:

Yahudilerden savaşanlar öldürülecek, çocuklar ve kadınlar esir edilecek, malları da ganimet sayılacaktır.

Bu hüküm ilk bakışta biraz ağır gibi görünmektedir. Ama Yahudiler hakkında verilen bu hüküm kutsal kitapları olan Tevrat'taki hükme tamamen uygun düşmektedir.

Tevrat'ta aynen şöyle denilmektedir:

"Savaş için bir şehre yaklaştığın saman onları sulha çağır. Eğer kabul edip kapılarını açarlarsa içerdekilerin hepsi haraç verip hizmet edeceklerdir. Sulha razı olmayıp savaşırlarsa, orayı muhasara edeceksin ve Allah sana oranın fethini müyesser edince erkeklerin hepsini kılıçtan geçireceksin. Kadınları, çocukları hayranları ve şehirdeki bütün malları alacaksın..." (Ahd-i Kadîm, Teşriiye 20/10-15)

Bu hüküm gereğince Kureyzalı erkeklerden dört yüz kişi öldürüldü. Çocuk mu yoksa genç mi olduğundan şüphe edilenlerin sakal, bıyık ve eteklerine bakıldı. Kıllananlar savaşmış sayılarak öldürüldü, kıllanmayanlar esir edildi.

Bu olay, gençlerin öldürülüp çocukların bırakıldığı bir esnada gerçekleşmiştir. Dolayısıyla yaş ya da büluğ sorulduğu takdirde, gayri müslimlerin doğru söyleyecekleri son derece şüphelidir. Çünkü mesele ölüm kalım meselesidir. Soruya muhatap olan şahıs baliğ olmuş olsa da canını kurtarmak için bunu gizleyecek, çocuk olduğunu iddia edecektir. Her ne kadar etekte kıl bitmesi, bıyık ve sakal çıkması kesin olarak büluğ alameti değilse de bir ölçüdür. Onun için anılan Yahudilerin eteklerine, bıyık ve sakallarına bakılmıştır.

Hz. Peygamber (asm)’in emri üzerine, ölüm cezasına çarptırılan bütün savaşçılara infazdan önce yiyecek ve içecek verilmiş, Tevrat okumalarına müsaade edilmiştir.

Kuşatma sırasında İslâm’ı seçen dört savaşçı ise idamdan kurtulmuştur.

İkinci hadisin ravisi Atıyye el-Kurazi (r.a) o zaman çocuk olduğu için, öldürülmeyip esir olarak bırakıldı. Daha sonra da Müslüman oldu. (bk. Sünen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınevi: 15/87-90)

İlave bilgiler için tıklayınız:

Kurayza Oğulları hakkında bilgi verir misiniz?

Hendek Savaşı sırasında Müslümanlarla anlaşmalarını bozarak müşrik ordusuna yardım eden Benî Kurayza Yahudileriyle yapılan ...

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Kategori:
Okunma sayısı : 1.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun