"Andolsun ki biz, göğü yıldızlarla bezedik ve bazılarıyla şeytanların taşlanmasını sağladık. Onlara alevli ateş azabını hazırladık." (Mülk, 67/5) ayetini açıklar mısınız?

Tarih: 17.09.2011 - 00:00 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Kur'an-ı Kerim'de ve hadisi şeriflerde, cin ve şeytanların, Peygamberimiz (asm) doğmadan önce, hatta vahiy gelmeye başlamadan önce gökyüzüne tırmanıp bazı olaylar ve insanların kaderine ait melekler tarafından icra edilmek üzere yola çıkmış bazı haberler hakkında önceden malumat sahibi olduğuna dair açıkça işaret edilmektedir. Konuyla ilgili bazı ayetler şöyle:

"Onlar, artık mele-i a'laya (yüce topluluğa) kulak veremezler. Her taraftan taşlanırlar. Kovulup atılırlar. Ve onlar için sürekli azap vardır. Ancak (meleklerin konuşmalarından) bir söz kapan olursa, onuda delip geçen bir parlak ışık takip eder."

"Andolsun ki biz, (dünyaya) en yakın olan göğü kandillerle donattık. Bunları şeytanlara atış taneleri yaptık ve onlara alevli ateş azabını hazırladık."

"Doğrusu biz (cinler) göğü yokladık, fakat onu sert bekçilerle, alev huzmeleriyle doldurulmuş bulduk. Halbuki, (daha önce) biz onun bazı kısımlarında (haber) dinlemek için oturacak yerler (bulup) oturuyorduk. Fakat şimdi kim dinlemek isterse, kendisini gözetleyen bir alev huzmesi buluyor."(1)

Peygamberimiz (asm) doğduğu andan itibaren, özellikle vahiy gelmeye başladığı andan itibaren casus cin ve şeytanların kahinlerle olan irtibatlarına gölge düştü. Çünkü artık cahiliyye ve daha önceki dönemlerde kahinlere getirdikleri haberleri getiremez oldular. Zaten getirdikleri haberlerden bir tanesi doğruysa, yüz de yalan ilave ederek anlatıp kahinleri kandırıyorlardı. Yüzde biri doğru çıktığı için kısmen insanları aldatmaya muvaffak olan kahinler artık kimseyi aldatmaz oldular. Bu konuda Kur'an-ı Kerim'de

"Onları, taşlanmış, (kovulmuş) her şeytandan koruduk, ancak kulak hırsızlığı eden müstesna. Onunda peşine açık bir alev sütunu düşmüştür."

"Şüphesiz onlar, vahyi işitmekten uzak tutulmuşlardır. Ve (gökyüzünü) itaat dışına çıkan her şeytandan koruduk." (2) buyurulmakatadır.

Kahinler yoluyla cinlere casusluk yaptırılıp haber getirttikleri konusunda Bediüzzaman da şöyle bildirmektedir:

"Onuncusu: Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm dünyaya geldikten sonra, bahusus velâdet gecesinde, yıldızların düşmesinin çoğalmasıdır1 ki, şu hâdise, On Beşinci Sözde kat’iyen burhanlarıyla ispat ettiğimiz üzere, şu yıldızların sukutu, şeyâtin ve cinlerin gaybî haberlerden kesilmesine alâmet ve işarettir. İşte, madem Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm vahiyle dünyaya çıktı; elbette yarım yamalak ve yalanlarla karışık, kâhinlerin ve gaibden haber verenlerin ve cinlerin ihbârâtına sed çekmek lâzımdır ki, vahye bir şüphe iras etmesinler ve vahye benzemesin. Evet, bi’setten evvel kâhinlik çoktu. Kur’ân nâzil olduktan sonra onlara hâtime çekti. Hattâ çok kâhinler imana geldiler. Çünkü daha cinler taifesinden olan muhbirlerini bulamadılar. Demek Kur’ân hâtime çekmişti."(3)

Bunlardanda anlaşıldığı üzere, cinlerin semaya haber almak için çıktıklarında yıldızlar ve gök taşlarıyla kovalandıkları doğrudur. Şu varki, gök yüzünden düşen gök taşları atmosferde parçalanarak toz haline gelmektedir.

Kaynaklar:

(1) bk. Saffat, 37/8-10; Mülk,67/5; Cin,72/8, 9.
(2) bk. Hicr, 15/17-18; Şuara, 26/212; Saffat, 37/7.
(3) bk. Mektubat, On Dokuzuncu Mektup, On Altıncı İşaret.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun