Allah zaman ve mekan üstü ise, Peygamberimiz nasıl gördü?

Soru Detayı

- Allah zaman ve mekandan bağımsızdır. Peygamber Efendimiz miracda Allah'ı ruhu veya bedeniyle görmüşse, buna göre Peygamberimiz mekandan çıkmış olmaz mı; burada çelişki yok mu?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

- Hz. Peygamber (asm)'in mi'raçta Cenab-ı Hakkı nasıl gördüğünü bilemiyoruz. Alimlerin büyük çoğunluğuna göre Peygamberimiz, Rabbini bizzat gözleriyle görmüştür. Ancak bu görme olayı malumumuz ise de görme şekli meçhulümüzdür.

- Müminlerin cennetten Allah’ı göreceklerine dair hem ayet hem sahih hadisler vardır.

Aşağıdaki ayet ve hadislerde bunu görebiliyoruz:

“Yüzler vardır o gün ışıl ışıl parlayacaktır. Rablerine bakacaklardır.” (Kıyame, 75/22-23)

“Siz Rabbinizin huzuruna varacaksınız ve şu ayı gördüğünüz gibi onu görecek ve görme konusunda bir zorluk ve sıkıntıyla karşılaşmayacaksınız. O halde gün doğmadan önceki namaza ve gün batmadan önceki namaza gücünüz yettiği sürece devam edin dedi ve şu ayeti okudu: “…Güneşin doğmasından ve batmasından önce Rabbinin sınırsız kudret ve yüceliğini tüm eksiksiz övgüleriyle an.” (Tirmizi, Cennet, 16)

“Dolunay gecesi ayı görmekte güçlük çeker misiniz? Veya her zaman güneşi görmekte bir güçlükle karşılaşır mısınız?"

Ashab: “Hayır” diye cevap verdiler. Bunun üzerine Resulullah:

“Siz Rabbinizi dolunay gecesinde gördüğünüz gibi rahatlıkla görecek ve hiçbir zorlukla karşılaşmayacaksınız.” (Tirmizi, Cennet, 17)

- Bu ayet ve sahih hadislerde belirtildiği üzere, müminler cenneten rablerini görecekler, fakat onlar yine cennet denilen bir mekândadırlar. Öyleyse Hz. Muhammed (asm)’in mi'raç olayında Rabbini görürken de bir mekânda olmasında mantık ve din açısından bir problem yoktur.

Tekrar edelim ki, mi'raçta ve cennetten görme işi bizim bildiğimiz anlamda bilinen bir görme değildir.

- Bununla beraber, Hz. Peygamber (asm)  Rabbini gördüğü zaman mekân ile mekansızlık arasında aklımızla tasavvur edemediğimiz bir şekilde alem-i bekanın meçhul bir yerindeydi. Bediüzzaman Hazretlerinin ifadesiyle:

“...Tâ daire-i a'zamiyesinin ünvanı olan Arş-ı A'zamına girecek, tâ Kab-ı Kavseyn'e, yani imkân ve vücub ortasında Kab-ı Kavseyn ile işaret olunan makama girecek ve Zât-ı Celil-i Zülcemal ile görüşecektir ki; şu seyr ü sülûk ise, Mi'racın hakikatıdır.” (Sözler, s. 566)

İlave bilgi için tıklayınız:

Rü'yet hakkında İslâm alimlerinin görüşü nasıldır?

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
UYGULAMALAR