Allah, neden ülke ve şehir olarak hitap etmez?

Tarih: 08.02.2017 - 01:48 | Güncelleme:

Soru Detayı

"Ey gelecekteki kullarım.." "Ey şu tarihteki insanlar veya şu şehir" "Ey şu ülke"
- Kuranın mealini okuduğumda ne gelecekteki kullara veya şehirlere -tarih versin vermesin- seslenildiğini görmedim. Genel ifadeler var ama genelde peygamber nerde yaşıyorsa sanki onlara inmiş gibi. Mesela Kuranı okuduğumda bana seslendiğini düşünerek okuyorum ama bir yerde olmuyor. Hatta peygamber dönemindeki ülkelere de seslenilmemiş ÖZEL olarak. - Tamam o bölgede indi ama diğer yer ve zamanlara da GENELIN DIŞINDA MEKKE MEDINE’YE SESLENDIGI GIBI SESLENMESI daha adil olmaz mıydı?
- Allah biliyordu gelecekteki insanları veya peygamberin gitmediği ülkeleri de neden bölgesel bir kitap gibi ayetler. Yani kısaca Allahın yukarıdaki hitapları söylememeyi tercih etmesinin hikmeti?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

- Kur’an’ın bütün insanlara hitap eden bir vahiy olduğu, ayetlerde açıkça belirtilmiştir. Mesela:

“(Resûlüm!) Biz seni bütün insanlara ancak bir müjdeci, bir uyarıcı olarak gönderdik, fakat insanların çoğu bunu bilmezler.” (Sebe’, 34/28)

mealindeki ayette bu gerçeğin altı çizilmiştir.

- Kur’an’da “Ey iman edenler! Sabır ve namazla yardım isteyin. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.” (Bakara, 2/153) şeklinde müminlere hitap eden ayetler yanında,

“Ey insanlar! Yeryüzünde olanların helâl ve temizlerinden yiyin. Şeytanın adımlarını izlemeyin; çünkü o sizin apaçık düşmanınızdır.” (Bakara, 2/168)

şeklinde bütün insanlara hitap eden onlarca ayet vardır.

- Kur’an’ın indiği dönemde dünyanın en büyük devletleri ve nüfusu en kalabalık olanlar Ehl-i kitap / Hristiyan idi. Bunlara hitap etmek adeta bütün insanlara hitap etmek manasına gelir.

İşte Kur’an’da “Ehl-i kitab” kavramıyla Yahudi ve Hristiyanların defalarca muhatap alınmaları, İslam dininin yalnız Mekke ve Medine halkına değil, bütün insanlara hitap eden evrensel bir din olduğunu gösterir.

“(Resûlüm!) de ki: ‘Ey ehl-i kitap! Sizinle bizim aramızda müşterek olan bir söze geliniz: Allah'tan başkasına tapmayalım; O'na hiçbir şeyi eş tutmayalım ve Allah'ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilahlaştırmayalım’. Eğer onlar (bu çağrınıza rağmen)yine de yüz çevirirlerse, işte o zaman: ‘Şahit olun ki biz müslümanlarız!’ deyiniz.” (Al-i İmran, 3/64)

mealindeki ayet konumuza ışık tutan bir misaldir.

- “Bu (Kur'an), Ümmü'l-kurâ (Ana Kent: Mekke) ve çevresindekileri uyarman için sana indirdiğimiz ve kendinden öncekileri doğrulayıcı mübarek bir kitaptır. Ahirete inananlar buna da inanırlar ve onlar namazlarını hakkıyla kılmaya devam ederler.” (Enam, 6/92)

mealindeki ayette Mekke “Ana kent / merkez şehir” olarak adlandırılmış ve diğer bütün dünya şehirleri de “çevre / taşra” olarak nitelendirilmiştir. (krş. Semerkandi, Beğavi, Razi, İbn Kesir, ilgili ayetin tefsiri)

İbn Abbas da, bu ayette geçen “Ana kent çevresi” ifadesiyle doğudan batıya bütün dünya şehirlerinin kast edilmiş olduğunu bildirmiştir. (bk. Taberi, Maverdi, ilgili yer)

- Kur’an’ın ifadelerinde, zaman ve mekân üstü evrensel bir üslubun hâkim olduğu, tefsir uzmanı müfessirlerin ittifakla kabul ettiği bir gerçekliktir. Sitemizin “soru-cevap” sitili, bu ifadelerin detaylarına girmemize manidir. Bu sebeple, aşağıdaki ayetleri de nazara vermekle yetineceğiz:

”De ki: ‘Şahit olarak hangi şey daha büyüktür?’ De ki: ‘Allah!’ Benimle sizin aranızda O, şahit olarak yeter. (ki;) Şu Kur’ân bana sizi ve kendisine ulaşan herkesi uyarmam için vahyolundu. (Enam, 6/19)

“(Resulüm!) De ki: ‘Ey insanlar! Şüphesiz ben, yer ve göklerin hükümranlığı kendisine ait olan Allah’ın hepinize gönderdiği peygamberiyim. (A'raf, 7/158)

“Onun(Allah’ın) şanı ne yücedir ki kuluna, bütün âlemlere (tüm insanlara ve çağlara) bir uyarıcı olsun diye, Furkan'ı indirmiştir.” (Furkan, 25/1)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 100+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun