“O, erkek ve kadının beli ile kaburga kemikleri arasından atılagelen bir sudan yaratmıştır” ayetini açıklar mısınız?

Tarih: 29.04.2020 - 14:38 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Önce şunun bilinmesi gerekir. Bir Müslüman, Kur’an’ın her ayetinin Allah’ın kelamı olduğunu kabul eder. Ayetler, birtakım hakikatleri değişik tarzlarda nazara verir. Yani ayetlerin mana mertebeleri vardır. Bazı meseleler açık olarak ifade edilirken, bir kısmı işareten, remzen veya benzetme ile ifade edilir.

Allah Kur’an-ı Kerim’de insanın yaratılışını muhtelif ayetlerde nazara vermektedir. Bir ayette meniden yaratılışına dikkat çekilirken, spermin göğüs kafesi ile sırt arasından çıktığı beyan edilir:

“İnsan neden yaratıldığına bir baksın! Atılıp dökülen bir sudan yaratıldı. (O su) sırt ile göğüs kafesi arasından çıkar. İşte Allah (başlangıçta bu şekilde yarattığı) insanı tekrar yaratmaya da kadirdir.” (Târık, 86/5-8.)

Âyet-i Kerime insan için; "atılan bir sudan yaratılmıştır" diyor. Bu su, sulb (omurga) ile terâib (eğe kemikleri) arasından atılan erkek menisidir. Bunun içerisinde milyonlarca sperm vardır. Bunlardan bir tanesi, kadının yumurtası ile birleşerek insanın teşekkülüne sebep olacaktır.

Âyet-i Kerime’de spermi ihtiva eden sıvının sulb ile terâib, yani omurga ile göğüs kemikleri arasından çıktığı beyan ediliyor. Hâlbuki spermlerin erkek üreme organı olan husyelerde, kadının yumurtasının da üreme organı olan yumurtalıkta teşekkül ettiği biliniyor. Burada zahiren bir zıtlık görünüyor. Bunun iki açıklaması olabilir:

Birincisi; insan anne rahminde cenin safhasında iken yumurtalık ile husyeler, bu ceninin sulbu ile terâibi arasında gelişir. Yani, husye (er bezi) ile yumurtalık sulb olarak ifade edilen omurga ile terâib olarak belirtilen eğe kemikleri arasındaki bölgede hâsıl edilir. Cenin yedinci aya girince husyeler yavaş yavaş vücudun dışındaki torbaya, yumurtalık ise, leğen boşluğuna indirilir.

İkinci izah tarzı ise; husye ile yumurtalıklar gıdalarını, omurga ile eğe kemiği arasındaki yerden alırlar. Yani, karındaki aorttan gelen ve husye ile yumurtalığa giden atar damarlar, belkemiği (omurga) ile eğe kemiği arasından geçerler. Aynı şekilde, yumurtalığı ve husyeleri besleyen sinirler de mide altındaki sinir kümesinden gelir ki, bu tam manasıyla belkemiği ile eğe kemiği arasındaki bölgededir. Lenf damarları da omurga ile eğe kemikleri arasından çıkar (Ali el-Bar. Terc. A. Öztürk. İnsanın Yaratılışı. Diyanet İş. Başk. Yayını,1991.).

Görülen odur ki, gerek husyeler ve gerekse yumurta hücresi, gıdasını, kanını ve sinirlerini sulb ve terâib olarak ifade edilen bölgeden, yani omurga ile eğe kemiği arasından almaktadır. Fennin bu tespiti, Kur’an-ı Kerim’in, insanın yaratılışı ile ilgili icazlı ifadesine de uygundur.

Erkek üreme hücreleri olan spermlerin gelişimi testosteron, kadın üreme hücreleri olan yumurtaların gelişimi ise östrojen hormonları vasıtasıyla sağlanır. Hem erkeklik hormonu olan testesteron, hem de dişilik hormonu olan östrojen steroid grubu hormonlardır ve ön maddeleri kolesteroldür. Böbrek üstünde bulunan bezler de testosteron ve östrojeni üretiminde görev alırlar. Bu eşey hormonlarının yaklaşık %20’si böbrek üstü bezlerinden salgılanır. Yani hem spermlerin üretilmesinde ve hem de yumurtaların üretilmesinde böbreklere önemli görev yüklenmiştir. Ayrıca böbrekler büyüme ve ergenliğe ulaşmada önemli olan büyüme hormonları gibi başka hormonların da salgılandığı organlardır. Böbrekler ise tam da ayetin bildirdiği bölgededir. Bunlar ise bilimin gelişimi ile bilebildiğimiz hususlardır. Belki de ileride bu ayetin daha ne kadar mu’cizevî yönleri keşfedilecektir.

Bu konuda Kadın doğum uzmanı Opt. Dr. İsmail Selçuk’un 4. Kasım. 2016 tarihindeki açıklaması şöyledir:

“Embriyolojik hayatta sekizinci aya kadar testisler belde böbreklerin altında, yumurtalıklar ise karında diyafram altında meme altlarına tekabül eden yerlerde bulunur. Testisler doğuma yakın kasık kanalından torbalar içine iner. Eğer doğumda testislerin inmediği görülürse -ki bu durumda büyük ihtimalle kasık kanalında sıkışmışlardır- belli bir müddet torbalara inmeleri beklenir, inmezlerse bir ameliyatla testisler torbalar içine indirilirler.”

Görüldüğü gibi ayette belirtilen: “O, erkek ve kadının beli ile kaburga kemikleri arasından atılagelen bir sudan yaratılmıştır”. beyanıyla Kur’an, günümüz biliminin ancak bazı yönlerini keşfedebildiği hususu, 14 asır önce bildirmekle Allah kelamı olduğunu ve mu’cizeliğini göstermektedir.

İşte evrimcilerin maddiyatla darlaşan ve maddede boğulan akıllarının, Kur’an ayetlerinin manevî semasına çıkması ve o hakiketleri anlaması mümkün değildir. Onlar meslekleri gereği, akıllarının almadığı şeylere bilimsel değil veya hurafe diyerek inkâra sapmaktadırlar. Asıl bilim dışı ve hurafe olan onların inkârcı fikirleridir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 500+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun