Zühdün ölçüsü nedir?

Tarih: 26.06.2020 - 14:10 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Zühd, bir şeye isteksizliktir ve rağbet duymamaktır. Terim olarak zühd, dünyaya değer vermemeyi, kanaatkâr olmayı ifade eder. Esas olan bunu kalben yapabilmektir. Dünya nimetlerine sahip olan biri bunların sevgisini kalbine koymamışsa gerçekte zahiddir. Öte yandan dünya eline geçmeyen, ama eline geçmesi için yanıp tutuşan biri ise, fakir olmasına rağmen zahid değildir.

Hayat, bir yönüyle bize verilenler ve elimizden alınanlardan ibarettir. Mesela gençlik, sağlık, makam, servet… gibi şeyler bize verilir, ama bunlar zaman zaman da elimizden alınır. Normal şartlar altında insanlar verilenlere muhatap olduklarında şımarır, alınanlara muhatap olduklarında ise feryad ü figan eder. Yiğitlik ise, verilenlerle şımarmamak, alınanlardan dolayı üzülmemektir.

Hz. Ali, Kur'ana dayanarak zühdle ilgili şu değerlendirmeyi yapar: “Zühdün tamamı Kur’anda iki cümlede özetlenmiştir:

لِكَيْلاَ تَاْسَوْا عَلٰى مَا فَاتَكُمْ وَلاَ تَفْرَحُوا بِمَٓا اٰتٰيكُمْ “…Ta ki elinizden çıkana üzülmeyesiniz ve Onun size verdikleriyle şımarmayasınız.” (Hadîd, 23)

Her kim geçmişte kaçırdığına üzülmese, gelecek olanla da şımarmasa zühdün her iki tarafını da almış olur.” (Radi, Nehcül - Belağa, s. 780)

Peygamber efendimiz eliyle kalbini işaret edip şöyle buyurur: “Takva buradadır. Takva buradadır.” (Müslim, Birr, 32)

Zühd de kalbe ait bir özelliktir. Çalışma yönüyle dünyayı terk etmeyi zühd zannetmek yanlış olur. Bir insan, yoğun dünyevî meşguliyetler içinde çalışsa, bir servet veya makama sahip olsa, yine zühd sahibi olabilir.

Zühdde esas olan, -Hz. Alinin dikkat çektiği gibi ve ayette de görüldüğü gibi-  elinden kaçanlara üzülmemek, gelen nimetlerle şımarmamaktır. “Küfür ve dalâlet dışında her hâle Elhamdülillah” diyebilmek, böyle bir zühdün sonucudur.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 27
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun