Zengin olmaktan, savaşı kazanmaktan, hayatta kalmaktan ümidini kesmek caiz mi?
- Zengin olmaktan, cihad olan bir savaşı kazanmaktan, hayatta kalmaktan ümidini kesmek, Allah’ın rahmetinden ümidini kesmek olur mu?
Değerli kardeşimiz,
Bir müminin hedefi dünya değildir, hedefi ahirettir. Ahirette varmak istediği hedefe ulaşıp ulaşmayacağının belirlendiği yer de dünyadır.
Yani geçici üç günlük dünya tarlasında ekeriz, ebedi ahirette meyvesini yeriz.
Dolayısıyla mümin ebedi alemde cenneti hedeflerken, bu dünyada Allah rızası için iş yapmalı, her işine besmele ile başlamalı, tefekkür ile devam etmeli ve hamd ile de bitirmelidir. Besmele ile başlanamayacak işe hiç başlamamalıdır. Bu son derece basit bir formüldür aslında.
İşte böyle her işine besmele ile başlayan mümin özünde;
- Zenginliği infak için, yani Allah yolunda sarf etmek için,
- Allah yolunda cihadı zulmü durdurmak ve Allah’ın hak ve adaletini getirmek için,
- Hayatta kalmayı da Allah’ın razı olacağı salih ameller yapmak için ister.
Müminin sadece Allah rızasına talip olan bu istekleri eğer riyasız, samimi ve ihlaslı ise, Allah o kişiye muhakkak istediğini verecektir; ya bu dünyada galibiyet, yani istediğini verecektir ya da şehadet verecektir, ki o ne muazzam bir ödüldür.
Ayette Uhud savaşından sonra ye’se düşen müminlere ve kıyamete kadar gelecek ve ye’se düşebilecek bütün müminlere hitaben mealen buyurulmuş;
“Hem düşmanınız olan kavmi tekrar savaşmak üzere aramakta, toparlanmalarına fırsat vermeden takip etmekte gevşeklik göstermeyin! Eğer siz acı çekiyorsanız, şüphe yok ki onlar da sizin acı çektiğiniz gibi acı çekiyorlar. Halbuki siz, bir üstünlük olarak Allah’tan, onların ümit edemeyecekleri şeyleri umuyorsunuz. Allah ise, Alim, kendisinden ne istediğinizi hakkıyla bilendir, Hakîm, her işi hikmetli olandır.” (Nisa, 4/104)
Bir başka ayette de gene mealen:
“Müminlerden öyle erler vardır ki, düşmanla karşılaştıkları gün Allah’a verdikleri sözde durdular. Öyle ki onlardan kimi adağını yerine getirdi, şehîd oldu, kimi de şehîd olmayı bekliyor! Fakat onlar hiçbir şekilde verdikleri sözü değiştirmediler.” (Ahzab, 33/23)
Yani sadece dünya gözüyle bakılırsa bazı şeyler kayıp gibi görülebilir, ancak mümin gözüyle ve sadece Allah rızası için bakar ve hareket edersek, o zaman her netice hayırlıdır.
Sonuç; hiçbir şartta, hiçbir zaman Allah’tan ve Onun rahmetinden ümit kesilmez.
Şu ayeti de akıldan çıkarmayalım:
“O, hoşunuza gitmediği halde savaş size farz kılındı. Fakat olur ki, bir şeyden hoşlanmazsınız ama, o sizin için hayırlıdır. Ve olur ki bir şeyi de seversiniz, hâlbuki o sizin için bir şerdir. Allah ise sizin için hayır olanı bilir de siz bilmezsiniz.” (Bakara, 2/216)
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet
BENZER SORULAR
- Allah, eşyaya tesir etme gücünü başkasına da verebilir mi?
- Küfür ve şirkin küçüğü büyüğü olur mu? “Büyük küfür, şirk veya inkârdır; küçük küfür ise günahlardır.” şeklinde bir anlayış doğru mudur?
- Gökten, Ömer bin Abdülaziz cennete girecek yazısı mı gelmiş?
- Ayetlerde geçen "İman edip iyi işler yapanlara korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir" anlamında müjdeler, cennete girdikten sonraki durumunu mu gösteriyor yoksa ölümden itibaren kabir ve mahşer için de geçerli midir?
- Hadiste, küs ve dargın olanlar hariç, müminlerin günahlarının bağışlanacağı bildiriliyor. Buna göre, küs duran insanların diğer günahlara tövbesi kabul edilmiyor mu?
- Bir fiile birkaç alimin küfür dediği bilinse, ama çoğu alimin küfür demeyeceği zannedilerek o iş yapılsa, kişi kafir olur mu?
- İslama uygun bir filmin festivallere başvurması caiz mi, alınan ödül helal mi?
- Çalışmış gibi görünüp ücret almak caiz mi?
- Çalışmadığı halde çalışmış gibi sigortası yatan kişi, erken emekli olursa, aldığı emekli maaşı helal midir? Ne yapması gerekir?
- Okuyup derin derin düşünmeyen kimseye yazıklar olsun, hadisindeki ayetler hangileridir?