Zati ve subuti sıfatlarda rahmet sıfatına delalet eden bir sıfat niye yok?

Tarih: 16.01.2017 - 03:46 | Güncelleme:

Soru Detayı

1. Kuran’da rahmet sıfatı çokça zikredilmesine rağmen zati ve subuti sıfatlarda rahmet sıfatına delalet eden bir sıfat niye yok?
2. Farz-ı muhal bir terörist insanları sırf Müslüman değiller diye onları katledip yeniden diriltiyor. Ve bunu sonsuz defa yapıyor. İnsan olarak bundan ikrah ederiz.
- Bu böyleyken Allah insanları Müslüman değiller diye cehennemde onları yakıp yakıp diriltecek. Ve bunu “hâliden ebeden” yapacak. Bu Allah'ın adaletine ve rahmetiyle nasıl bağdaşır?
- Bunu bir gayri müslim sorduğunda buna nasıl cevap vermeli?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Cevap 1:

Sıfatların tasnifi sonraki âlimler tarafından yapılmış olup, Rezzak gibi Rahmet sıfatı da fiili sıfatlar arasında yer almıştır.

Kur'an-ı Kerim’de Allah isminden sonra en çok zikredilen isim ve sıfatlar rahmetle ilgilidir. Zati ve sübuti sıfatlardan olmaması önemsiz olduğu manasına gelmez.

Cevap 2:

Cehennemde ölüp dirilme yok. Sadece azabın tattırılması için bedenlerin tazelenmesi var.

Ebedi azabın Allah’ın adalet ve rahmeti açısından değerlendirilmesine gelince, yani insanın sınırlı ömründeki, sınırlı sayıdaki inkâr ve isyanlarına mukabil, sonsuz azaba maruz kalması Allah'ın adaletine yakışmaz şeklindeki iddiaya gelince: Nursî bu iddiaya şu altı maddeyle cevap vermiştir (mealen):

1. Kâfir olarak ölen kimse, rûh cevheri bozulduğu için, ebedî olarak da yaşasa ebedî olarak kâfir kalırdı. İşte böyle fâsid bir kalb nihâyetsiz cinâyetler işlemeye müstaidddir. Dolayısıyla nihâyetsiz azaba müstehaktır.

2. İnkâr her ne kadar sınırlı bir zaman zarfında olsa da fakat vahdaniyyete şehâdet eden sınırsız sayıdaki mahlukatın şehâdetlerini yalanlama hükmünde olduğu için, nihâyetsiz bir zulümdür.

3. Küfür nihâyetsiz nimetlere karşılık işlenen bir küfrân-ı ni'mettir.

4. Küfür, gayr-ı mütenâhi olan Zât ve Sıfât-ı İlahiyye'ye karşı işlenmiş bir cinâyettir. Ebedîyi inkâr edenin cezâsı da ebedî olur.

5. Beşer vicdanı her ne kadar zâhiren sınırlı ve mahsûr ise de hakikatte arzu ve istekleri ebede kadar uzanmıştır. Bu yüzden nihâyetsiz gibidir. İnkâr ile ise, bu vicdan kirlenip, yok olur.

6. Zıd zıddına aykırı olsa da pek çok hükümde benzerdir. İmân ebedî lezzetler verdiği gibi, inkârdan da ebedî elemler doğar.

Bu altı cihet birleştirildiğinde görülecektir ki, ebedî azap nihayetsiz cinayete mukabildir. Bu ise, tam bir adalettir.

İlave olarak şunu da söyleyelim:

Meseleye azabın şiddet ve uzunluğu penceresinden adalet ve rahmete doğru bakmamalı. Bilakis azabın şiddet ve uzunluğu penceresinden günahın büyüklüğüne ve affedilmezliğine doğru bakmalı. Yani madem ki cezası bu kadar büyük ve sonsuz o halde demek ki günahı da o nispette büyük ve sonsuzdur demeli.

Ayrıca azap ne kadar uzun olursa olsun, bir yerde bitecekse, sonsuz olan ahiret hayatının yanında bir hiç mesabesindedir. Çünkü sonsuzdan sıfırı da çıkarsak, hayalimizdeki en büyük sonsuz sayıyı da çıkarsak ortada yine sonsuz kalır. Şu halde sonsuza nisbetle en büyük sonlu sayı bir hiç hükmündedir.

Demek ki, sonsuz cinayet, ancak sonsuz ceza ile olur…

İlave bilgiler için tıklayınız:

Cehenneme girmek mi, yoksa yok olmak mı daha iyidir? 
Kâfirlerin cehennemde yanmaları adalet midir?  
Cehennem azabı, işlenen günahlara göre fazla değil mi?  
Cehennemde olanlar belli bir sure sonra azaba alışacaklar, deniyor...  
Merhamet ve cehennem, ikisi bir çelişki değil midir?  
"Fetret" ne demektir? İslam alimlerine göre dinden haberi olmayanların durumu ne olacaktır?   
Mekke’de doğan bir çocukla, dünyanın her hangi bir yerinde doğan İslam’dan habersiz bir çocuk manevi mesuliyet yönünden bir tutulabilir mi?  

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun