Ümmetimin fitnesi maldır sözü hadis mi?

Tarih: 06.03.2022 - 08:19 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Konuyla ilgili bir hadis şöyledir:

“Şüphesiz her ümmetin bir fitnesi vardır. Ümmetimin fitnesi (imtihan vesilesi) de maldır.” (Tirmizî, Zühd 26)

Öncelikle ifade edelim ki, mümin, normal hayatını yaşayacak, helallerden yeteri kadar faydalanacak, toplumun içinde olacak, faydalı işlerini sürdürecek, ama bunları yaparken kalbini bağlamayacak, halk içinde Hak ile olacak.

Kulluğunu ihmal etmeksizin çalışacak, bilimde, sanatta, ticarette, tarımda, kısacası her alanda ileriye gidecek, ama gönlünü kaptırmayacak bunlara.

Parayı, serveti, makamı, şöhreti, hüneri, ilmi, sanatı Rabbiyle kendi arasına engel yapmayacak, bilakis vesile yapacak. Yani bunları onun adına kullanacak.  

Parayı kasada istifleyecek, makamı masada bırakacak, villayı arsaya kuracak, bunların kalbini istila etmelerine izin vermeyecek.

Demek ki, dinimiz mala-mülke helal dairede sahip olmayı yasaklamıyor, onu kalbimize koymayı yasaklıyor ve mal imtihanını kaybetme konusuna dikkat çekiyor.

Fitne kelimesi, imtihan ve deneme anlamına gelir. Bu imtihan ve deneme hayırda ve şerde olabilir.

Nitekim Kur'an-ı Kerim’de: “...Bir deneme olarak sizi hayırla da şerle de imtihan ederiz...” (Enbiya, 21/35) buyurularak buna işaret edilir.

Bu dünyada pek çok imtihan vesileleri vardır. Bunlardan biri, belki ilk sırada geleni maldır. Çünkü insanoğlunun düşkün olduğu şeylerin başında mal mülk gelir. Mala, mülke ve zenginliğe, Allah’a karşı vazifelerimizi unutturacak derecede aşırı düşkünlük dinimizde hoş karşılanmaz.

Öte yandan elde edilen malın helal yollardan kazanılması ve hakkının yerine getirilmesi gerekir.

İnsan, mal konusunda imtihanı başarırsa, hem dünyada hem ahirette mükâfata ulaşır. Bu sahada başarılı olamayanlar ise, dünyada kemale ulaşamadığı gibi ahirette de cezayı hak ederler.

Özetle, dünya ve dünya malı, hemen her insana cazip gelir. Ama onun mahiyetini bilirsek bu cazibeden kurtuluruz.

Bediüzzaman’ın nazara verdiği “Dünyayı kesben değil kalben terketmek.” düsturu meseleyi kolay bir şekilde halletmektedir. (bk. Mesnevi-i Nuriye, s. 124)

Mevlana Hazretleri, bunu şöyle bir temsille anlatır: “Su, geminin içine gi­rerse onu batırır. Altında bulunursa, onu yüzdürür.” [Mesnevî, (Tâhiru’l- Mevlevî tercümesi), 1/76]

Dünya sevgisi, denizin suyu gibidir, insanın kalbi de gemiye benzer. Dünya sevgisi esas olmuşsa, kalp gemisi su alıyor demektir. Keza, başkalarına faydalı olmak, vefatından sonra sadaka-i cariye olacak hayır kurumları kurabilmek gibi gayelerle zenginliğe talip olunmuşsa, bunda bir problem yoktur, hatta takdire şayan bir durumdur. Ama nefsani gayelerle zenginlik istenmişse, durum son derece vahimdir ve imtihanı kaybetme ile karşı karıyadır.

Buna göre:

- Dünya bir imtihan alanıdır. Dünya malı da bir imtihan vesilesidir.

- İslam ümmetinin bu dünyadaki imtihan vesilesi maldır. Bu konuda her Müslümanın özel bir dikkat göstermesi gerekir. 

- Dünyaya çalışmayı ve mal-mülk sahibi olmayı değil, onu kalbimize koymayı terk etmeliyiz.

- Mal-mülk sahibi olanlar büyük bir imtihandadır, daha çok dikkatli olmaları gerekir.

İlave bilgi için tıklayınız:

Bizim dünyaya bakışımız nasıl olmalıdır?

"Kadınlarınız ve çocuklarınız sizin için fitnedir." deniliyor, bu ne ...

Kuran ve hadislere göre imtihan neden vardır?

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 100+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun