Tür içi değişimin sınırları nelerdir?
Değerli kardeşimiz,
Herr canlı türü, zamana bağlı bir değişim süreci içinde kendi sonuna doğru gitmektedir. Bu değişim, bugün iddia edildiği gibi, rastgele ve kontrolsüz değildir. Her şeyde olduğu gibi, değişimin de dayandığı temel kanunlar vardır. Bir popülasyondaki değişimlerin temeli, mutasyonlara ve yeni gen kombinasyonlarına dayanır. Bunlar tür içinde bireysel farklılıklara sebep olurlar; ama yeni türleri oluşturamayacak kadar sınırlı, küçük ve doğrusal olmayan değişimlerdir.
Hâlbuki Darwinci evrimcilerin hipotetik düşüncelerine göre, varyasyonlar “Tabiî seçilim” yoluyla doğrusal olarak birikir ve yeni türleri meydana getirir. Tabiatta, şimdiye kadar bu hipotezi destekleyen bir gözlem yapılamamıştır. Bugünkü pozitivist-materyalist paradigmanın dayandığı “evrim” anlayışının temelinde, hayatın gerçekleriyle çelişen “biyolojik determinizm” düşüncesi yatmaktadır.
Genetik Potansiyele Uygun Çevre
|
İster ateist olsun ister dindar olsun, bütün biyolog bilim adamlarının üzerinde birleştikleri önemli konulardan biri, türlerin değişebilir esnek bir donanıma sahip olmalarıdır. Tabiatta yaptığımız gözlemler, bu gerçeği bariz bir şekilde doğrulamaktadır. Eğer böyle olmasaydı, hiçbir canlı bugünkü dünya şartlarında yaşayamazdı. Çünkü her canlı hemen her gün, içinde yaşadığı habitattaki çevresel değişiklikleri algılar ve gelişmişlik derecesine göre buna uyum sağlayarak hayatını devam ettirir. Her canlı organizmayı biyolojik bir sistem olarak tarif edersek, bu biyolojik sistem, varlığını ancak belirli esneklik sınırları içinde kalarak sürdürebilir. Uyum yeteneği, potansiyel olarak canlı organizmanın biyolojik donanımında mevcuttur. Bu ona yaratılışında, bir yaratıcı tarafından gen potansiyeli olarak verilmiştir. Şayet, biyolojik donanımın esneklik sınırlarını aşan ekstrem çevresel değişmeler olursa, türün habitat içindeki hayatı tehlikeye girer.
Darwinci evrimciler, türlerin esnek bir donanımla yaratıldıklarını kabul etmezler. Bilakis, bu donanımın popülasyondaki varyasyonlar üzerinde etkin olan doğal seçilimle kazanıldığını savunurlar. Canlının veya biyolojik sistemlerin verili özelliklerle yaratıldıklarını temelden reddederler. Dahası, varyasyonların -ki bunu değişim olarak da anlayabiliriz- birikerek bardağı taşıran son damla gibi, belirli bir süre sonra yeni bir türe geçiş olduğunu düşünürler. Yani değişimin sonsuz olduğunu, tür geçişlerinin de bu değişimle gerçekleştiğini savunurlar.
Hâlbuki tabiatta tür içi varyasyonların lineer olarak birikimine dair bir gözlemimiz söz konusu değildir. Mutasyonlar ve yeni gen kombinasyonları, tür içinde varyasyon dalgalanmalarına sebep olurlar ama hiçbir zaman “bardağı taşıran son damla” gibi başka bir türe geçişi sağlayan bir birikim oluşturmazlar
Diğer taraftan, tabiatta gözlemlediğimiz bazı türlerin, milyon yıllarla ifade edilen fosillerine baktığımızda (Omurgalılardan balıklar, böceklerden de Odonat türle-ri), bunların çok az bir değişmeye uğradıklarını görürüz (Şekil 1).
Büyük taksonların (kök, sınıf, takım gibi) birbirine yakınlık durumuna göre bir ağaç gibi tasavvur edilmesi (kladogenez) mantıklı görü-lebilir. Ama bunların evrimle birbirinden türe-diklerini gösteren bilimsel deliller inandırıcı değildir. Biyosferdeki tür çeşitliliği Darwinist evrimcilerin dedikleri gibi sonradan oluşmamıştır. Sonradan oluşan çeşitlilik -ki o da Allah’ın koyduğu kanunlar çerçevesinde- tür içi varyasyonların sağladığı çeşitliliktir.
Bugüne kadar yapılan gözlemlerimiz, dünyada hiçbir olayın kontrolsüz, başı-boş ve sınırsız olmadığını göstermiştir. Canlı organizmalardaki değişim süreçleri de bu temel ilkenin dışında tutulamaz. Belirli aralıklarda esnek dalgalanmalar gösterse de bunun bir alt ve üst sınırı vardır. Nasıl ki, demirin, çeliğin ve plastiğin esneklik katsayıları (veya esneklik sınırı) varsa, biyolojik donanımlarındaki ince farklılıklardan dolayı türlerin de kendilerine özgü değişebilirlik katsayıları vardır. Bir başka ifadeyle tür içindeki varyasyon dalgalanmalarının bir alt ve üst sınırının olduğunu düşünüyoruz.
Bu teorik sınırı, “0 (sıfır) ila 1 (bir) arasında (0-1) “değişebilirlik katsayısı” veya “varyasyon genliği” olarak tarif ediyoruz. Yukarıda da belirttiğimiz gibi, türlerdeki varyasyon genliğinin sıfırla bir arasındaki değerini belirleyen faktör, o türün biyolojik donanımıdır. Bazı türler fazla bir değişim göstermediği için katsayı düşük olabilir (mesela 0,1 gibi); bazı türlerde ise, değişim fazla olduğu için katsayı (mesela 0,9 gibi) yüksek olabilir. Dikkat ediniz bunlar zaman içinde meydana gelen varyasyon dalgalanmaları olup, hepsi de değişebilirlik sınırları (0-1) içindedir. Bu teorik düşüncelerimiz iki farklı grafikte (Şekil 2 ve 3) daha anlaşılır hale getirilmiştir.
Şekil 1. Günümüzde yaşayan bir Odonat’ın, 135 milyon yıl önceki fosili ile neredeyse aynı olduğunu gösteren resmini evrimle ilgili kitabına kapak yapan bir bilim adamı.
Şekil 2. Hipotetik üç türün farklı varyasyon genliklerini gösteren grafik
Tür-A, düşük düzeyde bir varyasyon genliğine sahip olduğu için biyolojik donanımı daha az esnektir. Tür-B, orta düzeyde varyasyon genliğine sahip olduğu için Tür-A’ya göre daha esnek bir donanımı vardır. Tür-C ise, Tür-A ve Tür-B’den daha esnek biyolojik donanıma sahip olduğu için yüksek bir varyasyon genliği gösterir.
Burada dikkat edilmesi gereken konu, türlerin varyasyon genliğinin sıfırla bir arasında olmasıdır.
(Not: Grafikte noktalı olarak gösterilen yerler, türün ne zaman ortaya çıktığının tam bilinmediğini gösterir).
Şekil 3. İnsanın değişim aralığı da (varyasyon genliği de) sıfırla bir arasındadır. İnsanın evrimi üzerine yapılan spekülasyonlar 5 milyon yıllık bir geçmişe dayandırılmaktadır. Eldeki fosiller ise 2 milyon yıldan öteye geçmemektedir (Grafikte noktalı olarak gösterilen yer, türün ne zaman ortaya çıktığının tam bilinmediğini göstermektedir.
SONUÇ
Biyosferdeki türlerin biyolojik donanımları, Darwincilerin iddia ettikleri gibi, sınırsız bir değişim potansiyeline sahip değildir. Tabii seçilime dayalı böyle bir sınırsız değişim öngörüsü, gözlemlenen gerçeklerle örtüşmemektedir. Türün bireylerindeki değişim, türün kendi içindeki varyasyon sınırını aşamaz. Bu da ancak, belirli sınırlar içinde dalgalanan bir esneklikte olduğundan yeni bir tür oluşumuna yol açmaz. Yani, Darwincilerin dediği gibi, doğrusal bir varyasyon birikimi yoktur.
Prof. Dr. Turan GÜVEN
Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi, Ankara/TÜRKİYE, [email protected]
Kaynak: Bilimler Işığında Yaratılış Derneği
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet
BENZER SORULAR
- TOPLUMA İDEOLOJİ OLARAK DAYATILAN BİLİM VE EVRİM
- https://sorularlaislamiyet.com/kaynak/insan-allahin-kontrolunde-baska-canlilardan-yaratilmis-olamaz-mi
- Evolüsyon ve Mutasyon nedir?
- Bilim ışığında Evrim Teorisi'nin kritiğini yapar mısınız?
- Bilim tarihindeki yanlışlar nelerdir?
- Evrim Teorisini savunanlara ne cevaplar verirsiniz?
- Yol Ayrımında İki Kavram: Mikro ve Makro Evrim (Bilim 'Yaratılış' Diyor-20)
- Tabii Seleksiyon mu Yoksa İradi Seçim mi?(Bilim Yaratılış Diyor--4)
- Hayat nedir?
- Evrimin teoriye benzeyen yönleri var mı?