Toplumsal Cinsiyet Eşitliği, İslami açıdan uygun mu?

Tarih: 14.08.2026 - 12:03 | Güncelleme:

Soru Detayı

Bir psikoloji öğrencisiyim. Malumunuz psikoloji bölümü diğer pozitif bilimlerde olduğu gibi çok yoğun bir batılı terminolojinin altında, pozitif bilimler gibi modern bilim olduğu için. Sosyolojide ve sosyal psikolojide sürekli atıf olarak toplumsal cinsiyet eşitliği kavramı çıkıyor karşımıza. Ben de bir Müslüman olarak bana devredilen bagajlarla burayı olduğu gibi kabullenmek istemiyorum buna bir Müslüman nasıl bakar İslam ne der diye önceliyorum. Özellikle de "akışkan cinsiyet, lgbt, kadın erkek rolleri" gibi konularda.
Benim sorum şu: Bazı psikologlar, toplumsal cinsiyet eşitliği hususunda bunun bir biyolojik eşitlik olarak kabul ettirilmesine karşı çıkıyor kadın ve erkek haklar ve fırsatlar yönünden eşit olmalıdır diyor (mesela eğitimde fırsat eşitliği gibi) Bu tür ifadeleri nasıl değerlendirmek lazım?
Şahsen Kadın ve Demokrasi Vakfı (KADEM) sosyoloji literatürüne toplumsal cinsiyet adaleti kavramını entegre etti, bu da çok önemliydi.
Nasıl değerlendirmeliyiz Toplumsal Cinsiyet Eşitliğini İslam açısından?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

İslam, erkek ve kadının yaratılışını birbirini tamamlayan ve her birine farklı sorumluluklar yükleyen bir bütün olarak görür. Bu nedenle kadın ve erkeğin insanlık onuru, temel haklar ve fırsatlar bakımından eşitliği esastır; ancak bu eşitlik, yaratılıştan gelen farklılıkların yok sayılması anlamına gelmez.

Her birey, kendi fıtratı, özellikleri ve yetenekleri doğrultusunda değerlendirilmelidir.

Kadın kadındır, erkek de erkektir; bu, insanın yaratılışının ve fıtratının bir parçasıdır. Dolayısıyla insanın kendi fıtratını kabul etmesi, onu koruması ve hayatını Allah’ın koyduğu ölçüler doğrultusunda yaşaması, hem dünya hem de ahiret hayatı açısından önemlidir.

Bu kısa bilgiden sonra detaya gelince:

Bu konu birkaç farklı düzeyi birbirine karıştırdığı için tartışmalar da çoğu zaman verimsiz oluyor. Aslında "toplumsal cinsiyet eşitliği" denildiğinde herkes aynı şeyi kastetmiyor. Çünkü herkesin toplumsal cinsiyet kavramının işaret ettiği şeyden beklentisi farklıdır. Önce bunları birbirinden ayırmak gerekir.

1. Önce kavramları ayıralım

Bugün literatürde en az dört farklı düzey vardır:

a. Hukuki eşitlik

Kanun önünde eşit olmak.

Eğitim, sağlık, çalışma gibi haklara erişimde ayrımcılık yapılmaması.

b. Fırsat eşitliği

İnsanların cinsiyetlerinden dolayı sistematik olarak engellenmemesi.

Örneğin kız çocuklarının eğitim hakkından mahrum bırakılmaması. Veya kadın ve erkeğin fıtratına bakılmaksızın her işi yapmalarına engel olunmaması

c. Rol eşitliği

Kadın ve erkek arasında aile içi rollerin tamamen değiştirilebilir olduğu düşüncesi.

Hatta “annelik ve babalık arasında özsel fark yoktur." gibi insanın fıtratına ters olan iddialar.

d. Kimlik teorileri (Gender Theory)

Biyolojik cinsiyet ile toplumsal cinsiyetin tamamen ayrılabileceği, cinsiyet kimliğinin bireysel beyana göre değişebileceği gibi felaket iddialar.

Akışkan cinsiyet, non-binary vb. insanı felakete götürecek görüşler.

Bunların hepsine aynı anda "toplumsal cinsiyet eşitliği" denmesi büyük bir kavramsal karmaşa oluşturuyor. Çünkü aralarında gerçekten büyük farklar söz konusudur.

2. İslam’ın konuya yaklaşımı şudur

İslam'ın temel yaklaşımı şu şekilde özetlenebilir:

a) İnsanlık değeri bakımından eşitlik

İslam’a göre kadın ve erkek;

• Aynı insanlık onuruna sahiptir.

• Aynı Allah'ın kuludur.

• Aynı ahlaki sorumluluğa sahiptir.

• Aynı şekilde sevap ve günah kazanır.

• Aynı şekilde hesap verecektir.

“Ben cinleri ve insanları ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.” Zariyat 51/56

Burada kulluk görevi kadın-erkek diye ayrılmamıştır. İnsan olmanın temel amacı her ikisi için de aynıdır.

Ayrıca Nahl Suresinde bu gerçek net olarak ifade edilir:

“Erkek veya kadın, kim mümin olarak salih amel işlerse, onu mutlaka güzel bir hayat ile yaşatırız ve mükâfatlarını yapmakta olduklarının en güzeliyle veririz.” (Nahl 97)

Görüldüğü gibi İslam’da üstünlük cinsiyetle değil takva ile ilişkilendirilir.

Dolayısıyla İslam, "Kadın erkekten daha değersizdir." iddiasını reddeder.

3. Adalet her zaman aynılık değildir

Burada İslam'ın önemli ayrımı ortaya çıkar. Modern liberal düşünce çoğu zaman şöyle varsayar:

Eşitlik = Aynı hak, aynı görev, aynı rol

İslam ise daha çok şu ilkeyi benimser:

Adalet = Herkese yaratılışı ve sorumluluğu doğrultusunda hakkını vermek.

Bu nedenle bazı alanlarda haklar aynı olabilirken bazı alanlarda sorumluluklar farklı olabilir.

Örneğin;

• Nafaka yükümlülüğü

• Hamilelik

• Emzirme

• Babalık sorumluluğu

• Mirasın bazı hükümleri

bunlar aynı değildir.

İslam bunu adaletsizlik değil, görev paylaşımı olarak değerlendirir.

4. KADEM'in "Toplumsal Cinsiyet Adaleti" yaklaşımı

Bu yaklaşım kabaca şunu söyler:

• Kadın ve erkek aynı değerdedir.

• Hak ihlali olmamalıdır.

• Eğitim hakkı engellenemez.

• Şiddet kabul edilemez.

• Fakat kadın ve erkeğin bütün farklılıklarını yok saymak da doğru değildir.

Dolayısıyla, "eşit değer + farklılıkların kabulü + adalet" üçlüsünü savunur.

Bu yaklaşım, "eşitlik" kavramının bazı yorumlarının kadın ve erkek arasındaki biyolojik ve psikolojik farklılıkları göz ardı ettiğini ileri sürer.

5. Psikolojide biyolojik farklılıklar

Bugün psikolojide de önemli bir tartışma vardır.

Birçok psikolog şunu söyler: Biyoloji tamamen önemsiz değildir.

Araştırmalar ortalamalar üzerinden şu alanlarda cinsiyet farklılıkları göstermektedir:

• saldırganlık eğilimleri

• risk alma davranışı

• empati düzeyi

• ilgi alanları

• bazı kişilik boyutları

• hormonların davranış üzerindeki etkisi

Fakat aynı zamanda bireyler arasında büyük örtüşme (overlap) bulunduğu da gösterilmektedir. Yani grup ortalamaları farklı olabilir; ancak tek tek bireylerin özellikleri geniş ölçüde birbirine benzerlik gösterebilir. Bu nedenle ortalamalara bakarak her birey hakkında kesin yargılara varmak doğru değildir.

Dolayısıyla ciddi psikologlar genellikle şu iki uçtan da uzak dururlar:

• "Her şey biyolojidir."

• "Biyolojinin hiçbir etkisi yoktur."

Bu ikisi de ifrat veya tefrittir, yanlıştır.

6. LGBT ve akışkan cinsiyet konusu

Burada da yine iki farklı soru vardır.

Birincisi:

Psikolojide insanlar gerçekten böyle deneyimler yaşayabilir mi?

Evet. Bazı insanlar cinsiyet hoşnutsuzluğu yaşayabilir. Bu psikolojik bir olgudur.

İkincisi:

Bu deneyim ahlaken veya dinen nasıl değerlendirilmelidir?

Bu artık psikolojinin değil;

• etik,

• hukuk,

• din,

• felsefe

alanına girer.

Psikoloji insanların ne yaşadığını inceleyebilir; fakat bunun ahlaken doğru ya da yanlış olduğuna tek başına karar vermez.

İslam'ın temel yaklaşımı, biyolojik cinsiyetin yaratılışın bir parçası olduğunu kabul eder ve cinsellik ile aile hayatına ilişkin hükümlerini bu çerçevede temellendirir.

Bu nedenle İslam anlayışı, akışkan cinsiyet ve eşcinsel ilişkiler konusundaki çağdaş yaklaşımlarla önemli noktalarda ayrışır.

Bununla birlikte, bireylere nasıl davranılması gerektiği konusunda İslam ahlakı insan onurunu, adaleti ve zulümden kaçınmayı da vurgular. Bu iki ilkeyi birbirine karıştırmamak önemlidir.

Son değerlendirme

İslam açısından bakıldığında, kadın ve erkek insanlık değeri, temel hakları ve ahlaki sorumlulukları bakımından eşit kabul edilir. Ancak bu, her alanda aynı rol, aynı görev ve aynı toplumsal işlevlere sahip olmaları gerektiği anlamına gelmez. Bu nedenle Müslüman düşünürler "eşitlik" yerine "adalet" kavramını tercih eder; çünkü adaletin hem ortak insanlık onurunu hem de biyolojik ve psikolojik farklılıkları birlikte dikkate aldığını ifade ederler.

Bununla birlikte, "toplumsal cinsiyet eşitliği" ifadesi tek bir anlama sahip değildir.

Eğer bu kavramla kastedilen, kadınların eğitim, çalışma, güvenlik ve hukuk önünde ayrımcılığa uğramaması ise, bunu destekleyen birçok Müslüman düşünür vardır.

Eğer kavram, biyolojik cinsiyetin belirleyici olmadığını veya kadın ve erkek arasındaki bütün farklılıkların yalnızca toplumsal olarak inşa edildiğini ileri süren daha kapsamlı bir teori olarak kullanılıyorsa, o zaman bu yaklaşımın İslam'ın antropolojisiyle ve Müslüman akademisyenlerin görüşüyle önemli ölçüde ayrıştığı söylenebilir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun