Tılsımat-ı Kur'aniye hangi dua ve ayetlerden oluşmaktadır?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

"Tılsımat" kelimesi "Tılsım"ın çoğuludur. Tılsım, çözülmez düğüm anlamındadır. Yani onunla yapılan bazı işler artık çözülmeyecek derecede süreklilik arz etmektedir.

Bazı alimlere göre, tılsım kelimesi, maklup / tersine çevrilmiş bir kelimedir. Musallat olan şey anlamındadır. Çünkü, tılsımla bazı şeylere nüfuz edilir, onlara karşı güç ve zor kullanılır ki, bu da musallat olma anlamına gelir.

Tılsımat-ı Kur'aniye ise, herhangi bir konuda ilgili Kur'an ayetlerini yazmak, okumak veya ayetlerden meydana getirilen vefkler denilen şekiller çizmekle bir maksada ulaşmak için kullanılan bir tabirdir.

Bunların bir listesini vermek durumunda değiliz. Ancak Fatiha suresi, Felak-Nas Sureleri, Cin Suresi, Bakara Suresi, Ayete'l-Kürsî ve daha başka sure ve ayetlerin yazılması, okunup üfürülmesi, bedene meshedilmesi veya vefkler denilen belli şekillerde yazılmasından bazı faydalar elde etmek veya bazı şerlerden korunmak ya da kurtulmak mümkün ve tecrübeyle sabit olduğu bilinmektedir.

"Ve zincirlerle birbirlerine bağlanmış diğerlerini (onun emrine verdik.)" (Sâd, 38/38)

" Onun için, şeytanlardan, dalgıçlık yapan ve bundan başka işler de görenleri vardı." (Enbiya, 21/82)

mealindeki ayetler bu tılsımat-ı Kur'aniye'ye işaret etmektedir denilebilir.

Söz konusu ayetlerin işaretlerine işaret eden Bediüzzaman'ın şu anlamdaki açıklamaları, konumuza oldukça ışık tutacak mahiyettedir.

İşte, Hazret-i Süleyman aleyhisselâm, cin ve şeytanları ve habis ruhları emri altına alıp, şerlerini defettiği ve yararlı işlerde istihdam ettiğini ifade eden şu ayetler, remiz ve işaret diliyle diyor ki: "Yerin, insandan sonra zîşuur olarak en mühim sakinleri olan cinler, insana hizmetkar olabilir, onlarla temas edilebilir. Şeytanlar da düşmanlığı bırakmaya mecbur olup, ister istemez hizmet edebilirler ki; Cenab-ı Hakk, emirlerine riayet eden bir kuluna, onları musahhar etmiş/onun emrine vermiştir."

Cenab-ı Hak, manen şu ayetin remiz ve işaret diliyle der ki: "Ey insan! Bana itaat eden bir kuluma cin ve şeytanları ve onların şerirlerini itaat ettiriyorum. Sen de benim emirlerimi dinlersen, bir çok varlık, hatta cin ve şeytan dahi senin emrine girip seni dinleyecektir.

İşte insanların keşfettiği sanat ve fennin karışımından süzülen, maddî ve manevî fevkalâde hassasiyetinden ortaya çıkan ispirtizma gibi ruhları çağırma ve cinlerle iletişim kurma hususuna bu ayet işaret ediyor ve en son hududunu çiziyor ve en faydalı şeklini tayin ediyor ve ona yolu dahi açıyor.

Fakat, ayetleri işaretni; - şimdiki gibi, bazen kendine ölüler adını veren cinlere ve şeytanlara ve habis ruhların emrine girip, onlara maskara olup oyuncak olma yoluna değil- bilakis tılsımat-ı Kur'aniye ile onları istihdam etmek ve şerlerinden kurtulmak içindir...

Evet, ayetlerde işaret olunan temiz ruhların celp edilesi ise; şimdiki medenilerin yaptığı gibi, o pek ciddi ve ciddi bir âlemde olan ruhlara hürmetsizlik edip kendi yerine ve oyuncaklara celbetmek değil, belki ciddi olarak ve ciddi bir maksat için Muhyiddin-i Arabî gibi zatlar ki, istediği vakit ruhlar ile görüşen bir kısım ehl-i velayet gibi, onların cazibelerine kapılıp onlarla münasebet peyda etmek ve onların yerine gidip, âlemlerine bir derece yaklaşmakla ruhaniyetlerinden manevî istifade etmektir ki, ayetler ona işaret etmekte ve o işaret içinde bir teşviki ihsas ettirmektedir.
(Orjinali için bk. Sözler, Yirminci Söz İkinci Makam)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorumlar

Yorum yapmak için Giriş Yapın ya da Üye olun.