Sümerliler, Babilliler ve Asurlularda yaratılış inancı nasıldı?

Tarih: 09.05.2026 - 14:37 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

CUNEIFORM TEXTS ABOUT CREATION OF MAN AND CONCLUSIONS

Prof. Dr. Sebahattin BAYRAM

Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Sumeroloji Bölümü, Ankara, Türkiye

[email protected]

Abstract

Sumerians who lived in today’s Iraqi lands in Mesopotamia and invented and used the cuneiform firstly, and Assyrians and Babylonians who resided in the same geography later gave produced almost all kinds of written documents. Religious and mythological texts among them, which also provide information about the creation of man, are important to reveal the world view of creation of that day's human beings in paganism. In this paper, examples from the texts about the creation of man will be presented and a general evaluation will be made about the belief system.

The purpose of this study is to identify the beliefs of the Sumerians, Assyrians and Babylonians concerning the creation of human beings in cuneiform texts, compare them to the information of the sacred books by careful examination and reveal the similarities and differences between them. What these similarities and differences are and how they should be interpreted will be explained.

For example, we may present here the following lines in cuneiform texts that are worthy of consideration: Oh, my mother! The creature you will name be designed, Put the image of the gods upon it,

Mix the essence of the bottomless water mud, Concentrate the mud well and nobly, Generate the arms and legs, In addition to the original translations of the cuneiform texts, the verses in the holy books included the Qur’an, and the evaluations of field experts will constitute the main material in this work. A general evaluation of all these studies will be made, the right things in terms of knowledge and reason will be defined, and the matters confirming the belief in creation will be offered to the consideration of the experts.

Keywords: Assyrian, Babylonian, Creation of man, Cuneiform, Sumerian

İNSANIN YARATILIŞI HAKKINDAKİ ÇİVİ YAZILI BELGELER VE MÜLAHAZALAR

Prof. Dr. Sebahattin BAYRAM

Özet

Bugünkü Irak topraklarında, Mezopotamya’da yaşayan, M.Ö. 3200’lerde çiviyazısını icat eden ve ilk defa kullanan Sumerliler ile aynı coğrafyada daha sonra sahne alan Asurlular ve Babilliler hemen her türlü yazılı metni kaleme almışlardır. Bunlar arasında bulunan ve insanın yaratılışı hakkında da bilgi veren dini ve mitolojik metinler paganizm inancındaki o günkü insanın, yaratılış hakkındaki dünya görüşünü ortaya koymak bakımından önemlidir. Bu bildiride insanın yaratılışına dair söz konusu kavimlerin metinlerinden örnekler sunulacak ve insanların inanç sistemi hakkında genel bir değerlendirme yapılacaktır.

Bu çalışmada maksat, çivi yazılı metinlerdeki insanın yaratışı ile ilgili Sumerlilerin, Asurluların ve Babillilerin inançlarını belirlemek, bunları dikkatli bir şekilde irdeleyerek kutsal kitaplardaki bilgilerle karşılaştırmak ve aradaki benzerlik ve farklılıkları ortaya koymaktır. Bu suretle bu benzerliklerin ve farklılıkların ne manaya geldiği ve nasıl yorumlanması gerektiği ifade edilecektir.

Çivi yazılı metinlerde geçen ve ele almaya değer ifadeleri itibarıyla örnek olarak şu satırları burada dikkate sunabiliriz:

Ey annem! İsmini vereceğin yaratık oldu, Onun üzerine tanrıların görüntüsünü koy, Dipsiz suyun çamurunun özünü karıştır, İyi ve asil bir şekilde çamuru yoğunlaştır, Kol ve bacakları meydana getir,

Çivi yazılı metinlerin orijinal tercümeleri ile Kur’an dahil kutsal kitaplardaki ayetler ve sahanın uzmanlarının değerlendirmeleri bu çalışmadaki esas malzemeyi teşkil edecektir. Bütün bu çalışmaların genel bir değerlendirmesi yapılacak, ilim ve akıl yönünden doğru olanlar tespit edilecek ve yaratılış inancını teyit eden hususlar dikkate sunulacaktır.

Anahtar Kelimeler: Asur, Babil, Çivi yazısı, İnsanın yaratılışı, Sümer

İNSANIN YARATILIŞI İLE İLGİLİ BİLGİLER ve GENEL DEĞERLENDİRME

Çivi yazılı metinler ile Tevrat ve İnciller4 gibi, Kur’an da ilk insanın, herhangi bir canlıdan evrim suretiyle değil, topraktan ve türünün ilk örneği olarak yaratıldığını5 vurgulamaktadır. Konu ile ilgili olarak “Gerçek şu ki insanın yaratılış tarihinde onun henüz anılan bir şey olmadığı bir dönem gelip geçmiştir”6 mealindeki ayet uzmanların dikkatini çekmiş ve şu soru hep sorulagelmiştir: Acaba Hz. Âdem’den önce insanlar ya da başka varlıklar var mıydı? Bu sualin akla gelmesinde, Hz. Âdem’in yaratılması ile ilgili Kur’an’da geçen Hani Rabb’in meleklere: ‘Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım!’ demişti. Onlar ‘Biz seni eksiksiz bilirken ve durmadan övgü ile tenzih ederken orada fesat çıkaracak ve kan dökecek birini mi yaratacaksın?’ dediler. Allah ‘Şüphe yok ki ben sizin bilmediklerinizi bilirim’ buyurdumealindeki7 ayet te önemli rol oynamıştır. Bu ayette bahsi geçen yaratılacak insanın fesat çıkarabileceğini ve kan dökebileceğini meleklerin nereden bildikleri ayrıca ‘halife’ kelimesinin ne anlama geldiği ya da kimin halifesi olacağı da tartışılmıştır8.

İslam bilginleri, Hz. Âdem’den önce yaratılmış varlıkların olabileceği üzerinde yoğunlaşmışlar ve bunu meleklerin nasıl bildikleri hususunda üç değişik yorum yapmışlardır:

  1. Levh-i mahfûz yani olmuş ya da olacak her şeyin yazılı olduğu ana kitaptan,
  2. Daha önce yaratılmış varlıkların yaptıklarından,
  3. Diğer varlıkların (melek gibi) kendilerini bilgilendirmelerinden.

Bunlardan, daha önce yaratılmış varlıkların yaptıklarından öğrenmiş olmaları hem Kur’ân’ın ve hem de bilimin bugün bize verdiği bilgiler ile uyum gösterdiği belirtilmektedir.9

Konu ile ilgili yorumlardan biri şöyledir: “Bu tâbir (halife) arzın, insanların hayatına elverişli şeraiti hâiz olmazdan evvel arzda idrakli bir mahlûkun bulunmuş olduğuna ve o mahlûkun hayatına o zamandaki arzın evvelki vaziyetleri muvâfık ve müsait bulunduğuna işarettir. Halife tabirinin bu mânâya delaleti, muktezayı hikmettir. Amma meşhur olan manaya nazaran, o idrakli mahluk, cinlerden bir nev’ imiş; yaptıkları fesattan dolayı insanlar ile mübadele edilmişlerdir.”10

4 Habercilerin İşleri: 17:25-26.

5 8. ve 18. altnotlardaki açıklamalara bkz.

6 İnsan 76/1.

7 Bakara 2/30.

8 Bu hususta I. Yaratılış Kongresi Tebliğler Kitabı’nın s. 465 vd.da A. Bakkal ayrıntılı bilgi vermiştir.

9 Karauğuz 2017 s. 60 vd.

Bu merak uyandıran soru ve cevabı hakkındaki çok kısa bilgilendirmeden sonra uzmanlık alanımızla ilgili açıklama ve yorumlara geçebiliriz.

a. Sumerlilerde

Sumerliler, insanların çamurdan ve bir tek amaçla yaratıldığına inanıyorlardı: Tanrıların rahatça ve engellenmeden tanrısal görevlerini yapabilmeleri için, onlara yiyecek ve içecek temin etmek ile başlarını sokacak bir bina hazırlamak11. Onlar, hayatın, bilinmeyenlerle tehdit edildiğine ve emniyetsizliklerle gölgelendiğine inanıyorlardı. Çünki insanlar tanrıların hesaplanamayan keyiflerine göre kendilerine nasıl bir kader vereceklerini önceden bilemiyorlardı. Öldükleri zaman da ruhu, dünyadaki hayatın bir benzeri olan karanlık ve sıkıcı yer altına12 gidiyordu13.

Sumerlilerin ahlak kavramı ve düşüncesi, “tanrıların insanları çamurdan ve kendilerine hizmet etsin diye yarattığı” inancına14 dayanmaktadır. Bunu iki Sumer efsanesinden öğreniyoruz. Bunlardan birisinde, yalnız insanın yaratılışı konu yapılmış diğerinde, çoğunlukla iki büyük tanrı arasındaki tartışma kaydedilmiş, fakat başında insanın ne amaçla yaratıldığını teferruatıyla anlatan giriş kısmı yazılmıştır15.

İlk şiir, “Enki ve Ninmah” adını taşır16 ve tanrıların özellikle dişi tanrıların17 var oluşundan sonra kendi ekmeklerini temin etmekteki güçlükleri anlatarak başlar. Tanrılar sızlanırlar fakat onların derdine çare bulacağını ümit ettikleri bilgelik tanrısı derin bir uykuya dalmış18 onları duymaz.

10 B. S. Nursi, İşârâtü’l İ’câz, DİB Yayınları-983, 3. Baskı, s. 646. Ankara - 2014.

11 Sumerlilerin insanın çamurdan yaratıldığı düşüncesi hem Tevrat hem de Kur’an’daki açıklamalarla uyuşmaktadır. Aşağıdaki 18 numaralı altnota bkz. Ancak bu üç kaynakta insanın yaratılma sebepleri arasında çok büyük farklar vardır. Sumerliler; tanrıların yiyecek, içecek ve barınma ihtiyaçlarını kendi uluhiyet vazifelerini daha iyi yapmayı temin etmek üzere insanları yarattığını düşünmüşlerdir. Tevrat’ta insanın dünyaya gönderilmesi 3:23’te: “Böylece RAB Tanrı, yaratılmış olduğu toprağı işlemek üzere Adem'i Aden bahçesinden çıkardı.” ifadesiyle açıklanmaktadır. Kur’an’da ise şu âyetler konuya ışık tutar: “Rahman, Kur’an’ı öğretti. İnsanı yarattı. Ona beyanı (düşünüp ifade etmeyi) öğretti.” (Rahman 55/1-4); “Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, O’na karşı gelmekten en çok sakınanızdır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdar olandır.” (Hucurat 49/13); “Ben cinleri ve insanları, ancak Bana kulluk etsinler diye yarattım. Ben onlardan bir rızık istemiyorum. Bana yemek yedirmelerini de istemiyorum. Şüphesiz Allah, rızık veren, sarsılmaz kuvvet sahibi O’dur.” (Zariyat 51/56-58).

12 İnanç bakımından problemli olan söz konusu insanların dünyaya ve hadisata bakışlarının da sıkıntılı olduğu, en azından “Güzel gören güzel düşünür güzel düşünen hayatından lezzet alır” anlayışını hayatlarına tatbik etmedikleri anlaşılmaktadır. Hesaplanamayan keyif ve nasıl bir kader verileceğinin bilinememesi düşüncesini, imtihan dünyasındaki insanın ebedi hayatı kazanması için birtakım sıkıntılara göğüs germesi gerektiği ayrıca günahlarına kefaret olacağı anlayışı ile tadil etmek mümkündür.

13 Kramer 1990 s. 86.

14 Pagan bir anlayış söz konusu olduğundan pek çok tanrıdan ve onların ihtiyaçlarını karşılayacak mahlukların yaratılmasından bahsedilmektedir. Aslında ihtiyaç sahibi olanların böyle bir statüde düşünülmeleri, tartışma dahi götürmeyecek bir bâtıl anlayıştır. Halbuki ilmin bugün geldiği noktada hem hiç bir şeye muhtaç olmayan hem de her şeyin ve herkesin her an kendisine muhtaç olduğu bir Allah inancı ne kadar lüzumlu ve ne kadar makûldür. Eğer onların düşündüğü gibi olsaydı dünyada karışıklıklar asla son bulmayacaktı: “Eğer yerde ve gökte Allah’tan başka ilahlar olsaydı kesinlikle ikisinin de düzeni bozulurdu . Demek ki Arş’ın Rabbi Allah onların nitelemelerinden uzaktır, yücedir.” (Enbiya 21/22).

15 Kramer 1990 s. 90 vdd.

16 Şiir Türkçe olarak en son Bottéro-Kramer 2017 s. 211vd.da daha ayrıntılı ele alınmıştır.

17 Dişilik ve erkeklik söz konusu olduğunda ancak bâtıl bir anlayışla tanrılık ve kutsallıktan bahsedilebilir. Ancak tek bir Allah inancı bu tür bir nitelemeye imkân vermez. Kendi ekmeğini dahi temin edemeyenleri bu statüye dâhil etme imkânı var mıdır?

Bunun üzerine, en eski deniz, bütün tanrıları doğuran anne, Nammu, Enki'ye tanrıların gözyaşlarını getirerek der ki:

Ey oğlum, yatağından kalk, . . . bilgini kullan, Tanrılara iş yapacak yaratıklara şekil ver, Onlar kendilerini iki misli (?) çoğaltsınlar.

Enki uyandıktan sonra konu üzerinde teferruatlıca düşünür ve insanı, kalbinde iyi ve asil olarak19 tasavvur ederek, en eski deniz olan annesi Nammu'ya şöyle der:

Ey annem! İsmini vereceğin yaratık oldu,

Onun üzerine tanrıların görüntüsünü koy20,

Dipsiz suyun çamurunun özünü karıştır21,

İyi ve asil bir şekilde çamuru yoğunlaştır,

Kol ve bacakları meydana getir,

Ninmah (Yeryüzü ana tanrıçası) . . . yanında olacak şekil verirken,

Ey annem! Onun (yeni doğanın) kaderini kararla22,

Ninmah, onun üzerine tanrıların görüntüsünü (?) koyacak,

. . . insan olarak . . .

Burada şiir, insanın yaratılışından, anormal yaratıkların bulunduğunu açıklama çabasıyla tam insana benzemeyen bir tip yaratılmasına dönüyor.23 Enki tanrılar için insanın yaratılması şerefine bir ziyafet hazırlıyor. Bu ziyafette, Enki ve Ninmah çok şarap içiyorlar ve pek keyifleniyorlar. Ninmah, dipsiz suyun çamurundan24 alıp altı değişik anormal tip yapıyor.25 Enki bunların kaderini kararlıyor ve yemek için ekmek veriyor. Bunlardan son ikisi, birisi kısır kadın, diğeri cinsiyetsiz bir yaratık olarak ifade edilmektedir.

18 Derin uykuya dalmış bir tanrı uyanacak ve insanı yaratacak, bu suretle sıkıntılar ortadan kalkacak! Allah’ın ilim, irade ve kudretinin bir an dahi kesilmesiyle kâinatın yok olacağı Kayyumiyet hakikatı hakkında bkz. Said Nursi, Lem’alar, 30. Lem’a 6. Nükte.

19 Burada yaratılacak olan insanın “iyi ve asil” olarak tasavvur edilmesi, inancımızdaki “ahsen-i takvim” kavramıyla karşılaştırılabilir. Bu hususta bkz. Said Nursi, Sözler, 23. Söz İkinci Mebhas. Aynı zamanda şu âyetler bu hususla ilgili olabilir: “Gökleri ve yeri hak ve hikmete uygun olarak yarattı. Sizi şekillendirdi ve şekillerinizi güzel yaptı. Dönüş yalnız O’nadır.” (Tegabün, 64/3); “Allah, arzı size kalınacak bir yer, göğü ise (üstünüze) bir binâ (bir tavan) kılandır. Hem sizi şekillendirdi de, sûretlerinizi güzel yaptı ve sizi temiz şeylerden rızıklandırdı. İşte Rabbiniz olan Allah bu (ni’metleri veren)dir. (Ve) işte âlemlerin Rabbi olan Allah, ne yücedir!” (Mü’min 40/64); "O`dur ki her şeyin yaratılışını güzel yaptı ve insanı yaratmaya çamurdan başladı." (Secde, 32/7); "Biz insanı en güzel biçimde yarattık." (Tin, 95/4).

20 Bu ifadeyi "Onun (şeklini) düzeltip ona ruhumdan üflediğim zaman, kendisi için derhal (bana) secdeye kapanın."(Sa`d, 38/72) âyetiyle irtibatlamak mümkündür.

21Tevrat’ta bu hususla ilgili olarak 2:7’de: “RAB Tanrı Adem'i topraktan yarattı ve burnuna yaşam soluğunu üfledi. Böylece Adem yaşayan varlık oldu” ifadesi geçmektedir. Kur’an’daki şu âyetler de konuyla ilgilidir: "Andolsun ki biz insanı çamurdan süzülmüş bir hülasadan (özden) yarattık."(Mü`minun, 23/12); "Andolsun biz insanı kuru bir çamurdan, değişmiş cıvık balçıktan yarattık..."(Hicr, 15/26); "O`dur ki her şeyin yaratılışını güzel yaptı ve insanı yaratmaya çamurdan başladı." (Secde, 32/7); "Allah sizi (Hz. Âdem`i) bir topraktan, sonra bir meniden (Hz. Âdem`in neslini) yarattı." (Fatır, 35/11). 11. ve bu altnotta değinilen ifadeler zamanın insanının sadece aklıyla ve gördükleriyle birtakım tespitler yaptığını iddia etmenin mümkün olmadığını, ilahî birtakım bilgilerin bir şekliyle istifadesine sunulduğunu göstermektedir kanaatindeyiz.

22 Kaderin Allah’ın ilim ve iradesinde olduğu düşüncesi ile paralellik arzetmektedir. Bkz. Said Nursi, Sözler, 26. Söz.

23 İnsandan başka yaratıkların olduğunu gösteren bir ifade olarak değerlendirilebilir.

Ninmah, bu altı tip insanı yaptıktan sonra Enki de birkaç tane yapmak istiyor. Nasıl yaptığı belli olmamakla birlikte, yaptığı yaratık vücutça ve ruhça tamamiyle güçsüz biri oluyor. Enki, Ninmah'ın bu zavallı yaratığa yardım etmesi için şöyle söylüyor:

Elinin yarattığının kaderini kararladım, ona yemesi için ekmek verdim,

Benim elimin şekil verdiğinin kaderini kararla ve ona yemek için ekmek ver!

Ninmah bu yaratığa iyi olmaya çalışıyor ama nafile. Onunla konuşmaya çalışıyor fakat o cevap vermiyor. Ona ekmek veriyor fakat alamıyor. O, ne oturabiliyor ne ayakta durabiliyor ne de dizlerini bükebiliyor. Bundan sonra Enki ile Ninmah arasında uzun bir konuşma geçiyor. Bu kısım kırık olduğu için bir anlam çıkarılamamaktadır. Nihayet Ninmah, Enki'ye hasta ve cansız bir yaratık meydana getirdiği için kızıyor ve ona hasta olması için beddua ediyor.

İkinci Şiir, "Davar ve Tahıl" ismi ile tanınan bir cins tartışma kompozisyonudur26. Bu mitolojinin ana figürleri davar tanrısı Lahar ile kızkardeşi tahıl tanrısı Ašnan olup27, bu iki tanrı gök tanrısı An'ın çocukları Anunnakileri yedirmek ve giydirmek için, tanrıların yaratma odasında yaratılmışlar fakat Anunnakiler insan yaratılıncaya kadar davar ve tahıldan gereğince yararlanamamışlardır. Bunların yaratılması ile üretimin başladığı ve hayvancılığın gelişip, onların çoğaltılmasının gerçekleştirildiği anlaşılmaktadır. Şiirin ilgili satırları şöyledir:

Gökyüzü ve yeryüzü dağında,

An, Anunnakiler'in doğmasına neden olduktan sonra,

Ašnan ismi henüz doğmadığı, henüz şekil verilmediği için,

Uttu(giyecek tanrısı) henüz şekillenmediği için,

Hiçbir dişi koyun yoktu, bir kuzu çıkarmadı,

Akıllı Ašnan'ın ve Lahar'ın ismini,

Anunnakiler, büyük tanrılar bilmediğinden,

30 günün šeš-tahılı olmadı,

40 günün šeš-tahılı olmadı.

Küçük tahıllar, dağların tahılı, bütün yaşayan varlıkların tahılı yoktu,

İlk yaratılan insan gibi,

Onlar (Anunnakiler) ekmek yemeği bilmiyorlardı,

Koyunlar gibi ağızlarıyla otları yediler,

Suyu hendekten içiyorlardı,

O günlerde, tanrıların yaratma odasında,

Onların duku evinde28, Lahar ve Ašnan biçimlendi,

24 “Dipsiz suyun çamuru” ifadesi yukarıda 18. altnotta aktardığımız âyetlerle paralellik arz etmektedir.

25 Bu satırlarda ilk insan olarak Hz. Adem’in ve eşi Havva’nın yaratılması ile daha sonraki neslin bunlardan üremesi görüşünden farklı olarak topraktan ama birkaç insan yaratıldığı kayıtlıdır. Bu ifade belki de insanların hepsinin aynı özelliklerde olmadığını belirtmektedir.

26 Kramer 1990 s. 92 vdd.

27 Bu dönemde insanların geçimleri için tarım ve hayvancılığın önemini ortaya koyan bir metindir.

28 Du6.kù işaretleriyle yazılan ve “kutsal tepe(cik)” şeklinde tercüme edilebilecek kelime, inancımızdaki “cennet” kavramıyla karşılaştırılabilir. İfadenin büyük tanrıların ikametgâhı olan “zaman dışı ve doğaüstü” yeri belirttiği iddia edilmektedir: Bottéro-Kramer 2017 s. 414 n. 1. Bu açıklama zamandan ve mekândan münezzeh olmanın bir ifadesiyse;

Ašnan ve Lahar'ın ürettiklerini,

Duku'nun Anunnakileri yediler, fakat doymadılar,

Girişi izleyen kısımda, Lahar ve Aşnan'ın gökyüzünden dünyaya inişi ve insanlara verdikleri kültürel bağışlar anlatılıyor29:

O günlerde Enki Enlil'e dedi ki:

"Enlil baba, Lahar ve Ašnan"(ı),

duku 'da yaratılanları,

duku'dan bırakalım insinler."

Enki ve Enlil'in saf sözü üzerine,

Lahar ve Ašnan duku'dan aşağı indiler.

Lahar için (Enlil ve Enki) ağılı yaptılar,

Bitkileri ve otları çok olarak sundular ona.

Ašnan için bir ev yaptılar,

Sabanı ve boyunduruğu sundular ona.

Lahar ağılda duran,

Bir çobandır o, sürüsünü çoğaltan,

Ašnan, ekinler arasında duran,

Bir genç kızdır o, kibar ve cömert olan.

Gökten gelen bolluğu,

Lahar ve Ašnan indirdiler (yeryüzüne ),

Topluluğa bolluk getirdiler.

Memlekete hayatın nefesini getirdiler,

Tanrıların kanununu güderek,

Çoğalttılar anbarın içini,

Doldurdular depoların içini.

Tozlar içindeki fakirlerin evlerine,

Girerek onlar, getirdiler bolluğu,

Bu çiftten herbiri nereye ayak bassa,

Eve bereket getirdi,

Durdukları yeri, oturdukları yeri, beslerler,

Onlar An ve Enlil'in kalbini neşelendirir.

Lahar ve Ašnan çok şarap içtiklerinden, tarlada ve çiftlikte kavga etmeye başlamışlardır. Her biri kendi yaptıklarını överken, diğerini küçültmeye çalışmıştır. Nihayet Enlil ve Enki araya girerek Ašnan'ın tartışmayı kazandığını bildirmişlerdir.

b) Babillilerde

Babil Yaradılış Efsanesi'nde insanın yaradılışı, enūma eliš adıyla tanınan yedi tabletten ibaret şiirin altıncı tabletinde konu edilmektedir. Marduk, tanrıların hizmetinde bulunmaları için insanı yaratma niyetinde olduğunu Ea'ya30 bildirir. Onun öğüdüne uyarak insanın biçimlendirilmesi için, Kingu'nun öldürülmesine karar çok basit ve kaba bir inanışla pagan bir anlayışa sahip olan ve insanlarla kutsal varlıkları iç içe düşünen insanların bu kavramı nasıl ve hangi kaynaktan edindikleri ya da hangi süreçlerden geçerek açıklamayı başardıkları izah edilmesi gereken bir durumdur.

29 Kramer 1990 s. 93 vd. Şiir Türkçe olarak en son Bottéro-Kramer 2017 s. 583 vdd. ele alınmıştır.

30 Allah’ın insanı yaratacağını meleklerine bildirmesine benzer bir ifadedir: “Hani, Rabbin meleklere, ‘Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım’ demişti. Onlar, ‘Orada bozgunculuk yapacak, kan dökecek birini mi yaratacaksın? Oysa biz sanahamdederek daima seni tesbih ve takdis ediyoruz.’ demişler. Allah da, ‘Ben sizin bilmediğinizi bilirim’ demişti.” (Bakara, 2/30).

Buna uygun olarak Kingu öldürülür ve kanından31 tanrıları özgür kılmak yolunda onlara hizmet etmesi için yâni tapınak ritüelleriyle ilgili kol işlerini yapması ve tanrılara yiyecek sağlama işlerini görmesi için insan yaratılır. Sonra tanrılar Marduk için, Babil'deki Esagila tapınağını yaparlar. Anu'nun buyruğuyla tanrılar Marduk'un 50 büyük adını32 duyururlar.

Destanda insanın yaratılma nedeni ve safhaları teferruatlı bir şekilde verilmiştir. İnsanın yaratılmasındaki ana karakteri evrenin yaratılmasında olduğu gibi tanrı Marduk simgeler. Enūma eliš destanında insan kandan yaratılmıştır. Destana göre insanın yaratılma nedeni ve insanın yaratılışı şu şekilde gerçekleşmiştir:

Tiâmat ve Marduk savaş alanında karşılaştıkları zaman Marduk, bir ok ile Tiâmat’ı kalbinden vurur ve öldürür. Tiâmat öldükten sonra onun tarafını tutan tanrılar hapsedilir ve silahları ellerinden alınır. Marduk tutsak tanrılar üzerindeki denetimini güçlendirir. Tiâmat’ın tarafını tutmuş olan tanrılar zaferi kazananların hizmetine verilir ve onların bakımını sağlamakla görevlendirirler.

Ancak bu önemsiz hizmet kendilerine ağır gelen tutsak tanrılar Marduk’tan bu yükün kaldırılmasını isterler. Marduk da tutsak tanrıların sözünü dinleyerek onların görmek zorunda oldukları hizmeti yeni yaratılacak olan insana yıkmaya karar verir. İşte bu nedenlerle insanın yaratılmasına karar verilmiştir. Ea’yla yapılan danışma sonucunda da ayaklananların elebaşı öldürülerek kanıyla insanın yaratılmasına ve tutsak tanrıların serbest bırakılmasına karar verilir. Yüce mahkemeye çıkarılan Kingu; Tiamat’ın ayaklanıp savaşa hazırlanmasına sebep olarak gösterilir.

Kingu bağlanarak Ea’nın huzuruna getirilir. Marduk’un tasarıları üzerine hareket eden Ea, bazı tanrıların da yardımıyla, Kingu’nun atardamarlarını keser ve kanından insanın suyunu yaratır. Yeni yaratılan insan tutsak tanrılar ordusunun işini üstlenir ve Babil’in bir sürü tanrısını besler. Bundan sonra Marduk tüm Anunnaki’leri ikiye ayırır. Üç yüzünü göğe, üç yüzünü de yere atar ve her gruba uygun olan görevleri paylaştırır. Anunnaki’ler, Marduk’un eliyle özgürlüğe kavuşmalarından dolayı Esagila’yı inşa ederler ve neşeli bir şölenden sonra resmi bir kurultay yaparak Marduk’un elli adını yüksek sesle okurlar.

Enūma-eliš destanı, insanları, kendileri için her şey yolunda gitsin diye, bu adları inceleyip öğrenmeye, bellekte tutmaya ve Marduk’un saltanatında sevinip mutlu olmaya teşvik eden bir sondeyişle bitmektedir.

Söz konusu 6. tabletin insanın yaratılışı ile ilgili 1-38. satırlarının iki farklı kaynaktaki tercümesi şöyledir33:

  1. [Mar]duk duyunca sözlerini tanrıların / Marduk, tanrıların sözünü duyduğunda,
  2. Yüreği dürter (onu) ilginç şeyler yaratmaya / Temiz şeyleri yaratmak için kalbi hazırdır.
  3. Anlatır bu fikre Ea’ya da, / Düşüncesini Ea'ya bildirir.
  4. açarak gönlünde kurduğu planını; / Kalbinde tasarladığı plânı açıklar:
  5. “Kan yaratacağım ve kemik olduracağım; / "kan" şekillendireceğim kemiği,
  6. Sonra lullû’yu yaratacağım / çıkaracağım ortaya, “insan” olacak adı!

31 Babil Yaratılış Destanı’nda insanın âsi bir yaratık olan Kingu’nun kanından yaratılmış olması kutsal kitaplardaki açıklamalarla uygunluk arz etmemektedir.

32 Marduk’un 50 büyük adının olmasını metnin kaleme alındığı dönemde tek Allah inancının söz konusu edildiğine bir işaret olarak alabiliriz. Aslında Allah’ın sıfatlarının bir takım isimlerle anılması manasında olan diğer tanrı adlarının, aslına rücu ettirilerek bütün sıfatların tek bir isim altında toplanması ile bir tek ilahın bulunması düşüncesini ortaya koymaktadır. Yapılan tapınağın da bu yeni inancın ibadet yeri olduğunu düşünmek yanlış olmaz.

33 Lambert 2013 s. 111. Bu kısım aynı zamanda Bottéro-Kramer 2017 s. 731 ve Heidel 2000 s. 69 vdd.da ele alınmıştır.

7. Evet, yaratacağım lullû’yu: İnsan’ı!

8. (Ona) yıkılacak tanrıların hizmeti, dinlenebilsinler (tanrılar) diye / Böylece hizmet edecek, tanrılar

dinlenebilir.

9. Sonra akıllıca düzenleyeceğim tanrıların yol ve yöntemlerini de / Üstelik, tanrıların yolunu, saf ve temiz yapacağım.

10. Eş düzeyde onurlandırılacak, ama iki (gruba) ayrılacaklar” / Bununla onurlanacaklar, iki gruba ayrılmalılar.

11. Ea yanıt verdi bir söz söyleyerek ona / Ea ona cevap verdi;

12. değiştirsin diye fikrini tanrıların rahatlatılması hakkında: / Tanrılarla ilgili düşüncesini değiştirmek için:

13. “Teslim edilsin kardeşlerinden biri, / "Onları kardeş yap,

14. O yok edilip insanlar oluşturulsun. / Yıkılmasına izin ver ve insanları şekillendir.

15. Büyük tanrılar toplansın buraya; / Büyük tanrılar kuruluna izin ver.

16. Şuçlunun teslim olmasına ve onların kurtulmasına izin ver."

17. Marduk, büyük tanrıları topladı,

18. nazikçe buyurarak, yönergeler vererek. / Onlara kibarca talimatlar verdi.

19. Tanrılar dinler onun dediklerini, / Tanrılar onu dinlediler.

20. Anunnaki’lere söyleyince bir söz, (şöyle diyerek:) / Kral, Anunnaki'ye şu sözleri yöneltti; dedi ki:

21. “İşte böyle, size önceden bildirdiğimiz şey gerçekleşti. / "Sana bildirdiğimiz şeyler doğru çıktı,

22. (Şimdi de) söylüyorum hakikatı kendi adına bir yeminle (?) / (Şimdi de) doğruyu söylüyorum.

23. Kimdi o çatışmayı çıkaran, / Kavgayı yaratan ben, kendi yeminim altında;

24. Tiâmat’a başkaldırıp onu savaşa hazırlandıran? / ve Tiamat'ın isyan etmesine ve savaş için hazırlanmasına sebep olan ben;

25. Teslim edilsin çatışmayı çıkaran; / Kavgayı çıkaranın teslim olmasına izin ver.

26. Cezasını çektireceğim ona, sizler rahat olun” / Onun cezasını vereceğim, sen dinlen.

27. İgigi, büyük tanrılar, yanıt verdiler ona, / Büyük tanrı İgigiler ona cevap verdiler:

28. “gök ve yer tanrılarının kralı”, tanrılar danışmanı hakanlarına; / "Cennetin ve Dünya'nın tanrılarının kralı, tanrıların danışmanı, efendi,

29. “Kingu’ydu yaratan (bu) çatışmayı, / Kingu'dur kavgayı çıkaran,

30. başkaldırtan Tiâmat’a, vuruşmaya hazırlandıran onu.” / Ve Tiamat'ın isyan etmesine ve savaşa hazırlanmasına sebep olan."

31. Bağladılar Kingu’yu, Ea’nın önünde tuttular; / Onu bağladılar ve Ea'dan önce tuttular.

32. Ceza verdiler ona, keserek kanını(n ona damarlarını). / Cezası kan damarlarının kesilmesiydi.

33. Kanından yarattılar insan soyunu / KANIYLA İNSANOĞLUNU YARATTILAR.

34. O (Ea) zorunlu tuttu (onları) tanrılara hizmetle ve serbest bıraktı tanrıları. / Tanrılara hizmetler fazlalaştı ve onları serbest bıraktı.

35. Bilge Ea insan soyunu yarattıktan, / Sonra akıllı Ea insanoğlunu yarattı.

36. ve onları (insanı) zorunlu kıldıktan sonra tanrılara hizmet etmekle / Tanrılara hizmeti (insanoğluna) yüklediler.

37. Uygun değildi bu iş (insanın) anlama yetisine; / Bu çalışma, insanın anlayışına uygun değildi.

38. Marduk’un uzgörür planlarına göre yarattı Nudimmud(=Ea) (onu)

İnsanın yaratılışını anlatan bir başka metin ise yaratılış ve tufan öykülerinin anlatıldığı Akadca yazılmış Atra-hasīs destanıdır. Destan, kahramanın adı olan ve “çok bilge, bilgelikte başı çeken, yüce bilge” anlamına gelen Atra-hasīs adıyla anılmaktadır.

Atra-hasīs destanının I. ve II. Tabletlerinde insanın yaratılışından bahsedilirken III. Tablette ise tufan efsanesi anlatılmaktadır. Metne göre destanın kahramanı olan Atra-hasīs, tufanda yaptığı gemi sayesinde kurtarılan bir figürdür34. İnsanın yaratılması, evrende sadece tanrıların olduğu bir dönemde başlar. Anu, Enlil ve Enki (Ea), evreni kendi aralarında bölüşürler. Anu, gökyüzüne çıkar, Enlil yeryüzünde kalır. Enki ise yer altında bulunan ve Apsu denilen denize iner. Enlil, ırmakları kazmak ve kanal açmak için diğer tanrıları da yaratır. Fakat bu işler tanrılar için çok yorucu olmaya başlamıştır. Yıllar boyunca çalıştıktan sonra durumlarından şikayetçi olurlar ve bunu ifade etmek için bir gece ansızın Enlil’in evinin (É-kur tapınağı) etrafını kuşatırlar. Bunun üzerine tanrılar meclisi toplanır ve Anu’nun tavsiyesi üzerine Enlil’in veziri Nusku, bu davranışların sebebinin anlaşılması için âsilere gönderilir.

Nusku, küçük tanrıların, yorucu işlerinden bıktıkları cevabı ile geri döner. Enlil, âsilerden birine örnek oluşturacak bir ceza verilmesini düşünür; ancak Anu, sorunun daha makul bir şekilde çözülmesinden yanadır. Sonuçta Enlil, tanrıların işlerini, onların yerine yapması için insanoğlunun yaratılmasına karar verir. Bunun gerçekleşmesi için de Mami, Nintu ve Belet-ili gibi çeşitli isimlerle adlandırılan ana tanrıça görevlendirilir. O, görevi reddetmez; ancak insanı şekillendirebilecek kili kendisine sadece Enki’nin verebileceğini söyler. Ardından ana tanrıça Mami, kurban edilen We-ila adındaki tanrının et ve kanı ile kili karıştırır, tanrılar bu karışıma tükürürler ve böylece o, insanı adeta bir heykel gibi biçimlendirir. Bunu yaptığını diğer tanrılara duyurur. Tebrikleri kabul eder ve ona artık “Belet-kala-ili” (bütün tanrı(ça)ların sahibesi) adı verilir. Fakat iş tamamlanmaz.

“Kader evi” denilen yerde Enki kili çiğner, ana tanrıça ondan on dört parça koparır, doğum tanrıçaları ise bu on dört parçayı, yedisi erkek yedisi kadın almak üzere bölerler. Onuncu ayın sonunda hamile bir kadından insanoğlu dünyaya gelir. Kırık kısımlardan sonra insanların sayısının arttığı ve çok fazla gürültü yaptıkları anlatılır. Bu da Enlil’in uykusunun kaçmasına sebep olmaktadır. Bu nedenle Enlil veba ile insanların sayasını azaltmaya karar verir. Veba tanrısı Namtar, bu iş için görevlendirilir. Enki, belki de insanın yaratılmasında payı olduğu için buna razı olamaz. İlk tabletin sonuna doğru Atra-hasīs görülür ve Enki ona vebayı ortadan kaldırması için talimat verir. Buna göre insanlar Namtar’ı memnun etmek için kurbanlar sunmalıdırlar. Onun için bir tapınak bile inşa edilir. Veba ortadan kaldırılır. Birinci tablet bu şekilde sona erer. İkinci tabletin başında insanların nüfusunun bir kez daha arttığı ve Enlil’in bundan yine rahatsız olduğu belirtilir. Bu sefer Enlil, insanları bir kıtlık ile yok etmeye karar verir. Yağmuru azaltması için fırtına tanrısı Adad görevlendirilir. Atra-hasīs bir kez daha Enki’ye yalvarır. Enki, eski tavsiyesini yineler. Adad, sağduyulu ve Enlil’in dikkatini çekmeyecek bir biçimde yeryüzünü sulamaya devam eder. Tabletin geri kalanı son derece kırık döküktür ve farklı dönemlere ait yazmalarla bu boşluğu doldurmak çok da mümkün olmamıştır. Bununla beraber Enlil’in girişimlerini tekrarladığı anlaşılmaktadır. Enlil bu defa bir tufan ile insanoğlunu ortadan kaldırmaya niyetlenir. Enki ise artık, insanlarla iletişime geçmemesi için tanrı Enlil’e bir yeminle bağlanır. İkinci tablet burada sona erer.

c) Asurlularda

Adem olarak kutsal kitaplarda geçen ilk insanın, hem kelimenin etimolojik yönünü, hem de bu konuya temas ettiğine inanılan bazı efsane (Adapa Efsanesi) ve şiirlerde (Davar ve Tahıl, Enki ve Ninhursag ve Emeš ve Enten) geçen ilgili metinleri irdeleyerek, değişik iddialar ve teklifler ortaya atılmıştır. Bu iddia sahiplerinin ele aldıkları temel kaynak Asurca yazılmış olan Adapa Efsanesi'dir. Bu efsanedeki konu ve onun kahramanı Adapa'nın belli başlı özellikleri, onlara göre Tevrat'taki ilgili bahis ile tamamen paralellikler göstermektedir. Söz konusu bilim adamlarından bu benzerliğe taraftar olanlar35, Asurca Adapa’yı Adem isminin değişik bir ifadesi olarak görmekte ve Sâmi dil grubuna atıf yapmaktadırlar.

34 Metinde Hz . Nuh’un tufandan kurtarılması ile paralel ifadeler bulunmaktadır.

35 E. Ebeling 1931, 27a; E. Reiner, Or. 30, 1961, 1-11; W. G. Lambert, JCS 16, 1962, 59-72.

Efsanede anlatılanlara gelirsek: Kahraman Adapa, bilgelik tanrısı Ea'nın oğlu36 ve en eski şehirlerden Eridu'nun da rahip-kralıdır. Ea, Adapa'yı "insanın örneği" olarak yaratmış37 ve ona bilgelik vermiş38, ama ölümsüzlüğü39 bahşetmemiştir. Rahiplik görevlerinin neler olduğu anlatılmış olup, bunlardan biri tanrıların sofralarına balık sağlamaktı. Efsaneye göre bir gün balık tutarken, Güney rüzgârı eser ve onun kayığı devrilir. Adapa da Güney rüzgârının kanadını kırar. Rüzgâr 7 gün esemez. Gök tanrı bunun sebebini araştırtarak, buna Adapa'nın sebep olduğunu anlar. Ulağı olan İlabrat'ın onu kendisine getirmesini emreder. Göklerde olup biten herşeyi bilen bilge tanrı Ea, oğlu Adapa'ya tanrı Anu'nun karşısına çıktığında, kendisine "ölüm(süzlük) ekmeği" ve "ölüm(süzlük) suyu" sunulacağını ve bunları kabul etmemesini, aynı zamanda "bir gömlek” ve “bir koku yağı" sunulacağını ve bunları kabul etmesini söyler. Adapa, tanrı Anu'nun karşısına çıktığında söylenenleri aynen yapar ve tanrı Anu'yu şaşırtır. Anu, onun bu davranışı ile ölümsüzlüğü kaçırdığını söyler. Böylece, Anu onu bazı belli üstünlükler ve zayıflıklarla yeryüzüne tekrar geri gönderir40.

36 Bu ifade ve bazı yaratıkların 1/3 tanrı ve 2/3 insan olmaları gibi inançlar insanlarla tanrıların birbirlerine yakın özellikte bulundukları ve sanki birbirlerinin yerine iş yapabilme kabiliyetleri olduğu düşüncesini ortaya koymaktadır. Tevrat’ta 3:1-5’teki ifadeler bu anlayışın bir tezahürü olarak kabul edilebilir: “RAB Tanrı'nın yarattığı yabanıl hayvanların en kurnazı yılandı. Yılan kadına, “Tanrı gerçekten, 'Bahçedeki ağaçların hiçbirinin meyvesini yemeyin' dedi mi?" diye sordu. Kadın, "Bahçedeki ağaçların meyvelerinden yiyebiliriz" diye yanıtladı, Ama Tanrı, "Bahçenin ortasındaki ağacın meyvesini yemeyin, ona dokunmayın; yoksa ölürsünüz' dedi." Yılan, "Kesinlikle ölmezsiniz" dedi, "Çünkü Tanrı biliyor ki, o ağacın meyvesini yediğinizde gözleriniz açılacak, iyiyle kötüyü bilerek Tanrı gibi olacaksınız." Aslında günümüzde dahi Hz. İsa’nın Allah’ın oğlu olduğu kabulünü dikkate alırsak o dönemdeki bu inançları çok yadırgamamak gerektiğini düşünüyoruz.

37 Borger JNES 33 s. 186’da belirtildiği gibi Efsanenin D parçasının 12. satırında “Eridulu tanrı olan Ea'nın oğlu olan Adapa, insanlığın kaynağı/filizi” olarak ifade edilmektedir ki Adapa’nın insanın ilk örneği olması düşüncesi, ilk insan ve ilk peygamber olarak inandığımız Hz. Adem ile kıyaslanmasını mümkün kılar.

38 İnsana bilgelik verilmesini talim-i esma ile kıyaslamak mümkündür.

39 İnsana bu dünyada ölümsüzlüğün verilmeyeceği ancak öldükten sonra tekrar yaratılarak ölümsüz bir hayata kavuşacağı düşüncesinin baş kısmıyla uyumlu bir inancı ifade eder.

40 ANET, s. 101 vd. Bu ifadeler Hz. Adem’in yaptığı hatadan dolayı cennetten yeryüzüne indirilmesi hadisesini hatırlatmaktadır.

KAYNAKÇA VE KISALTMALAR

ANET: Ancient Near Eastern Texts.

Bottéro - Kramer 2017: . Bottéro, J. - S. N. Kramer, Mezopotamya Mitolojisi, (Çeviren: A. Tümertekin), 2017 İstanbul.

Ebeling 1931: E. Ebeling, Tod und Leben, 1931.

Heidel 2000: A. Heidel, Enûma eliş, Babil Yaratılış Destanı, Çev. İsmet Birkan

Karauğuz 2017 G. Karauğuz, Âdem’in Çocukları, Çiviyazılı Kaynaklar, Tevrat, İnciller ve Kur’an’a Göre. Çizgi Kitabevi Yayınları: 390. 3. Baskı 2017.

Kramer 1990: S. N. Kramer, Tarih Sumerde Başlar, Çev. M. İ. Çığ, Bölüm 14 s.

86. TTK Yayınları Ankara 1990.

Lambert 2013: W. G. Lambert, Babylonian Creation Myths. Winona Lake, Indiana Eisenbrauns 2013.

Or Orientalia

Kaynak: Bilim Işığında Yaratılış Derneği

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun