Sondaj çalışmalarında yer kilometrelerce delinebiliyor. "Yeryüzünde böbürlenerek yürüme, çünkü sen ne yeri delebilir ne de boyca dağlara ulaşabilirsin." (İsra, 17/37) ayetini nasıl anlamalıyız?

Tarih: 14.07.2012 - 00:44 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Allah insanın acizliğini vurgulamak için mi böyle söylemiştir?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

İlgili ayetlerin meali şöyledir:

“Hem kibirli kibirli yürüme! Zira ne kadar kibirlenirsen kibirlen, ne yeri yarabilirsin,  ne de dağların boyuna erişebilirsin. Böylesi davranışların hepsi kötü olup, Rabbinin nazarında hoş görülmeyen şeylerdir.” (İsra, 17/37-38)

- Bu ayette fiziki bir olaydan değil, ahlaki bir husustan söz edilmektedir. Yani cenab-ı hak bu ayette adeta şöyle buyuruyor: “Ey insan! Şımarık bir surette kibirli, gururlu bir tavırla yürüme..  Bu senin gibi aciz bir yaratığa yakışmaz. Haddini bilmelisin.. Ve şunu iyi bilmelisin ki, sen bu kibirli yürüyüşün ve şımarık tavrınla ne yeri delebilirsin, ne de dağlarla boy ölçüşe birlisin..”

Bu ayetin manasının anlaşılması için aşağıda mealleri verilen ayetlere de dikkat etmekte fayda vardır:

“Rahman’ın has kulları o kimselerdir ki onlar yerde tevazu ile yürürler. Cahiller  kendilerine laf atarsa 'Selâmetle!' derler.” (Furkan, 25/63)

“Kibirli davranarak insanlara yüzünü dönme, yerde çalımlı çalımlı yürüme! Çünkü Allah kibirle kasılan, kendini beğenmiş, övünüp duran kimseleri asla sevmez." (Lokman, 31/17)

"Yürürken ölçülü, mutedil yürü! Konuşurken sesini ayarla, bağırarak konuşma! Unutma ki seslerin en çirkini, avazı çıktığınca bağıran eşeklerin sesidir.” (Lokman, 31/18-19)

Kendini olduğundan fazla göstermeye çalışmak, çevresindeki insan­lara tepeden bakmak, toplum arasında saygısızca söz ve davranışlarda bulunmak; kendini hep üstün, hep haklı görüp başkalarını küçümsemek ruhî bir hastalıktır. Allah'a, Âhiret'e ve dinin diğer esaslarına dosdoğru imân, bu hastalığı tedavi edip iyileştiren en tesirli ilâçtır.

Unutmamak gerekir ki, toplum içinde bu tipler sevilmez ve itibar görmezler. Onlarla olan dostluklar ve yakınlıklar hep sun'idir ve yapmacıktır. İnsanların sevmediklerini Allah da, melekleri de sevmezler. Böyleleri ma­kamlarından düştükleri veya ellerindeki servet ve imkanları tükendiği gün, çevrelerinde hiçbir dostun kalmadığını ancak görebilirler. Dünyada ken­dini böylesine bir yalnızlığa itenler, ahirette de yalnızlığa itileceklerinden hiç şüphe etmemelidirler.

Allah'ın yegane büyük olduğunu unutmamak gerekir, O'nun mülkün­de, O'nun denetimi altında O'nun nimetlerinden yararlanıp geçinirken bö­bürlenmenin bir anlamı var mıdır? Sahip olduğumuz her şey, hakikatte bi­zim değil, Allah'ındır. Her şey eğreti verilmiştir. Günü, saati gelince geri alınırlar.

Öyleyse tevazu, yüksek idrakin, köklü bilginin, sağlam imânın, ge­lişmiş irfanın ürünüdür. Böbürlenmek ise, cehaletin, inançsızlığın ve had­dini bilmezliğin mahsulüdür.

Hülasa: Söz konusu ayette maddi bir araçla, maddi bir teknolojiyle yerin delinemeyeceğine dair bir ifade söz konusu değildir. Burada sadece, insanın çalımlı, kibirli ve şımarık bir şekilde yürümekle, ayağını sert bir şekilde yere vurmakla yeri delemeyeceğine dair gerçeği, mecaz tasvirle bir terbiye metodu öğretilmektedir. (bk. Taberi, Razî, ilgili ayetin tefsiri)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun