Şehit kimdir? Savaşta hayatını kaybeden herkese şehit gözüyle bakabilir miyiz?

Tarih: 12.04.2006 - 00:00 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Müslümanları, düşmanlarına üstün kılan en mühim esaslardan biri "ölürsem şehidim, kalırsam gazi..." inancıdır. Bu durum, ayette "iki güzelden biri" şeklinde ifade edilmiştir. (Tevbe, 9/52) Yani, mü'min için savaşta iki güzel neticeden biri vardır: Ya galip gelecek, ya şehit olacaktır.(1)

Halid b. Velid'in İran komutanına söylediği şu sözler, şehitlik kavramının Müslümanlara neler kazandırdığını gösteren güzel bir misaldir:

"Sizin, hayat ve şarabı sevdiğiniz kadar, ölümü seven bir orduyla size geldim."(2)

Şehit, Allah yolunda hayatını veren kişidir. Resulullah'a sorarlar:

"Ya Resulullah, adam var kahramanlık için savaşıyor. Adam var bir hamiyyet için savaşıyor. Adam var riya için savaşıyor. Bunların hangisi Allah yolundadır?"

Resulullah şu cevabı verir:

"Kim i'lay-ı kelimetullah (Allah’ın ismini yüceltmek) için savaşıyorsa, o Allah yolundadır." (3)

İslamiyet'te niyetin büyük bir yeri vardır.

"Ameller, niyetlere göredir."(4)

"Kişinin niyeti, amelinden hayırlıdır."(5)

Uhud Savaşı'nda yaşanan Kuzman olayı, buna ibretli bir misaldir. Şöyle ki:

Kuzman, cesur biridir. Savaşta çok yararlılık gösterir. Resulullah, daha önceden onun cehennem ehli olduğunu söylemiştir. Kuzman, ağır yaralı bir hâlde iken, biri der:

"Vallahi, bugün büyük cesaret gösterdin. Müjdeler olsun sana."

Kuzman der:

"Ne müjdesi? Ben ancak kavmimin şerefi için savaştım. Yoksa savaşmazdım."

Daha sonra, yarası şiddetlenince, acıya dayanamaz, kendini öldürür.(6)

Peygamber ordusunda öldüğü hâlde, Kuzman misali şehadeti elde etmeyenler olduğu gibi, evinde öldüğü hâlde şehit sayılanlar vardır. Hz. Peygamber (asm) şöyle bildirir:

"Kim samimi bir şekilde şehitliği istese, yatağında ölse bile Allah onu şehitler menziline ulaştırır."(7)

Hz. Peygamber (asm.), savaşta şehit olanların dışında, doğumdan dolayı vefat eden kadının, boğularak, yanarak ölen mü'minlerin de şehit sayıldığına dikkat çekmiştir.(8)

Allah yolunda cihat ederek ölenlere şehit ve şüheda denilmesi hususunda bazı yorumlar vardır:

1. Cennete gidecek olan kişiler, kabir hayatında iken cenneti müşahede edemezken, şehitler müşahade eder. Onlara, bundan dolayı "şehit" denilmiştir.

2. Allah ve melekler, onların ehl-i cennet olduğuna şehadet eder.

3. Kıyamet günü, peygamberler ve sıddıklarla beraber onlar da şehadet ederler. Bu noktadan onlara "şehit" denilmiştir.(9)

Şüheda hayatı, ruhani bir hayat, daha doğrusu hakiki bir hayattır.(10)

"Şehit kendini hayatta bilir."(11)

Ölümün acısını hissetmeden, kendini daha güzel bir alemde bulur.

Hz. Peygamber (asm.), Uhud'da hayatını kaybeden 70 şehitle ilgili olarak şunu bildirmiştir:

"Kardeşleriniz Uhud'da şehit olunca, Allah onların ruhlarını yeşil kuşların cevfine koydu. Cennetin nehirlerinden içerler, meyvelerinden yerler. Arşın gölgesinde asılı altından kandillerde yerleşirler. Yiyecek, içecek ve istirahatlerinin güzelliğini görünce 'Keşke, derler cennette hayatta olup, rızıklandırıldığımızı biri dünyadaki kardeşlerimize haber verse. Ta ki, cihaddan geri kalmasınlar, savaş esnasında kaçmasınlar.'. Cenab-ı Hak, 'Sizin bu hâlinizi onlara ulaştıracağım.' der ve şu ayetlerle bildirir."(12)

"Allah yolunda öldürülenleri sakın ölü sanmayın. Bilakis onlar diridirler, Allah'ın lütfundan kendilerine verdikleri ile sevinçli bir hâlde, Rableri katında rızıklandırılırlar. Arkalarından gelecek olanlara şunu müjdelemek isterler: Onlara hiçbir korku yoktur ve onlar üzülmezler. Allah'tan bir nimeti ve lütfu ve Allah'ın mü'minlerin ecrini zayi etmeyeceğini müjdelemek isterler.”(Âl-i İmran, 3/169-171)

Şüheda, mücahitler arasından seçilmiş kimselerdir. Cenab-ı Hak, onları seçer ve kurbiyetine mazhar kılar.(13) Cenab-ı Hak, Uhud'daki mağlubiyetin hikmetlerinden bahsederken, şunu da nazara verir:

"Allah sizden şehitler edinmek ister." (Âl-i İmran, 3/140)

Uhud'un şehitlerinden biri, Hz. Enes'in amcası Enes b. Nadr'dır. "Resulullah'ın ilk savaşı olan Bedir'de bulunamadım. Ama, Vallahi, Resulullah ile beraber bir savaşı Allah bana gösterirse, nasıl savaşacağımı göreceksiniz." demektedir. Uhud Savaşı'nda, karşı taraf "Muhammed öldürüldü." diye yaygara koparınca, müminler perişan olurlar. Enes b. Nadr, ellerinden silahı bırakmış bir topluluğa uğrar. "Niye oturuyorsunuz?" diye sorar. Derler: "Resulullah öldürülmüş!.." Enes b. Nadr, onlara der: "O ölmüşse, onun olmadığı bir hayatı ne yapacaksınız? Kalkın, Resulullah hangi yolda ölmüşse, siz de o yolda ölün!"

Sonra düşmana karşı çıkar, hayatını kaybeder. Savaş sonrası, vücudunda seksen küsür ok, mızrak yarası sayılır.(14) Şu ayet, Enes b. Nadr gibileri medh etmektedir:

"Mü'minlerden öyle er kişiler var ki, Allah'a verdikleri sözde sadık oldular. Kimi ahdini yerine getirdi, kimi de bekliyor. Sözlerinde döneklik etmediler." (Ahzab, 33/23)

Gerçi, savaşa katılmakta birinci hedef, şehit olmak değil, hakkı yüceltmek, dini aziz kılmaktır.(15) Ama, bu hedefe giderken, şehadet rütbesini de elde etmek büyük bir mazhariyettir. Bundan dolayı bazı zatlar şu duaya devam etmişlerdir:

"Allah'ım, bizi dünyadan ancak şehit olarak ve imanla çıkar."

Kaynaklar:

1. İbnu Kesir, IV, 102; Nesefi, II, 130.
2. Abdü rabbih, s., 387.
3. İbnu Mace, Cihad, 13; Tirmizi, Fedailü'l-Cihad, 16.
4. Buhari, Bed'ül-Vahy, I; Tirmizi, Fedailu'l-Cihad, 16; İbnu Mace, Zühd, 26.
5. Acluni, II, 324.
6. İbnu Hişam, III, 93-94; Ayrıca bkz. Buhari, Cihad, 77.
7. İbnu Mace, Cihad, 15; Tirmizi, Fedailul-Cihad, 19.
8. İbnu Mace, Cihad, 17.
9. Razi, IX, 17.
10. Yazır, I, 547.
11. Nursi, Hutbe-i Şamiye, s., 122.
12. Ebu Davud, Cihad, 25.
13. Kutub, I, 481.
14. İbnu Hişam, III, 88; Tirmizi, Tefsir, 33/2.
15. Beydavi, I, 224.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun