Peygamberimiz (s.a.v.)'in ashabıyla helalleşmesi ve bir sahabinin Peygamberimiz (s.a.v.)'den alacağını taleb etmesi nasıl olmuştur?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Resûl-i Ekrem Efendimiz hastalığının en şiddetli olduğu bir günde ashabıyla helâlleşmeyi arzu etti. Yine bir taraftan Hz. Ali'ye diğer taraftan da Fazl bin Abbas Hazretlerine dayanarak güçlükle ayağa kalktı ve mescide gitti. Minber'e çıkıp oturdu.

Hz. Bilal'e de (r.a.) şu emri verdi:

"Halka ilân et. Mescid'de toplansınlar. Onlara vasiyet etmek isterim. Bu benim son vasiyetim olacaktır."

Hz. Bilâl, emri yerine getirdi. Bir anda toplanan halkı mescid almaz oldu.

Resûl-i Kibriyâ Efendimiz, Allah'a hamd ve senâdan sonra Ashabı Kirâma şöyle hitap etti:

"Ey insanlar! Sizden ayrılma vaktim oldukça yaklaşmıştır. Sizden birine vurmuşsam, işte sırtım gelsin vursun. Birinizin malını almışsam, gelsin hakkını alsın."

"Sakın hak sahibi, 'Şayet kısas talebinde bulunursam, Resûlullah bana darılır.' diye düşünmesin! Bilmelisiniz ki, benden hakkını isteyene darılmak benim fıtratımda yoktur. Benim yanımda en sevimliniz, hakkı varsa, gelip benden onu isteyen kimsedir. Yâhut helâl edendir. Ben Rabbimin huzuruna üzerinde kul hakkı olmadan varmak istiyorum."1

Bir anda ortalığa hazin bir sükût çöktü. Resûl-i Ekrem Efendimiz sözlerini tekrarladı:

"Ey insanlar! Kime vurmuşsam, işte sırtım, gelsin vursun. Her kimin benden alacağı varsa işte malım gelsin alsın."2

Cemaat içinden biri ayağa kalktı. "Yâ Resûlallah! Sizden üç dirhem alacağım var." dedi.

Peygamber Efendimiz, "Ben bu hususta hiç kimseyi yalanlamam ve hiç kimseye 'yemin et' diye teklif de etmem. Ancak bu üç dirhemin zimmetime nasıl geçtiğini öğrenmek isterim!" buyurdu.

Ayağa kalkan zât, "Yâ Resûlallah! Bir defasında huzurunuza bir fakir gelmişti. Bana fakire üç dirhem vermemi emretmiştiniz. Ben de verdim. İşte istediğim bu üç dirhemdir." dedi.

Peygamber Efendimiz, "Doğru söylüyorsun." dedikten sonra, "Ey Fadl! Buna üç dirhem ver."3 buyurdu.

Bundan sonra Resûl-i Kibriyâ Efendimiz,

"Mescide açılan kapıları kapatınız! Sadece, Ebû Bekir'in kapısı açık kalsın."4

buyurdu. Emir gereği Mescid-i Şerifin çevresindeki evlerin kapısı, Hz.Ebû Bekir'inki hariç hepsi kapatıldı.5

Dipnotlar:

1. Tabakât, 2:255; Taberî, 3:191; ibn-i Kesîr, Sîre, 4:257.
2. İbn-i Kesîr, Sîre, 4:257.
3. Tabakât, 2:225; Taberî, 3:191.
4. Tabakât, 2:227-228; Müslim, 4:1854-1855.
5. Tabakât, 2:227.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
EN ÇOK SORULANLARDAN
UYGULAMALAR