Peygamberimiz Hz. Muhammed (asv) için, “Hatice ile evliyken ikinci bir eş alma şansı yoktu, içgüveyiydi ve ekonomik şansı yoktu. Hatice öldükten sonra genç kızları sıra sıra almaya başladı.” iddiasını objektif bir biçimde cevaplayabilir misiniz?

Tarih: 15.11.2010 - 00:00 | Güncelleme:

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Bu bir tahmin yürütmedir ve art niyetli bir tahmindir. Evhamın kalıntıları olan bazı vehmî kırıntıların meydana getirdiği bir kuruntudan başka bir şey değildir. Bu konuda bir kötü taraf bulmak için bundan daha kötü, daha çirkin, daha art niyetli ve de daha cahilce bir spekülasyon olamaz. Neden mi? Çünkü;

a. Evvela Peygamberimiz (asv) Mekke’nin en mümtaz bir genci, en sevilen, sayılan bir şahsiyet olduğu gibi, “Muhammedü’l-Emîn” unvanının şahadetiyle, bulunduğu çevresi tarafından en güvenilir, en emin bir insan olduğu onlarca tarih ve siyer kaynakları tarafından tasdik edilmiştir. Bu mümtaz, eşsiz şahsî kimliği yanında, bağlı bulunduğu Haşimoğulları gibi eskiden beri Mekke’nin yönetimini elinde bulunduran, kureyşlilerin -bütün Araplar arasında- en soylu kabul edilen bir kabilesine mensuptu.

Bu mümtaz konumda olan Peygamber Efendimiz (asv), dul ve 45 yaşında olan Hz. Hatice (r.anha) ile değil,  -o günkü örfe göre- istediği bir veya birkaç kızla evlenebilirdi. Bu kız da Hz. Hatice (r.anha) gibi zengin de olabilirdi. Çünkü, bütün kızlar böyle eşsiz bir ahlaka sahip soylu bir kimseyle evlenmeye can atıyordu. Peygamberimize (asv) Hz. Hatice (r.anha)’nin bizzat kendisinin evlenme teklifinde bulunması, bu gerçeğin özel bir şahididir.

Onun Hz. Hatice (r.anha)’yi tercih etmesinin sebebi, onun malı, güzelliği değil, onun iffetli, ahlaklı, namuslu, güvenilir, akıllı, zeki, vakarlı bir kadın olmasıdır. Nitekim, Peygamber Efendimiz (asv)'in peygamberlik döneminde söylediği şu hadis-i şerif onun bu konudaki düşüncesini ortaya koymaktadır:

“Bir kadın ya  zenginliği, ya soyluluğu, ya güzelliği, ya da dindarlığı/ahlaklı olması sebebiyle alınır. Siz dindar / ahlaklı olanı tercih edin ki elleriniz dert görmesin.” (Buharı nikah, 15; Ebu Davut, Nikah,.2; Nesai, Nikah 13)

b. Hz. Hatice (r.anha) Peygamberimiz (asv)'in peygamberlik davasını tereddütsüz ilk duyduğu anda kabul etmiştir. Bu durum, onun Peygamberimiz (asv)'e olan sevgi-saygı ve güven esasına dayanır. Eşine bu kadar bağlı ve güvenen bir kadının eşinin de -gelenekte çok yaygın bir teamül olan- ikinci bir evlilik arzusuna karşı çıkması çok uzak bir ihtimaldir. Özellikle peygamberlikten sonra, bir dediğini iki etmeyen Hz. Hatice (r.anha)’nin Peygamberimiz (asv)2in evlilik arzusuna karşı çıkacağını düşünmek, iman ve İslam’ın ne anlama geldiğini bilmemek demektir. Nitekim, peygamberlikten sonra, elli yaşını geçkin bir döneminde değişik makul sebeplerden ötürü yaptığı bir çok evlilik, diğer eşleri tarafından asla münakaşa edilmemiştir.

c.
Peygamber Efendimiz (asv)'in İslam davasından vazgeçmesi karşılığında, Mekkelilerin kendisine yaptıkları şu teklif konumuza ışık tutacak mahiyettedir:

“Bu yeni getirdiğin dinden vazgeç, istediğin kızlarla seni evlendirelim; seni Mekke’nin en zengin, en çok servet sahibi yapalım; Seni Mekke’nin reisi yapalım... Daha başka ne istersen onu yapmaya hazırız...”

Sadece dünyanın zevklerine bakan bir kimse için -altın tepside takdim edilen- bu tekliflerden daha cazip ne olabilir. Onlarca tarih kaynaklarının şahadetiyle Peygamberimiz (asv)'in cevabı şu olmuştur:

“Bir elime güneşi, bir elime ayı koysanız, yine de bu davadan vazgeçemem söz konusu olmaz, olamaz...  Ya bu davayı başarılı bir şekilde başa geçireceğim, ya da bu uğurda can vereceğim...” (1)

d. Soruda yer alan “Hatice öldükten sonra genç kızları sıra sıra almaya başladı...” ifadesi bir düzmece, bir hayal ürünü ve tamamen bir iftiradır. Çünkü, Peygamber Efendimiz (asv) Hz. Aişe (r.anha) dışında hiçbir bekâr kızla evlenmemiştir. Evlendiği diğer kadınların hepsi dul kalmış, -Hz. Zeyneb hariç- hepsi yaşlı kimselerdi. Bu evliliklerde sosyal, siyasî, insanî boyutu olan bir çok hikmet bulunduğunda şüphe yoktur.  Bir peygamber olarak eğer isteseydi, onlarca bekar kızla evlenirdi. Böyle bir şey arzu etseydi, her kız, her kızın ailesi buna dünden razıydı ve bunu bir şeref tacı kabul ederlerdi.

e. Hz. Aişe (r.anha) anlatıyor: Hz. Peygamber (asv) evden çıkmadan mutlaka bir şekilde Hz. Hatice (r.anha)’yi anar ve överdi. Bir defasında onun bu övgüsü gayretime dokundu. Dedim ki; “O yaşlı bir kadındı. Allah ondan daha hayırlısını (kendini kastediyor) sana verdi.” Bunun üzerine Resulullah (asv) kızdı ve

“Vallahi Allah ondan daha hayırlısını bana vermedi. İnsanlar beni(m davamı) inkâr ederken o bana iman etti, insanlar beni yalanlarken o beni tasdik etti... o bana çocuklar verdi...”

diye buyurdu. Ben de içimden “vallahi bir daha onun hakkında kötü konuşmam” dedim.(Ahmed b. Hanbel).

Bu hadis rivayeti de bize gösteriyor ki, Hz. Peygamber (asv) Hz. Hatice (r.anha) anamızın çok yönlü bir ahlak âbidesi olduğunu düşünüyor, bu sebeple ona bağlanıyor ve yaşlı da olsa ondan başkasıyla evlenmiyordu... Öyle ki, vefatından sonra da onu, en sevdiği eşi Hz. Aişe (r.anha)’den bile üstün tutuyordu. Bu kadar insanî boyutu olan bir konuda, işi sırf  “iç güvey” içgüdüsü gibi yapmacık vehimlerle değerlendirmek ve hiçbir delile dayanmayan bir tahmin yürütmek insaf ve vicdanla bağdaşır bir şey olamaz.

(1) bk. Sîretu İbn Hişam, 1/266; İbnu Seyyid’n-nas,Uyunu’l-eser, 1/132; İbn Kesir, es-Sîretu’n-Nebeviye, 1/474;  Beyhakî, Delail’u’n-Nübüvve-şamile- 2/63; Taberî, 2/218-220

İlave bilgiler için tıklayınız:

Peygamber efendmiz (s.a.v)in evlilikleri ve hikmetleri..

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun