Mikro Evrimi doğru kabul etmek İslam’la çelişir mi?

Tarih: 01.09.2026 - 06:45 | Güncelleme:

Soru Detayı

Benim sorum şudur; makro evrim yani maymundan insana dönüşme gibi saçmalıklara kesinlikle inanmıyorum ama mikro evrim yani insan değişmeden insan üzerinde çevreye, çeşitli sebeplere göre değişen özelliklerin doğru olduğunu düşünme mantıklı geliyor. Örneğin yüksek yerde yaşayan insanların daha farklı fiziksel özelliklere sahip olması veya bazı bakterilerin şekil değiştirip varyant geçirmeleri veya insanların ateş bulunduktan sonra çene yapıları değiştiği söylenir bu tür şeyler adaptasyon, mikro evrim, çeşitlilik, varyant gibi tanımlara çok benziyorlar tüm bunlar göz önüne alınınca mikro evrimi doğru kabul edersek imanımız zedelenir mi?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

İslâm dini, bilimle çatışmaz. Ancak, bazı düşünce ve teorilerin hakikat gibi takdimi ile çatışabilir. Çünkü bilimlerin konusu kâinattaki varlıklardır ve o varlıkların davranışlarıdır. Kâinattaki varlıklar Allah’ın Kudret sıfatının eseridir. Kur’an-ı Kerim de Kelam sıfatının eseridir. Yani her iki kitap da Allah’ındır. Kur’an da bir bakıma kâinat kitabının tefsiridir. İslâmiyet kâinatı kitap olarak isimlendirir. “Kâinat kitabı” der.

Yaratılışı anlama ve değerlendirmede İslâmiyet’in ölçüsü şudur: Kâinatta her türlü yaratılış, atomdan galaksilere kadar Allah’a aittir. Bilim kâinattaki varlıkların nasıl ortaya çıktığı ve günümüze nasıl ulaştığı hakkında birtakım değerlendirmelerde bulunur. Bu değerlendirmeler Kur’an’ın açık hükümlerine ters olmadığı sürece Müslüman bakımından bir problem yoktur. Mesela İlk insanı Hz. Âdem’in topraktan yaratıldığı birden fazla ayette açık şekilde beyan edilmiştir. İlk insanın yaratılışı ile ilgili olarak bunun dışında bir yaratılışı kabul etmek Müslüman için mümkün değildir.

Allah her türlü yaratılışı bilir ve yapar. Gerek bitkiler gerek hayvanlar ve gerekse insanlar her an hem yoktan hem de mevcut elementlerden yaratılmaktadır. Atomlardan başka varlıkların diğer sıfatları yoktan yaratılmakta, sadece atomlar mevcut elementlerden meydana getirilmektedir. Mesela insan anne karnında sperm ve yumurta, yenen besinlerdeki elementlerden inşa edilmekte, insanın atomlarda bulunmayan diğer özellikleri, sesi, şekli hatta yürüyüşüne varıncaya kadar siması ve şekli yoktan yaratılmaktadır.

Canların bedeni her an değişmekte ve yenilenmektedir. Her sene hatta her saniye insanda binlerce değişiklik meydana gelmektedir. Bilimsel olarak ifade etmek istersek, insanda ortalama 40-50 trilyon civarında hücre vardır. Her hücrede bir saniye içinde üç bin değişik reaksiyon meydana gelmektedir. Bir başka ifade ile insanda bir saniyede meydana gelen değişiklik: 3 bin x 50 trilyon = 150 katrilyondur. Yani bir saniye önceki insan ile bir saniye sonraki insan arasındaki fark bu kadardır.

Canlılar genetik olarak fert şeklinde ifade edilmez. Aynı yapı ve karakterdeki canlıların tamamının teşkil ettiği topluluğa popülasyon adı verilir. İnsan popülasyonu, koyun popülasyonu gibi. Bunların teşkil ettikleri havuza da gen havuzu denir. İnsan gen havuzu içerisinde genetik yapı itibariyle evlenmelerle pek çok farklı kombinasyonlar ortaya çıkar. İşte buradaki değişikler çeşit ya da varyasyonla ifade edilir. Aynı gen havuzunu paylaşan insanlar insan olma bakımından genel özellikleriyle birbirlerine benzemekle beraber her bir insanın diğerlerinden farklı siması, his duygu ve düşünceleri vardır. Aslında bu farklılık büyük bir rahmettir. Fotokopi kâğıdı gibi bütün insanlar birbirinin aynı olsa idi, ortada ne hak ve de hukuk kalır, hayat azap olurdu.

Aslında farklılık sadece insanlar arasında değil, aynı gen havuzunu paylaşan bütün canlılar arasında mevcuttur. Siz iki komşunun bir koyun veya inek hakkında kendilerine ait olduğu şeklinde bir münakaşaya şahit oldunuz mu? Aynı gen havuzunu paylaşan her bir ferdin kendine has hususiyetleri vardır. Aynı gen havuzunda varyasyon veya çeşit olarak ifade edilen değişiklikler birer kanundur.

Canlıların tek atadan geldiğini savunan evrimciler, bir gen havuzunda görülen bu değişikliklerden hareketle, zamanla bu gen havuzunu aşacak şeklinde değişiklikler meydana geldiğini ve böylece yeni ve faklı bir gen havuzuna sahip canlı grubunun oryaya çıktığını ifade ederler. Onlara göre burada her şeyi halleden sihirli formül zamandır.

1985 yılında Erzurum’da bayan zooloji profesörü evrimle ilgili bir konferansta bir türden bir başka türün zamanla meydana geldiğini söyledi. Bu zamanın ne kadarlık bir süreyi kapsadığını soran bir öğretim üyesine, “10 milyon yılda olabilir” dedi. Soru sahibi bazı veriler ileri sürerek bunun 10 milyon yılda olmasının imkânsız olduğunu söyleyince konferansı veren hocamız, “100 milyon yılda belki de bir milyar yılda olmuştur” dedi.

Soru sahibi, “bir türün değişmesi için nerede ise dünyanın ömrü yetmiyor. Peki, binlerce türün silsile halinde değişmesi için kaç tane dünya yılı gerekiyor?” deyince, konferans bitmiş oldu.

“Bütün bunları bilmekle iman zedelenir mi?” Şeklindeki sorunuza gelince, bir şeyi bilmek ayrıdır, inanmak ayrıdır. Yukarıda ifade edildiği gibi her türlü yaratma Allah’a aittir. Bunu kabul edince mesele tamamdır. Siz bir öğretmen veya öğretim üyesisiniz. Evrim konusunu anlatacaksınız. Sizin anlatmanız gereken konu kitapta sizin inancınıza ters düşüyor. Siz kitaptaki gibi anlatır, “bilim böyle söylüyor” dersiniz. Bir şeyi bilmek ayrıdır. İnanmak ayrıdır. Bir kimse Hristiyanlığı, İslâmiyet’i ya da Budizm’i bilmekle ya da anlatmakla ne Hristiyan ne Budist ne de Müslüman olur. O dinin gereklerine inanmakla o dinin mensubu olur.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun