Kriz geçirmek nedir?

Tarih: 30.06.2026 - 08:18 | Güncelleme:

Soru Detayı

Neden kriz geçirmek çok acı veriyor? Bunun sebebi nedir?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Bu soru hem psikoloji hem de nörobilim açısından oldukça önemli.

"Kriz geçirmek" aslında tek başına bir hastalık değildir; kişinin zihinsel, duygusal ve bazen de bedensel olarak taşıyabileceğinden daha büyük bir yük altında kalması sonucu ortaya çıkan yoğun bir durumdur.

1. Kriz, aslında zihnin "artık bunu tek başıma taşıyamıyorum" deme biçimidir.

Psikolojide kriz, kişinin mevcut baş etme yöntemlerinin artık yetersiz kaldığı an olarak tanımlanır. Yani kişi yaşadığı olayı çözebilecek psikolojik kaynaklara ulaşamaz ve sistem adeta "kilitlenir."

Bu durum şu olaylardan sonra daha çok görülür:

Yakınını kaybettiği hissine kapılması, ihanet yaşamak, boşanma, travma, ağır hastalık, yoğun stres, birikmiş duyguların taşması gibi.

Aslında kriz, olayın büyüklüğünden çok kişinin o anda taşıyabildiği yük ile yükün büyüklüğü arasındaki dengesizliktir.

Burada Allah’a tevekkül etmek, sabretmek, her şeyin zamanla geçeceğini düşünmek, bazı şeyleri kadere vermek yükü hafifletir.

Bu durum şuna benzer: Bellerinde ağır çanta olan iki insan gemiye bindiğinde, birisi belindeki yükleri gemiye bırakır, diğeri gemiye ve kaptana güvenmediği için yolculuk süresince yükünü sırtında taşır. Yol boyunca ağır yükün altında ezilir.

2. Kriz neden bu kadar acı verir?

Çünkü kriz sırasında beynimiz normal çalışma düzeninden çıkar. Bunu birkaç açıdan açıklayabiliriz.

a) Beyin tehlike varmış gibi davranır:

İnsan beyni fiziksel tehlike ile psikolojik tehlikeyi büyük ölçüde aynı sistemlerle algılar. Örneğin; eşini kaybettiği hissi, terk edilmek, aldatılmak, işini kaybetmek beyinde "hayatım tehlikede" alarmını çalıştırabilir.

Bu alarmı yöneten yapı büyük ölçüde amigdaladır. Amigdala aktifleşince, stres hormonları artar, kalp hızlanır, nefes düzensizleşir, kaslar gerilir, düşünme zorlaşır.

Yani beden gerçekten savaş hazırlığına geçer.

b) Düşünen beyin devre dışı kalır:

Normalde ön beyin (prefrontal korteks), mantık kurar, plan yapar, seçenek üretir, sakinleştirir. Fakat kriz sırasında alarm sistemi o kadar güçlenir ki ön beyin yeterince etkili çalışamaz.

Bu yüzden kişi şöyle hisseder: "Düşünemiyorum." "Ne yapacağımı bilmiyorum." "Çıkış yolu göremiyorum." Bu his gerçektir; sadece psikolojik değil, nörobiyolojik bir temeli vardır.

c) Duyguların şiddeti çok artar:

Normalde duygular dalga gibidir. Gelir. Yükselir. Azalır. Krizde ise dalga adeta tsunamiye dönüşür. Örneğin; üzüntü yalnızca üzüntü değildir. Yanına; korku, yalnızlık, çaresizlik, suçluluk, öfke, utanç aynı anda eklenebilir.

Beyin bunların hepsini aynı anda işlemeye çalışır. Bu da çok yorucudur.

d) Kontrol duygusu kaybolur:

İnsan zihni belirsizliği sevmez. Krizde kişi çoğu zaman şunu hisseder: "Hayatım artık benim kontrolümde değil." Kontrol kaybı, psikolojik acıyı büyüten en önemli etkenlerden biridir.

e) Kimlik sarsılır:

Bazı krizlerde yalnızca olay yaşanmaz. İnsanın kendisiyle ilgili inançları da sarsılır. Örneğin; "Ben iyi bir eştim." "Kimse bana bunu yapmaz." "Dünyaya güvenebilirim." gibi temel kabuller yıkılabilir.

Buna bazen "varsayımsal dünyanın kırılması" denir. Kişi yalnızca bir olay yaşamaz. Dünyayı anlama biçimi de değişir.

3. Kriz neden fiziksel acı gibi hissedilir?

Çünkü beynin fiziksel ağrıyı işleyen bazı bölgeleri ile sosyal ve duygusal acıyı işleyen bölgeler kısmen örtüşür. Bu nedenle insanlar şu ifadeleri kullanırlar: "Kalbim parçalandı." "Göğsüme taş oturdu." "İçim yanıyor." "Boğazım düğümlendi."

Bunlar sadece mecaz değildir. Duygusal acının bedende hissedilmesinin nörobiyolojik karşılıkları vardır.

4. Kriz sırasında neden kişi sürekli aynı şeyi düşünür?

Beyin çözülmemiş problemleri tekrar tekrar ön plana getirir. Sanki şöyle der: "Bu çok önemli." "Bunu çözmeden başka şeye geçemem." Bu yüzden kişi aynı olayı yüzlerce kez düşünebilir.

Bu durum kısa süreli olarak anlaşılabilir olsa da, uzun sürerse kişinin sıkışıp kalmasına neden olabilir.

5. Kriz aslında neyin işaretidir?

İlginçtir ki kriz her zaman zayıflık anlamına gelmez. Çoğu zaman şunu gösterir: "Şu anda yaşadığın yük, mevcut baş etme kapasiteni aştı."

Bu önemli bir ayrımdır. Kriz, kişinin değersiz ya da güçsüz olduğunu değil, mevcut koşulların ve yükün, o anki kaynaklarını zorladığını gösterebilir.

Bunun içinde o yükü hafifletecek yollar aranmalıdır. İnsan, temelde zayıftır. Dünyanın her yükünü tek başına çekecek kabiliyette değildir. Her şeye gücü yeten sonsuz bir kudrete inanmak ve dayanmak zorundadır. O güç de Allah’tır

6. Kriz sonsuza kadar sürer mi?

Hayır. En yoğun kriz hali genellikle sürekli aynı şiddette devam etmez. Zamanla sinir sistemi yeniden denge kurmaya başlar; özellikle kişi güvende hissettiğinde, insanlardan destek gördüğünde ve olaya kader açısından yaklaşarak yaşadıklarını anlamlandırabildiğinde yoğunluk azalabilir.

Mesela;
hiçbir şeyin tesadüfen gerçekleşmediğini,
sebepsiz ve tesadüfen olmadığını,
imtihan sırı olduğunu,
her acının geçici olduğunu,
sabretmek suretiyle mükâfatını fazla fazla alacağını

vb düşünerek yaşadıklarını anlamlandırabilir.

Ancak belirtiler haftalarca veya aylarca çok şiddetli sürüyor, günlük yaşamı ciddi biçimde bozuyor ya da kişi kendine zarar verme düşünceleri yaşıyorsa, bu durum profesyonel değerlendirme gerektirir.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun