Babası iftira atan kız ne yapsın?
25 yaşındayım olabildiğince ibadetlerimi düzgün yapmaya ve kendimi düzeltmeye çalışıyorum. Ama babam haksız yere sürekli bana küfrediyor kıldığım namazın kabul olmadığını söylüyor. Aşağılıyor. Çok ağrıma gidiyor. Kendini namaz kılmıyor ama benim kıldığım namazın kabul olmayacağını söylüyor. Yapmadığım şey için bana ağır küfürler ediyor. Sabrım artık çok yetersizmiş gibi geliyor dayanamıyorum. Düzgün cevap versem bile çok daha fazlasıyla karşılım veriyor.
Değerli kardeşimiz,
Yaşadığınız bu durum, gerçekten ağır bir şey. İnsan en çok da kendi babasından gelen aşağılayıcı sözlerle yaralanır. Çünkü en çok takdiri babasından bekler. Hele ki ibadet gibi hassas bir konuda aşağılanmak insanın içini derinden acıtır.
Evet, ibadetleri Allah’ın rızası için yapıyoruz, ama böyle hayırlı bir işten dolayı babamızdan da bir takdir beklemek hakkımızdır. Ona karşı duyduğunuz kırgınlık da aslında normal. Bu duygular sizi kötü bir evlat yapmaz; sadece incinmiş bir insan olduğunuzu gösterir.
1. Ailesi ile imtihan edilen tek kişi siz değilsiniz:
Yaşadığınız bu durum, belki de sizin bir imtihanınız olabilir. Nitekim Peygamberlerin bile aileleri ile imtihan edildiklerini biliyoruz. Mesela Hz. Nuh’un oğlu iman etmedi. Hz. İbrahim babası tarafından tehdit edildi.
Demek ki insanın ailesiyle imtihanı olabilir. Önemli olan bu imtihanı sabırla aşabilmektir. Aile imtihanı, çoğu zaman dışarıdan gelen sıkıntılardan daha ağırdır; sevabı da o ölçüde büyük olabilir.
2. Namazının kabulünü sadece Allah bilir
Hiçbir kul, başka bir kulun ibadetinin kabul olup olmayacağına hükmedemez. Kabul meselesi yalnızca Allah ile kul arasındadır. Kuran’da Allah, takva sahiplerinin amelini kabul edeceğini bildirir. Siz niyetinizi düzgün tutup samimiyetle namazınızı kılıyorsanız, kabulünü sorgulamaya kimsenin hakkı yoktur.
Kimse, anne baba bile, “senin namazın kabul olmaz” deme yetkisine sahip değildir. Bu sözler sizi yaralamak için söylenmiş olabilir ama dini bir geçerliliği yoktur.
Siz namazlarınızı kılarak kulluk vazifenizi yerine getiriyorsunuz. Allah’ın bir lütfuna mazhar olmuşsunuz. Bu lütuftan, sorumluluktan, yani namazdan vaz geçmeyin… İnsanların sözü geçicidir; Allah’ın rahmeti ise kalıcıdır.
3. Babanızın tepkisi bilinçli olmayabilir
Şunu anlamanız çok önemlidir. Bazı babalar (özellikle kendisi ibadet etmeyen ama içinde suçluluk taşıyanlar) çocuklarının ibadetini görünce rahatsız olabilir. Bu bilinçli bile olmayabilir. Sizin namazınız, ona kendi eksikliğini hatırlatıyor olabilir. Bu da savunma olarak saldırıya dönüşebilir.
Bu durumda en güzel şey, ona hak vermeseniz de onu anlamaya çalışmanız ve Allah’ın ona da namazı sevdirmesi için dua etmenizdir. Bazen birinin sertliği, aslında içindeki pişmanlığın maskesidir.
4. Babanızın içindeki öfkeyi anlamaya çalışım
Eğer siz düzgün cevap verdikçe daha fazlasıyla geliyorsa, o zaman mesele sizin cevabınızın ne olduğu değil; onun içindeki öfkedir. Yani içinde size karşı birikmiş bir öfke olabilir. En güzeli bu öfkenin nedenlerini düşünüp bir çözüm yolu bulmaktır veya bu öfkesini doğrudan ona sormaktır.
Mesela çocuklar bazen annelerinden etkilenip babalarına karşı tavır alabilirler. Babalarının annelerine karşı yaptığı haksızlıkları kabullenmeyip ona karşı sert davranabilirler.
Bu durum babaları çok fazla öfkelendirir, annenizle olan ilişkisine de hiçbir katkısı olmaz. Eğer böyle bir arka plan varsa, bunu yumuşak bir dille düzeltmek uzun vadede ilişkinizi toparlayabilir.
5. Babanızın davranışıyla nasıl başa çıkabilirsiniz?
Öncelikle İslam’da sabır konusunu iyi anlamak gerekir. Çünkü sabır, sessizce ezilmeye, aşağılanmaya karşı ses çıkarmamak değildir. Sabır; öfkeyle patlamadan doğru tavrı koruyabilmektir. Ama bu, kendini sürekli hırpalatmak anlamına gelmez.
Kuran’da anne-babaya “öf bile demeyin” denir ama bu, zulme boyun eğmek demek değildir. Hakaret karşısında tartışmayı uzatmamak, konuyu kapatmak, ortamdan fiziksel olarak uzaklaşmak en sağlıklı yollardan biridir.
Bazen en büyük sabır, konuşmayı kesmektir. Mesela babanız hakaret etmeye başladığında: “Baba, bu şekilde konuştuğunda üzülüyorum. Tartışmak istemiyorum” diyerek uzatmadan odanıza geçebilirsiniz.
Babanızın sözlerine karşı savunmaya girdikçe, daha çok üzerinize gelebilir. Mümkünse savunmaya girmeyin. O an konuşmayın, abdest alın veya mekân değiştirin veya 10 dakika fiziksel olarak uzaklaşın.
Unutmayın sinir anında verilen cevaplar genelde durumu büyütür.
Veya konuyu bir aile büyüğü ile konuşun, bu amca olabilir, dayı olabilir. Önemli olan babanızın dinleyebileceği birisinin olmasıdır.
Eğer hakaret ve psikolojik baskı çok artarsa, bir aile danışmanından veya güvendiğiniz bir rehberden destek almak da zayıflık değil, bilinçtir.
İnsanın sorumluluğu sadece Allah’a karşı değildir; anne-babaya, kardeşlere ve diğer insanlara karşı da vazifeleri vardır. Ancak herkesin sorumluluğunun sınırı ayrıdır. Kişi başkasının yapmadığından değil, kendi yapması gerekenden hesaba çekilir.
Anne nasıl ki bebeği ne yaparsa yapsın onu dışlamaz, görevini terk etmez; evlat da anne-babasına bu merhamet nazarıyla bakabilir. Onların hatalarını onaylamak zorunda değildir ama görevini ihmal etmek zorunda da değildir. Yani mesele, “haklı çıkmak” değil; kendi ahlakını koruyabilmektir.
Evlat, babasının eksiklerine odaklanmak yerine kendi sabrına, saygısına ve vazifesine odaklanırsa hem kulluğunu hem evlatlığını muhafaza etmiş olur.
Ve şunu asla unutmayalım:
Allah, kalbi kırık olanı çok iyi bilir. Sessizce ağladığın geceler, sabrettiğin anlar boşa gitmez. Kul görmese de Allah görür; insanlar anlamasa da O adildir.
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet