Nişanlısı baskı yapan kişi ne yapmalı?

Tarih: 11.12.2019 - 12:09 | Güncelleme:

Soru Detayı

Evlenmek üzere olan bir arkadaşım var. Nişanlısı bazı konularda baskı yapıyor. Ne yapmak gerekir?
​Evlenmek üzere olan bir arkadaşım vardır. Bayan evlenmeden önce kendi evimiz olsun diye arkadaşıma baskı yapıyor. Arkadaşımın ise bu kadar parası yoktur; ne tavsiye edersiniz? Bayan, arkadaşımı kredi çekelim diyerek zorluyor. Arkadaşım ise, faize girmek istemiyorum, diyerek mecburiyetle katılım bankalarından kredi alalım dediyse de, bayan faiz oranı daha düşüktür diyerek, normal bankada ısrar ediyor. Bütün bu yaşananlar arkadaşımı çok üzdü, evlilik işini sonlandırmak istiyor.
Bayan hep dediğini yaptırmaya çalışıyor. Bu aşamada ne yapmamız doğru olur?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Evlilikte temel amaç;  ebedi bir hayat arkadaşının yardımıyla dünya lezzetlerini paylaşmak gam ve kederde birbirine ortak olmak, sükûna ermek, hayırlı evlatlar yetiştirmek ve nefsine hakim olup Allah’ın rızasını kazanmaktır.

Eşlerin, bu ebedi hayat arkadaşlığını Bediüzzaman hazretleri şöyle tanımlar:

Kadın ve erkek ortasında gayet esaslı ve şiddetli münasebet, muhabbet ve alâka, yalnız dünyevî hayatın ihtiyacından ileri gelmiyor. Evet, bir kadın, kocasına yalnız hayat-ı dünyeviyeye mahsus bir refika-i hayat değildir. Belki hayat-ı ebediyede dahi bir refika-i hayattır

Ne mutlu o kocaya ki, kadınının diyanetine bakıp taklit eder; refikasını hayat-ı ebediyede kaybetmemek için mütedeyyin olur.

Bahtiyardır o kadın ki, kocasının diyanetine bakıp "Ebedî arkadaşımı kaybetmeyeyim" diye takvâya girer.

Veyl o erkeğe ki, saliha kadınını ebedî kaybettirecek olan sefahete girer. Ne bedbahttır o kadın ki, müttakî kocasını taklit etmez, o mübarek ebedî arkadaşını kaybeder. Binler veyl o iki bedbaht zevc ve zevceye ki, birbirinin fıskını ve sefahetini taklit ediyorlar, birbirine ateşe atılmasında yardım ediyorlar. (Lemalar, 24. Lema)

Burada da arkadaşınızın nişanlısından beklenilen, müstakbel kocasını “faiz” başta olmak üzere diğer günahlara karşı korumaktır, ateşe atmak değil!

Nitekim Kuran’a göre de bir hanıma düşen şey, evi geçindirmekle yükümlü ve imkanlarının sınırlı olduğu anlaşılan müstakbel kocasının kararlarına saygı göstermektir. (bk. Nisâ 4/34)

Burada parayı kazanan erkek olduğuna göre, evi geçindirme yükümlülüğü de ona aittir.  Bu konuda arkadaşınız, ekonomik durumunu aşan bir taahhüt altına girmeye zorlanmamalıdır.

Arkadaşınız açısından meseleye baktığımızda ise,  değil üzerinde henüz hiçbir hakkı ve sorumluluğu olmayan nişanlısı, dünyaya gelmesine vesile olan anne-babasının hatırı için veya baskıları ile olsa bile Allah’ın yasak ettiği bir işi yapamaz. Bu konuda kendisini herhangi bir şekilde baskı altında hissetmesine gerek yoktur.

Ayrıca, arkadaşınız, nişanlısının uygun olmayan, hatta haram ve günah olan ısrarcı ve baskıcı isteklerine karşı, kararlı bir duruşla “Allah’ın haram kıldığı bir şeyi asla yapamam.” derse, karşı taraf da sınırlarını şimdiden öğrenmiş olur. Belki de bu kararlı duruş karşısında ısrarından vaz geçebilir. Önemli olan burada onun asla kabul edemeyeceği talepler ve davranışlara açık kapı bırakmadan net bir duruş sergilemesidir.

Çiftler, çoğunlukla birbirini gerçek anlamda tanımadan evliliğe adım atarlar. Sonrasında ise, her iki taraf da hayal kırıklığı yaşar. Oysa nişanlılık dönemi, aslında bir anlamda evliliğin bir provasıdır. Önemi ise çiftlerin birbirini yakından tanıyarak, evlilik hayatına daha sağlıklı adım atmalarına zemin oluşturmaktır.

Ancak nişanlıların birbirini tanıması her zaman mümkün olmuyor. Çünkü bu dönemde içinde bulunan iyimser ruh halinin etkisiyle kişiler, birbirlerini tanımaya çalışmaz, sadece iyi özelliklerine odaklanırlar.  Ya da kişiler bazen gerçek kimliklerini gizledikleri gibi, bazen de içinde bulunan atmosferin hassasiyetinden istifade ederek, birbirlerinin üzerinde hâkimiyet kurmaya çalışıp başka bir kimliğe bürünürler.

Bazen de ailelerin ve çevrenin baskısı ile karşı tarafı maddi konuda zorlayarak bir anlamda geleceklerine yatırım yapmak isterler.

Böylece fıtratlarında olmadığı halde baskıcı bir kişilik yapısı sergileyebilirler.

Tüm bunların süreç içinde analiz edilmesi ve eş adayının iyice tanınması gerekir. Arkadaşınızın da yapacağı şey budur, yani onu tanımaktır.  

Nişanlısının bu davranışının altında yatan nedeni bizim bilmemiz mümkün değildir. Ancak şunu söyleyebiliriz:

Bir hanımın, maddi durumu yeterli olmayan müstakbel kocasını faize sokarak ev almaya zorlaması normal bir davranış değil. Nişanın atılma aşamasına gelindiğine göre, arkadaşınızın da zihninde, nişanlısı hakkında bazı soru işaretleri oluştuğu anlaşılıyor. Bunun için arkadaşınızın, kesin bir karar vermeden önce, öncelikle bu hanımın davranışlarının altında yatan gerçek nedeni iyice anlaması ve emin olmasında fayda var.  

Bu davranış biçimi,  nişanlısının ben-merkezci kişilik yapısından mı kaynaklanıyor?

Yoksa gelecek hayatını garanti altına almak için mi çabalıyor veya ileride kocasının, parasını başkalarına, örneğin ailesine vermesinden korktuğu için şimdiden önlem mi almak istiyor?

Veya ona yardımcı olup, tasarruf etmesini mi sağlamak istiyor?

Eşinin üzerinde şimdiden hâkimiyet kurup, güç mücadelesine mi girmiştir?

Bunların bir-ikisi veya tümü de ihtimal dâhilindedir.

Arkadaşınız, bu konuyu kesinleştirmeden evliliğe adım atarsa, ileride daha büyük sorunlar yaşayabilir. Çünkü eğer, bu davranış nişanlısının karakterinden kaynaklanıyor ve onun sorun çözme biçimi ise, bunu evlilik hayatında da tekrar ettirecektir. Bu da sürekli baskı ve karşı çıkmalara neden olacak, evlilik huzurunu bozacaktır.

Ayrıca arkadaşınız, nişanlısının isteğine baskı sonucu  “evet” derse, arkasında başka istekler ve baskılar da gelebilir. Diğer taraftan istemediği halde psikolojik ve duygusal baskı ile karşı tarafın isteklerini yerine getirdiği için, kendisini zayıf ve güçsüz hissedebilir ve bir sonraki tartışmaya daha savunmasız ve kabul etmeye eğilimli girmek zorunda kalabilir.

Dolayısıyla arkadaşınız, önyargıya kapılmadan, peşinen nişanlısını mahkum etmeden, bunların cevabını araştırıp mutlaka öğrenmelidir. Eğer, bu konuda bir kanaate varamazsa, nişanlısı ile bunları “ben” diliyle açık ve net olarak konuşup kafasında oluşan sorulara aydınlatıcı bir cevap bulmalıdır.

Bunların yanında, bu davranışın altında yatan psikolojik dinamik ne olursa olsun, aralarında yaşanan bu gerilim, ileride karşılaşılacak olası benzer sorunları şimdiden önlemek için bir fırsata da dönüştürülebilir.

Şöyle ki, evlilik deneyimi olmayan o hanım kızımıza,  huzurlu ve mutlu bir aile hayatının ancak karı ve kocanın, istişareyle hareket etmesi ile mümkün olduğu gerçeği hatırlatılır.  Birlikte çıkılan ebedi bir yolculukta anlaşma ancak ortak bir paydada buluşmakla mümkün olduğu ifade edilebilir. Kuran’da Cenab-ı Hak’ın, insanlara iş ve yönetim konusunda, buna aile yönetimi de dahildir, istişare etmelerini emrettiği hatırlatılabilir.

“...İman sahiplerinin iş ve yönetimleri, kendi aralarında bir şuradır.” (Şura 42 / 38)

“...(Resulüm) İş ve yönetim hususunda onlarla şuraya git...” (Ali İmran 3 / 159)

Evlilikte huzur sağlayacak davranış biçimleri nişanlılık döneminde kazanılırsa, aynı yöntem evlilik hayatında da devam eder.

Aksi halde, eşlerden biri sorunu çözmek için sürekli ısrarcı olacak, diğer taraf da karşı çıkacak ve inatlaşacaktır. Hayat ve hayat arkadaşlığı; çekilmez hale gelecek. Hele bir de çocuklar varsa; içinden çıkmak daha da güçleşecektir.  

Çaresizlik ve sıkışmışlık duyguları karı-kocayı birbirinden psikolojik ve fiziksel olarak uzaklaştıracaktır.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 500+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun