Namaz kılmayan erkekle evlenmek hata mı?

Tarih: 21.08.2021 - 09:31 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Şimdi maalesef yaşadığımız devir kötü. Namaz kılma oranı ciddi manada az. Kendimden örnek verecek olursam üniversite hayatım boyunca kaç kişi tanıdım içlerinde bir kaçı namaz kılıyordu.
- Evlilik tercihinde daha da zor bir durum oluyor. Açıkçası 25 yaşındayım karşıma çıkan talipler arasında en çok aradığım namazdı ve hiç bulamadığım da namaz oldu. Değil talip olan normal arkadaşım olarak bile tanıdıklarımda yine namaz sıkıntılı idi.
- Ailemin de onay verdiği güzel ahlaklı bir beyefendi ile nikâhlandım. Fakat onda da namaz maalesef tam oturmamış. En azından gelen kişiler arasında namaza en yatkın olan olduğu için umudum var diyeyim.
- Şimdi araştırmalar yapıyorum çoğu hoca namaz kılmayan kişi ile evlilik konusuna haklı olarak onay vermiyorlar. Ben de sürekli hata yaptım hissine kapılıyorum. Eşimi de yönlendirmeye çalışıyorum ama evlilikten sonra değişmez kişi gibi cümleleri duyunca korkuyorum. İleride de kılmaz ben hata yaptım hissine kapılıyorum.
- Bir nevi düşününce evlilik kaderdir. Allah kimi seçeceğimizi bilerek yazmıştır. Ya da direkt imtihan olarak verilmiştir.
- Peki kaderimizde yazılı kişi namaz kılmıyorsa nasıl dine göre seçim yapacağız?
- Ben açıkçası seçemedim. Çevremde hiç yoktu. Hata mı yaptım?
- Bu denge nasıl kurulur ne yapmalıyım eşimi namaza yönlendirmek için?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Namaz kılmayan bir kimse ile evlenmek elbette tercih edilen bir husus değildir. Aynı durum, namaz kılmayan bir kadınla evlenmek için de geçerlidir.

Zira, Hz. Peygamber (asm) Efendimiz, evlilik tercihinde malın, soyun-sopun, güzelliğin ve dindarlığın etkili olduğunu, ancak dini bütün olanı seçmemiz gerektiğini böylece bereket ve saadet göreceğimizi ifade buyurmuştur. (Buhârî, Nikâh, 15; Müslim, Radâ' 4) 

Bununla beraber:

- Bir kadının namaz kılmayan bir erkekle veya bir erkeğin namaz kılmayan bir kadınla evlenmesi nikah akdine zarar vermez. Namaz kılmayan erkek veya kadın, büyük günah işlemiş olacağından, fasık mümin olur, ancak dinden çıkmaz. Dolayısıyla fasık mümin ile kıyılan nikah akdi geçerlidir.

- Kader zorlayıcı değildir. Çünkü kader, Allah’ın ezelî ilminin bir nevidir. İlim sıfatı kudret gibi değildir, zorlama vasfı yoktur. Allah bizim kendi özgür irademizle neler yapacağımızı önceden biliyor ve bu bir kaderdir. Allah’ın bu ezeli ilminin kuşattığı bilgiler ister bir defterde yazılsın, ister yazılmasın hiç fark etmez. Aksi takdirde bir yandan zorunlu olarak bir işi yapmamız ön görüldüğü halde, diğer yandan sorumluluğumuz öngörülmüşse bu -haşa yüz bin defa haşa- büyük bir zulüm olur.

Eskilerin “eskimez” ifadeleriyle “ilim maluma tâbidir”. Yani bir şey nasıl olacaksa, nasıl yapılacaksa ilahî ilim ona öyle taalluk eder. Bu sebeple, yaptığımız yanlışların faturasını kadere kesmek çok açık bir yanlış, tevil kabul etmez bir hatadır.

- Kadın kocasının veya koca karısının ıslahı için çalışırken şu prensiplere riayet etmemiz gerekir:

a) Her namazdan sonra samimi bir şekilde onun namaz kılmaya muvaffak olması için dua edeceğiz.

b) Hiçbir zaman onun “namaz kılmayışını” açıktan veya ima yoluyla onunla konuşurken söz konusu etmeyeceğiz. Damarına basmayacağız. 

c) “Lisan-ı hal, lisan-ı kalden daha müessirdir.” şeklinde bir hakikat vardır. Yani, herhangi bir konuda tutum ve davranış diliyle örnek olmak, sözlü olarak onu seslendirmekten çok daha tesirlidir.

d) İşlerimizi namaz vakitlerine göre ayarlayacağız. Nasıl ki, günlük işlerimizi yemek, uyku gibi bedenimiz için gerekli olan şeylere göre tanzim ediyorsak, bundan daha da önemli olan ruhumuzun gıdası için de buna özen göstereceğiz. Böylece hayatımızı namaza ve namaz vakitlerine göre tanzim etmekle, son derece önemli bir rol model ve örnek eş olmalıyız.

e) Elimizden geldiği takdirde “namaz kılan ailelerle” dostluk ve arkadaşlık kurup onların size sizin onlara gitmelerinizi sağlamaya çalışmalıyız. Aile, dost ve iş çevremizin manevi birer sera gibi olmasına özen göstermeliyiz.

f) Eşimize karşı samimi olarak saygı ve sevgi besleyeceğiz. Ve bu güzel davranışlarımızın dindar olmamızdan kaynaklandığını -bir şekilde- telkin edeceğiz ve Allah’ın bize verdiği nadide bir emanet olduğunu hissettireceğiz. 

g) Bütün bu çabalarımız bize her şeyden önce Allah katında büyük sevap kazandıracaktır. Unutmamak gerekir ki, “ihlas / samimiyet tesirini gösterecektir.” Biz samimi olacağız. Allah bizden çok daha cömerttir ve çok daha merhametlidir. Gayretimizi boşa çıkarmaz inşallah.

Son olarak asrın söz sahibinden bir nasihat dinleyelim:

“Hemşirelerim! Mahremce bu sözümü size söylüyorum: Maişet derdi için; serseri, ahlaksız, firenkmeşreb bir kocanın tahakkümü altına girmektense, fıtratınızdaki iktisad ve kanaatla, köylü masum kadınların nafakalarını kendileri çıkarmak için çalışmaları nevinden kendinizi idareye çalışınız, satmağa çalışmayınız. Şayet size münasib olmayan bir erkek kısmet olsa, siz kısmetinize razı olunuz ve kanaat ediniz. İnşallah rızanız ve kanaatinizle o da ıslah olur. Yoksa şimdiki işittiğim gibi, mahkemelere boşanmak için müracaat edeceksiniz. Bu da haysiyet-i İslâmiye ve şeref-i milliyemize yakışmaz!” (bk. Lem'alar, Yirmi Dördüncü Lem'a, s. 203)

İlave bilgi için tıklayınız:

Kocam namaz kılmıyor, ona nasıl davranmalıyım?
Dindar bir eş seçmemizin özellikle bu zamanda bize ...
Evlilikte eşin dindar olması niçin önemlidir?

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
Okunma sayısı : 1.000+
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun