Müslümanlar neden yanılmış olmasın?

Müslümanlar neden yanılmış olmasın?
Soru Detayı

- Bir ateist diyor ki, 500 milyon Budist yanılıyor, 800 milyon kişi yanılıyor, 2.2 milyar Hristiyan yanılıyor da siz mi doğrusunuz? 1.6 milyar insan neden yanılmasın?
- Buna nasıl cevap verebiliriz?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

- Bu sorunun kendisi bizzat cehalet kokuyor. Çünkü mesele, ucu açık ihtimallerden kaynaklanan bir varsayım üzerinden değerlendiriliyor. Hiç ilmi delile dayanmayan bu gibi düşünceler, tarihin çöplüğüne atılmış “sofist” felsefecilerin safsatasından ibarettir.

- Şimdi, “Müslümanların yanılabileceğini” öne süren bu kişi, “öngörüsünde yanılamaz mı?”

Elbette yanılabilir...

Demek ki bu kişinin bu düşüncesi hatalıdır. Öyleyse Müslümanların topyekûn yanılmalarına verilen ihtimal yanlıştır.

- Bununla beraber, Hristiyanlık ve Yahudilik gibi semavi dinlerin -Allah’tan geldiği asıl şekliyle- Müslümanlık gibi doğru olduğunda şüphe etmek, İslam dininden de şüphe etmek anlamına gelir.  

Şu var ki, zaman içerisinde -çok sonradan- ehliyetsiz insanlar tarafından teslis gibi bir takım yanlış inanç ve bazı yanlış ritüellerin dine sokulmasından kaynaklanan hatalar vardır.

Budist ve benzeri din mensuplarının ellerinde de -İslam’ın da malı olan- birçok hakikatler vardır. Bu hakikatler ya bu dinlerin de asılları itibariyle dayandıkları bir vahiyden yahut da daha önceki hakiki semavi dinlerin kalıntılarından elde edilen gerçeklerden kaynaklanmaktadır.

- Ateistlerin ve genel olarak dinsizlerin kullandıkları bir argüman da“dinleri karşı karşıya getirmek suretiyle, birini ötekiyle, ötekini berikiyle çürütmek” şeklindedir. Ancak, bu işi yaparken de cehaletlerini ele veriyorlar. Çünkü, ifadelerinden anlaşılıyor ki, hiçbir dinin ayakta durmasını sağlayan unsurlarını bilmiyorlar. Bütün söyledikleri, ulu-orta sözler, muğlak ifadeler, ilimden yoksun, tahkikten uzak, mantıktan nasipsiz bir takım argümanlardır.

- İslam’ın kabul ettiği Allah’ın varlığı, Allah’ın özel iltifatına mazhar olmuş büyük şahsiyetlerin, peygamberlerin varlığı, vahyin kaynağı olan kitapların, sahifelerin varlığı, ölümden sonra dirilmenin olduğu, meleklerin varlığı gibi temel iman esasları hemen hemen bütün dinlerde vardır.

Şu var ki, Tevrat, İncil gibi kitaplarda -o zamanın basit anlayışları nazara alınarak- özet halde verilmiş fazla detaylara girilmemiştir. Bunun bir sonucu olarak da daha sonraki insanlar -fıtri ihtiyaçlarını tatmin etmek için- kendi yorumlarıyla o konuları detaylandırmışlardır.

İşte onlardaki bazı yanlışlar bu insanların yorumlarından kaynaklanmaktadır.

- İslam dinin kaynağı olan Kur’an ise, -istidat ve kabiliyetleri gelişmiş ve kıyamete kadar gelen bütün insanlara hitap ettiği için- bu temel iman esaslarını da detaylandırmış ve her seviyedeki insanların kendi çapında anlayacağı ilmi, akli, mantıki, vicdani ve kevni delillerle berrak bir şekilde ortaya koymuştur.

Bu konularda İslam alimlerinin açıklamaları tamamen ayetlerin ifadelerini açmaktan ibarettir.

- İşte asıl tartışılması gereken konu budur. Hangi dinin katıksız gerçek olduğunu, hangisine yanlışların karıştırıldığını bulmak için, “asparagas” sloganları değil, ilmi verileri kullanmak, evrenin bilimsel gerçekleri olan ontolojik delilleri ile mevcut dinlerin dayandıkları kaynaklardaki bilgileri karşılaştırmak gerekir.

- Tarih boyunca, yüzlerce Yahudi, Hristiyan ve Budist olan bilim ve din adamlarının İslam dinine girmeyi tercih etmeleri, Kur’an’ın bu evrensel, zaman ve mekân üstü bir konuma sahip, diğer semavi ve beşeri bütün kitaplardan üstün olduğunun binlerce kanıtlarından biridir.

- Kur’an’ın eşsiz bir mucize olduğunu ispat eden -yerli ve yabancı dillerde yazılmış- binlerce kitap vardır.

Dünyada rezil ve ahirette zelil olmak istemeyen -yabancı dilleri bilmeyen-kimselere bizim tavsiyemiz Türkçe olarak yazılmış Kur’an’ın kırk yönden mucize olduğunu ispat eden Bediüzzaman Said Nursi’nin eserlerini okumalarıdır...

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
1.624 kez okundu
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun