Müslümanın iki bayramı vardır hadisine rağmen cuma gününün bayram sayılmasının sebebi nedir?

Soru Detayı
Müslümanın iki bayramı vardır hadisine rağmen cuma gününün bayram sayılmasının sebebi ve diğer bayramlardan farkı nedir?
Cevap

Değerli kardeşimiz,

Medine’ye hicret ettikten sonra, bura sakinlerinin İran’dan alınma Nevruz ve Mihricân bayramlarını kutladıklarını gören Hz. Peygamber (asm), “Allah sizin için o iki günü daha hayırlı iki günle, kurban ve ramazan bayramlarıyla değiştirmiştir.” (Müsned, III, 103, 235, 250; Ebû Dâvûd, Salât, 245; Nesâî, Salâtü’l-îdeyn, 1) mealindeki hadisiyle İran menşeli bu iki bayramın kutlanmasını yasaklamıştır.

Burada iki bayram denilmesi, başka bayram olmadığı anlamında değildir. Mecusilerden alınan iki bayram yerine, Allah’ın Müslümanlara iki bayramı ihsan ettiğinin açıklanmasıdır.

Bu nedenle, bu iki bayramın dışında cuma gününün de Müslümanlar için haftalık bir bayram olduğunu belirtmek gerekir. Bir hadiste cuma günü için “Şüphesiz bu, Allah’ın Müslümanlara tahsis ettiği bir bayram günüdür. Cumaya gelecek kimse yıkanmalı, varsa güzel koku sürünmelidir; ayrıca misvak kullanmanızı da tavsiye ederim.” (İbn Mâce, İkametü’s-salât, 83) denilmiştir.

Çeşitli hadislerden anlaşıldığına göre cuma, haftalık ibadet günü olarak daha önce Yahudi ve Hıristiyanlar için tayin ve takdir edilmiş, fakat onlar bu konuda ihtilâfa düşerek Yahudiler cumartesiyi, Hıristiyanlar pazarı haftalık toplantı ve ibadet günü olarak benimsemişler, Allah da cuma gününü müslümanlara nasip etmiş, onları bu konuda hakka ulaşmaya muvaffak kılmıştır. (Müslim, Cuma, 19-23)

Böylece İslâm’da haftalık toplu ibadet günü olarak cuma seçilmiş, bu günün bir bayram olduğu birçok rivayette açıkça belirtilmiştir. (Beyhakī, es-Sünenü’l-kübrâ, III, 243; İbn Kayyim el-Cevziyye, I, 369)

Hz. Peygamber (asm), “Güneşin doğduğu en hayırlı gün cumadır; Âdem o gün yaratılmış, o gün cennete girmiş ve o gün cennetten çıkarılmıştır; kıyamet de cuma günü kopacaktır.” (Müslim, Cuma, 18) sözüyle bu günün özelliğini dile getirmiştir. Allah’ın cennette cuma gününe tekabül eden ve “yevmü’l-mezîd” denilen günde kullarına kendisini ziyaret fırsatı vereceğini, bunun için onlara tecelli edeceğini bildirmiş (İbn Kayyim el-Cevziyye, Zâdü’l-meâd I, 369-372, 408-410), başka bir hadiste de bu günde yapılan duaların kabul edileceği bir anın (icâbet saati) bulunduğunu haber vermiştir. (Hâkim, el-Müstedrek, I, 279)

Cuma günü gerekli temizliği yaptıktan sonra camiye gidip hutbe dinleyen ve namazı kılan kimsenin o gün ile daha önceki cuma arasında işlemiş olduğu günahların affedileceği belirtilmiş (Buhârî, Cuma, 6, 19; Müslim, Cuma, 26), bu günü önemsemeden üç cuma namazını terkeden kimsenin kalbinin mühürleneceği bildirilmiştir. (Ebû Dâvûd, Salât, 204)

Cahiliyye Araplarının yaptıkları bayramlar, İslam'ın yıkmaya ve değiştirmeye çalıştığı putperestlik kökenli Cahiliyye kültüründen izler taşıyordu, İslam inkılabının yerleşmesi için bu izlerin silinmesi gerekiyordu, bu yüzden Peygamberimiz onları değiştirdi, Müslümanların dini inanç, tasavvur ve hayatları bakımından anlamlı olan iki bayramı meşru kıldı.

Ancak, Câhiliyye'den izler taşımayan, aksine bütün Peygamberler'in ortak dini olan İslam'ın geçmiş devirlerdeki uygulamasını yansıtan, güzel hatıraları canlandıran ibadet, âdet ve merasimleri ise kaldırmadı, onlara uymakta sakınca değil, tevhîd sürecini vurgulamak bakımından fayda gördü. Örneğin, Allah Resûlü (asm) Medîne'ye geldiğinde Yahûdîlerin Aşûrâ günü oruç tuttuklarını gördü, bu konuda bilgi istedi, Hz. Mûsâ ve kavminin Firavun belasından kurtuldukları gün olduğunu, onu anmak için oruç tuttuklarını öğrendi ve "Biz Mûsâ'ya sizden (Yahûdîlerden) daha yakınız." diyerek Müslümanların da aynı gün oruç tutmalarını istedi. (Müslim, Sıyâm, 127 vd.)

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun