Kur'an'da her savaştan sonra "son dakika ayetleri" iniyor. Sanki teknik direktörün maç sonrası yorumları gibi ayetlerin inmesi garip değil midir?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Güneşi yıldız böceği gibi görmek, görenin kapasitesini gösterir. Süfli arzuların peşine takılanların, çocuk heveslilerin, ulvi ifadelerin güzelliklerini anlamamaları normaldir.

Kimi sabahtan akşama kadar oyun oynar, kimi felsefe yapar, kimi bilimsel keşifler ortaya koyar, kimi tembel tembel oturmaktan zevk alır. Her biri kendi zaviyesinden bir lezzet alır. Ancak gerçekte bunların hepsi bir mi?

Kur’an’da bazı savaşlardan sonra inen ayetlere baktığımızda, şu hususların vurgulandığını görüyoruz:

- Müslümanları, -Uhud savaşında olduğu gibi- verdikleri zayıattan ötürürü teselli etmek ve cesaretlendirmek...

- Huneyn savaşında olduğu gibi, savşta da olsa Müslümanların zerre kadar tevhid akidesine aykırı bir tarzda Allah’ın kuvvetine değil de kendi güçlerine güvenmelerinin kendilerine çok pahalıya mal olduğuna dikkat çekmek...

- Mekke fethinde olduğu gibi, kendisine boyun eğmek zorunda kalan bütün insanları affetmek, İslam dininin en mümtaz özelliklerinden biridir ve eşsiz bir insanlık örneğidir. Zaten İslam, en büyük insanlıktır.

Savaşlardan sonra inen ayetler, aynı hususu değil, çok değişik dersleri ihtiva eden farklı irşat üslubuyla yer alan ifadeler söz konusudur. Herkes görsün diye, değişik savaşlardan sonra inen bazı ayetlerin mealini aşağıda takdim ediyoruz:

Bedir savaşından sonra inen ve bu savaşın ana gayesini özetleyen ayetler:

“Allah iki topluluktan birine sizi galip kılacağını vâd ettiğinde siz silahsız olan topluluğun (Ebu Sufyan’a ait kervanın) sizin olmasını arzu ediyordunuz. Halbuki Allah, emirleriyle hakkı üstün kılmak ve şirkin kuvvetini yok ederek kâfirlerin ardını kesmek istiyordu ki, o suçlu müşrik gürûhu hoşlanmasa da, hak olan İslâm’ı yüceltsin, batıl olan şirki de ortadan kaldırsın.”(Enfal, 8/7-8).

Uhud savaşından sonra inen ve oradaki mağlubiyeti özetleyen ayetler: Yenilgiye uğramış olan müslümanları teselli eden ayetler:

“Sakın yılmayın, üzüntüye kapılmayın, eğer iman ediyorsanız mutlaka üstün gelirsiniz!"

"Şayet siz (bu Uhud savaşında) yara aldı iseniz, karşınızdaki düşman topluluğu da (Bedir'de) benzeri bir yara aldı. İşte biz, Allah’ın gerçek müminleri ortaya çıkarması, sizden şehitler edinmesi, müminleri tertemiz yapıp kâfirleri imhâ etmesi için, zafer günlerini insanlar arasında nöbetleşe döndürür dururuz. Allah zalimleri sevmez."

"Bir de (böylece) Allah, iman edenleri günahlardan temize çıkarmak, kâfirleri de helâk etmek ister." 

"Allah, sizin içinizden cihad edenlerle sabır gösterenleri ortaya çıkarmadan, kolayca cennete girivereceğinizi mi zannettiniz?”(Âl-i İmran, 3/139-142).

Hendek savaşından sonra inen ve Müslümanlara o zor şartlarda yapılan ilahî yardımı hatırlatan bazı ayetler:

“Ey iman edenler! Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani birleşik ordular üzerinize saldırmıştı da biz onlara karşı, bir rüzgâr ve sizin göremediğiniz ordular göndermiştik. Allah yaptığınız her şeyi görüyordu."

O vakit onlar hem üstünüzden, hem alt tarafınızdan gelmişlerdi. Gözleriniz şaşkınlıktan ötürü kaymış, yüreğiniz ağzınıza gelmişti. Siz de Allah hakkında türlü türlü zanlar beslemeye başlamıştınız."

"İşte orada müminler çetin bir imtihana tâbi tutulmuş, şiddetle silkelenmiş ve kuvvetli bir şekilde sarsılmışlardı. Hani münafıklar ve kalplerinde hastalık (iman zayıflığı) olanlar: 'Allah ve Resulünün bize zafer vâd etmesi, meğer bizi aldatmak içinmiş!' diyorlardı.”(Ahzab, 33/9-11).

Bu gibi çetin imtihanların altında yatan asıl neden, samimi olan müminlerle olmayan münafıkların durumunu orta yere sermektir.

“Yoksa siz, daha önce geçmiş ümmetlerin başlarına gelen durumlara maruz kalmadan cennete gireceğinizi mi sandınız? Onlar öyle ezici mihnetlere, öyle zorluklara dûçar oldular, öyle şiddetle sarsıldılar ki,  Peygamber ile yanındaki müminler bile 'Allah’ın vaad ettiği yardım ne zaman yetişecek?' diyecek duruma geldiler. İyi bilin ki Allah’ın yardımı yakındır.”(Bakara, 2/214)

mealindeki ayette bu gerçeğin altı çizilmiştir.

Huneyn savaşından sonra inen ve müslümanların savaşın başlangıcında büyük bir yenilgiye uğramanın hikmeti, onların çokluğuna güvenmeleri, daha sonra kazandıkları zaferin ise Allah’ın bir lütfu olduğunu bildiren ayetler:

Şu kesindir ki Allah size birçok savaş yerlerinde yardım etti, Huneyn günü de... O gün ki sayıca çokluğunuz sizi böbürlendirmiş ama bu, size fayda etmemişti. Olanca genişliğine rağmen, dünya başınıza dar gelmişti. Sonra da bozguna uğrayarak düşmana arka çevirip kaçmaya başlamıştınız."

"Sonra Allah, Resulünün ve müminlerin üzerlerine sekinetini, güven veren rahmetini indirmiş, sizin göremediğiniz ordular göndermişti de kendisini tanımayan o kâfirleri azaba uğratmıştı. İşte kâfirlerin cezası budur.”(Tövbe, 9/25-26).

Anlayan sivrisinek saz; anlamayana davul zurna az!..

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
UYGULAMALAR