Kredi kartlarıyla taksitli alış veriş yapmak caiz mi? Sliplerle yapılan taksitli satışlarda faiz var, endişem doğru mu?

Soru Detayı
- Taksitli satış yapmıyorum; faize girme korkusundan. Bununla ilgili sıkıntılarım var? - Kredi kartı ile vadeli alışverişler caiz midir?
Cevap

Değerli kardeşimiz,

Kredi kartı ile, kredi usulü taksitli alışveriş yapma:

1. Albaraka Türk gibi bazı finans kurumları kredi kartıyla taksitli alış verişi yapmıyor.

2. Asya finans gibi bazı kuruluşlar da her taksiti her ay ayrı ayrı tahsil ediyor ve mal sahibinin hesabına her ay yatırılmış oluyor. Yani mal sahibi parayı finans kurumundan zamanı gelmeden çekemiyor. Böylece hiçbir şüphe olmadan alışveriş yapılmış oluyor. Özellikle bu uygulamayı tavsiye ediyoruz.

3. Bazı bankaların da sizin dediğiniz gibi taşıt veya kredi kartına benzer bir uygulama yaptığı konudur. Bu uygulamadan müşterinin haberi olmadığı için konu özellikle mal sahibini ilgilendiriyor. Yani müşteri böyle bir anlaşma yapmıyor ve sorumluluk da mal sahibine ait oluyor. Bu nedenle müşteriyi doğrudan ilgilendiren bir durum söz konusu değildir. Ancak dolaylı da olsa kredi alınmış olacağından bunu yapan müşterinin haram işlediğini söylemesek bile mekruh olduğunun ifade edebiliriz. Bu açıdan bankaların ve mal sahibinin nasıl anlaştığını öğrenip sonra alışveriş yapmak daha iyi olacaktır. Bununla beraber böyle bir alışveriş yapan kardeşimizin haram işlediğini söylemek zor görünüyor.

4. Taksit zamanı gelmeden bankaya yüzde vererek parayı erken almaya gelince: Kredi kartı ile satış yapan işyeri, satılan malın bedelini bankadan müşterinin ödeme tarihinde alabilir. Bu tarihten önce kırdırmak suretiyle eksik alması faiz olacağından; caiz değildir.(Diyanet İşleri Başkanlığı)

Bu konuyu genel olarak çek ve senet kırdırmaya benzetiyorlar. Bu nedenle çek ve senet kırdımayla ilgili durumu anlatarak cevap vermek istiyoruz:

Satıcı veya mal sahibi peşin paraya ihtiyaç duyunca elindeki çeki, senedi ödeme günü gelmeden götürüp bir bankada peşin paraya çeviriyor. Yani banka çek ve senetteki paranın bir miktarını kesiyor, gerisini peşin olarak kendisine ödüyor, böylece eksik de olsa eline peşin para geçiyormuş. İleride ödenecek senet ve çekin parasını peşin olarak ödeyenden eksik alıyor, kalan parayı da ödeyen adama vermiş oluyor. Bu durumda peşin para ödeyene vermiş olduğu bu para neyin karşılığı oluyor? Elbette aldığı peşin paranın faizini teşkil ediyor. Biz buna: – Bu, faizle borç almaktır, desek daha da açıklayıcı olur sanıyorum. Bu insan, çek ve senedi verdiği kimseye demiş oluyor ki: – Günü gelince bu çek, senetle fazlasını alacaksın. Öyle ise şimdi bana peşin olarak şu kadarını ver, kalan şu kadarı da bana verdiğin paranın faizi olarak sen al. Olayın özü budur.

Faiz verip borç almak. İşte kredi kartıyla taksitli alışveren yapan kimse zamanı gelmeden bu parayı alamk istiyor. Bu duurmda bir kısmını bankaya bırakarak kalanını alıyor. Bu da caiz olmuyor. Bu açıdan çek ve senet kırdırmaya benziyor. Burada caiz olan ikinci şık var, karıştırılan bu olsa gerektir. Onu da şöyle ifade edebiliriz. – Şayet çek ve senedin asıl sahibi, borcunu günü gelmeden ödemek isterse, alacaklı alacağından dilediği kadar indirim yapabilir; bunda mahzur söz konusu değildir. Çünkü bu olay alacaklı ile verecekli arasında ikili bir anlaşmadır. Burada çek senet kıran üçüncü şahıs yoktur. Alacaklı borçluya indirim yapıyor, borçlu da gününden önce ödemede bulunuyor. Acilen ihtiyacı olan peşin parayı böyle temin ediyor. Bu, faiz değil, caiz oluyor. Bu konuda “İslami Ölçülerle Ticaret Rehberi” kitabında Prof. Dr. Hamdi Döndüren Hocaefendi şöyle diyor:

– Eğer (çek ve senedi veren) asıl borçlu, vadesinden önce borcunu erken ödemek isterse, bu mümkün ve caizdir. Alacaklı bu erken ödemeden dolayı bir miktar indirim de yapabilir!.. Çünkü bir alacağın tamamını bile almama ve borçluya bağışlama hakkına sahip olan alacaklının, bunun bir bölümünü almama hakkının bulunduğunda şüphe yoktur! Ancak, çek ve senedin bedelini üçüncü bir kişi veya bir banka, vadesinden önce öder ve alacaklı, çek bedelinde indirim yapmış olursa, bu zimmet borcu olan bir alacağı (deyni) miktarı farklı başka bir deyn’le veresiye mübadele etmek olur ki, aradaki fark “faiz” olur!

"Günümüzde senet kırdırma daha çok üçüncü kişiler tarafından yapılmaktadır.” (s. 169) Bu konunun diğer caiz olan ve olmayan cihetlerini de şöyle ifade edebiliriz. Şayet, verdiği çek ve senedin günü geldiği halde borçlu ödeyememişse, vadeyi biraz daha uzatıp borca biraz daha zam yapmak da faiz olur. Ancak, ödeyemeyen bu borçluya biraz daha mühlet vermek için, ödeme tarihinden itibaren borcu altın fiyatına çevirip, ödeyeceği güne kadarki enflasyon farkını almak caiz olur. Böylece borçlu biraz daha zaman kazanır, alacaklı da maruz kalacağı enflasyonist ziyandan bir ölçüde korunmuş olur. İki taraf da zihnen rahat edebilirler.

- Özel finans kurumları / katılım bankaları kuruldukları günden beri, ilahiyatçı hocalara danışarak işlemlerini yapmaktadırlar. Faizden uzak durmak onların en önemli gayesidir. Günümüzde uyguladıkları işlemlerin tamamının ideal olduğunu söylemek zordur. Çünkü günümüzde kurulmuş bir ekonomik sistem vardır. Bu sistem esas itibariyle İslami olmaktan ziyade, Batı kökenlidir. Bundan dolayı finans kurumları da bazı işlemlerini İslami usullere göre yapmakta zorlanıyorlar. Ancak bu hiçbir zaman onların faizli kurumlarla aynı olduğunu söylememizi gerektirmez.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yazar:
Sorularla İslamiyet
Kategori:
25.765 kez okundu
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun
EN ÇOK SORULANLARDAN
UYGULAMALAR