Kötülükler de Allah’ın izniyle mi olur?

Tarih: 06.01.2026 - 16:44 | Güncelleme:

Soru Detayı

Her şey Allah’ın izniyleyse kötülükler de mi O’nun izniyle oluyor? Dua, akıl ve özgür irade bu denklemde Allah’ı nereye koyar? “Elinden geleni yap, sonra Allah’a tevekkül et” deniyor. Ancak her şeyin Allah’ın izniyle olduğu bilinci, özellikle kötülükler (cinayet, kul hakkı gibi fiiller) açısından nasıl anlaşılmalıdır? Allah özgür iradeye müdahale etmiyorsa, bu fiiller de O’nun izniyle mi gerçekleşmektedir? Ayrıca insan hem dua edip hem de aklını kullanarak çabaladığında, bu durum Allah’ın kula verdiği akıl ve irade nimetiyle zaten süreci baştan kurmuş olması anlamına gelmez mi? Yani Allah yaratmayı ve imkânları sunuyor, insan ise yaratılan seçenekler arasından tercih yapıyorsa; bu tabloda ilahî müdahalenin, takdirin ve kul sorumluluğunun sınırı tam olarak nerededir?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

İslâm akaidine göre hayrın da şerrin de yaratıcısı Allah’tır. Bu mesele kader inancının bir parçasıdır. Ancak bu hakikat doğru anlaşılmazsa, insanın sorumluluğu ya inkâr edilir ya da Allah’a zulüm isnat edilmiş olur. Bu yüzden bazı temel ayrımları netleştirmek gerekir.

1. Yaratma Allah’a, tercih ve sorumluluk kula aittir (Kasb)

Ehl-i sünnet âlimlerine göre: Yaratmak yalnızca Allah’a aittir.

Kul ise fiili ister, seçer ve kazanır (kesb eder).

Cinayet, zulüm, hırsızlık gibi fiillerde, fiilin yaratılması Allah’tandır, Fiilin tercih edilmesi, istenmesi ve sorumluluğu kula aittir.

Bu ayrım olmazsa ya kul iradesiz bir varlık hâline gelir (cebr), ya da Allah’tan bağımsız yaratıcılar kabul edilmiş olur (şirk).

2. “İzin” iki türlüdür: Tekvînî ve Teşrîî

“Kötülükler de Allah’ın izniyle mi oluyor?” sorusu, izin kelimesinin yanlış anlaşılmasından doğar.

Tekvînî izin:

Allah’ın, kulun seçtiği fiilin var olmasına müdahale etmemesi, yani yaratmasıdır. Kötülükler bu anlamda Allah’ın izniyle ve yaratnasıyla olur.

Teşrîî izin (rıza ve emir):

Allah’ın bir fiili emretmesi, razı olması ve sevmesidir. Kötülükler bu anlamda asla Allah’ın izniyle değildir. Yani Allah, kötülüğün yapılmasına imkân verir ve yaratır; fakat ondan razı olmaz.

3. İmtihanın gereği olarak irade zorunludur

İnsan imtihan edilen bir varlıktır.

İrade olmasaydı günah ve sevap anlamsız olurdu, sorumluluk ve adalet ortadan kalkardı.

Bu sebeple Allah, kulun yanlış tercihini engellemek zorunda değildir, engellememesi, o fiili istemesi anlamına gelmez.

4. Allah’ın kötülüğü yaratması ile kulun kötülük yapması aynı şey değildir

Bu iki durum arasında hikmet açısından büyük fark vardır.

Allah’ın yarattığı fiillerin bir değil, pek çok sonucu vardır. Bazı şer gibi görünen şeylerde büyük hayırlar bulunabilir. İnsan fiillerinin sonucu ise genellikle sınırlı ve tek yönlüdür.

İlâhî hikmet, küçük bir şer ihtimali sebebiyle büyük hayırların yaratılmasını terk etmez. Çünkü Allah Teâlâ’nın yarattığı fiillerin neticesi bir değil, binlercedir.

Unutulmamalıdır ki, Allah’ın kötülüğü yaratması ile insanın kötülük yapması arasında dağlar kadar fark vardır. Zira Allah’ın yarattığı işlerde çok yönlü ve geniş hikmetler bulunur. Güneşi yaratan, yağmuru yağdıran, ateşi yaktıran Allah Teâlâ’nın bütün bu yaratmalarında pek çok faydalı sonuç vardır.

Mesela yağmur, bazı kimseleri ıslatsa bile, onlarca yönden milyonlarca insan ve hayvana fayda sağlar. Üç-beş kişinin ıslanmaması için yüzlerce faydayı içinde barındıran yağmurun yaratılmaması, hikmete ve maslahata tamamen aykırı olur. İşte “şer-i kalil için hayr-ı kesiri terk etmek, şer-i kesir olur” kaidesi bu hakikatin özlü bir ifadesidir.

5. Dua, akıl ve tevekkül bu tabloda nerededir?

Allah akıl vermiş, irade vermiş, sebepleri yaratmış, dua kapısını açmıştır.

Kul aklını kullanır, sebeplere sarılır, dua eder, sonucu Allah’a bırakır.

Bu yüzden “Elinden geleni yap, sonra Allah’a tevekkül et” sözü, kaderi inkâr değil, kaderin doğru anlaşılmasıdır.

Sonuç

Yaratma Allah’a aittir. Kötülüğü seçmek kula aittir.

Allah kötülüğe izin verir ve yaratır ama razı olmaz.

İmtihan, irade ile anlam kazanır. Kul sorumludur; Allah adildir.

Bu denge korunduğunda hem kader inancı hem adalet hem de kul sorumluluğu doğru yerine oturur.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Bu içeriği faydalı buldunuz mu?
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun