Kim üç günden fazla cemaati terk ederse kalbi mühürlenir, hadisi sahih midir?

Soru Detayı

“Bir kimse üç günden fazla cemaati terk ederse kalbi mühürlenir." (İbn Mâce, Mesâcid, 17)
- Bu hadis sahih midir?
- Eğer söz konusu hadis sahih ise, burada son derece ciddi bir tehdit olduğu için bu konu çok önemlidir. O yüzden, bu üç günlük süre toplam hangi zaman dilimi içinde yer almaktadır?
- Kastedilen üç günlük süre, bir haftanın, bir ayın veya bir yılın üç günü müdür?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

İlgili yerde içinde “üç gün” ifadesini barındıran ve “Bir kimse üç günden fazla cemaati terk ederse kalbi mühürlenir.” şeklinde bir rivayete rastlayamadık.

İlgili yerde, sorudaki bilgiye en yakın olan şu rivayet vardır:

“Bazı kimseler ya cemaatleri terk etmekten vazgeçerler ya da Allah onların kalplerini mühürler de sonra gafillerden olurlar.” (İbn Mace, Mesacid, 17)

Kul olarak insanın ilk görevi iman etmek, imandan sonraki ilk görevi ise namaz kılmaktır. Yüce Allah, ilk insan ve ilk peygamber Âdem (a.s.)’den itibaren bütün insanları namaz ibadeti ile sorumlu tutmuş ve bütün peygamberler, kavimlerine namaz kılmalarını emretmiştir. (bk. Bakara, 2/83; Mâide, 5/12; Yunus, 10/87; Hûd, 11/87)

Peygamberimiz (asm) ilk vahyi alıp peygamberlikle görevlendirilince vahiy meleği Peygamberimize namaz ibadetini öğretmiş, Peygamberimiz de Müslüman olan her insana namaz kılmasını emretmiştir. Böylece ilk defa “farz” kılınan ibadet namaz olmuştur. (Münzirî, I, 241)

Peygamberimiz (asm) ve Müslümanlar, beş vakit namaz farz oluncaya kadar sabah akşam iki rekât namaz kılmışlardır. Hicretten bir buçuk yıl önce Miraç’ta beş vakit namaz farz olmuştur. Mekkeli müşrikler fırsat vermedikleri için Mekke’de Mescid-i Haram’da Müslümanlar cemaatle namaz kılamamışlardır. Peygamberimiz Medine’ye hicret edince ilk iş olarak bir mescit bina etmiştir.

Mescidin yapımı tamamlandıktan sonra Müslümanlar namazlarını camide cemaatle kılmışlardır. İmamlığı Peygamberimiz (asm)'in bizzat kendisi yapmıştır. Peygamberimizin zamanında Mescid-i Nebevî’nin dışında mahallelere mescitler yapılmış ve Peygamberimiz bu mescitlere namaz kıldıracak imamlar görevlendirmiştir. Bu mescitlerde vakit namazları kılınmış ancak cuma namazları hep Mescid-i Nebevi’de kılınmıştır.

Cemaatle namazın fert ve toplum hayatına önemli katkıları vardır. Cemaatle namaz birlik ve beraberliğin pekişmesini, sosyal dayanışma ve yardımlaşmayı sağlar.

Cemaatle Namaz Kılmanın Hükmü

Cemaatle namaz kılmaya, “Namazı dosdoğru kılın, zekâtı verin, rükû edenlerle birlikte siz de rükû edin.” (Bakara, 2/43) anlamındaki ayet ile işaret edilmektedir.

Ayetin başında “namazın kılınması”, sonunda ise “rükû edenlerle birlikte rükû edilmesi” emredilmektedir. “Rükû edenler” ile maksat Müslümanlardır. Dolayısıyla “Müslümanlarla birlikte rükû edin demek cemaatle namaz kılın.” demektir. Ayette hem Müslümanların namazlarının rükûlu olduğuna hem de cemaatle namazın varlığına işaret vardır.

Ayetteki “Rükû edenlerle birlikte rükû edin.” emri zorunluluk mu ifade eder? Başka bir ifade ile cemaatle namaz kılmanın hükmü nedir; farz mı, vacip mi, sünnet mi?

Beş vakit namazı cemaatle kılmanın, Peygamber (asm)'in emri, imanın alâmeti, İslâm’ın şiarı ve sembolü olduğu konusunda ittifak etmekle birlikte İslâm bilginleri, ayetteki emrin zorunluluk ifade edip etmediği konusunda ihtilâf etmişlerdir.

Cemaatle namaz kılmanın önemine dair hadislerden (Meselâ bk. Ebu Dâvûd, Salât, 47–51) hareketle Hanbelî bilginler, cemaatle namaz kılmanın erkekler için “farz-ı ayın”, Şafiî bilginler, “farz-ı kifâye”, Hanefî ve Malikî bilginler ise “sünnet-i müekkede” olduğu içtihadında bulunmuşlardır.

Şu hadis, namazı camilerde cemaatle kılmanın sünnet olduğuna delâlet eder: “Ezan okunan camilerde namaz kılmak sünen-i hüdâdandır.” (Müslim, Mesâcid, 256, I, 453)

İslâm bilginleri beş vakit namazı camilerde cemaatle kılmanın hükmü konusunda ihtilâf etmekle birlikte, camilerin cemaatsiz bırakılmasının asla caiz olmadığı, namazların cemaatle kılınmasının daha sevap olduğu, mazeretsiz cemaatin terk edilmesinin doğru olmadığı konusunda ittifak etmişlerdir. (Kurtubî, I, 348)

İslâm bilginleri bir Müslümanın cemaatle namaza katılmamasına mazeret olabilecek hususları, hastalık, başkalarını rahatsız edecek derece kokulu bir şey yiyip içmek, mescide gittiği takdirde malına, canına veya namusuna bir zarar gelmesinden korkmak, olumsuz hava şartları, işinin başından ayrılamayacak derecede yoğun bir işte çalışmak ve görev yapmak şeklinde aöıklamışlardır.

Cemaatle Namaz Kılmanın Fazileti

Peygamberimiz (asm.), namazları cemaatle kılmaya teşvik etmiş ve sevabını şöyle bildirmiştir:

“Kişinin cemaat ile kıldığı namaz, evinde veya çarşıda kıldığı namazdan 25 derece daha faziletlidir. Bu fazilet şu şekilde gerçekleşir: Biriniz güzelce abdest alır sırf namaz kılmak için camiye gelirse camiye varıncaya kadar attığı her adım için bir sevap verilir ve bir günahı silinir. Camiye girdiği zaman namaz için beklediği sürece namaz kılıyormuş gibi sevap kazanır. Melekler bu kimseye dua ederler. Kimseye eziyet etmediği ve abdesti bozulmadığı sürece; ‘Allah’ım! Bu kulunu bağışla, ona merhamet et ve tövbesini kabul et.’ diye dua ederler.” (Ebu Dâvûd, Salât, 49, I, 378)

“Kişinin bir başka kişi ile birlikte kıldığı namaz, tek başına kıldığı namazdan, iki kişi ile birlikte kıldığı namaz bir kişi ile birlikte kıldığı namazdan daha sevaptır. Cemaat ne kadar çok olursa bu namaz Allah’a o nispette sevimlidir.” (Ebu Dâvûd, Salât, 47)

İki veya daha fazla Müslüman, beş vakit namazı, camide cemaatle kılabileceği gibi evde, iş yerinde, temiz olan her mekânda da kılabilir. Evde de olsa cemaatle kılınan namazlar, tek başına kılınan namazlardan daha sevaptır.

Kadınların Cemaate Katılmaları

Kadınlar da namazlarını cemaatle kılarlarsa sevap kazanırlar. Cemaatle namaz kılmanın önemi belirten hadislerde kadın erkek arasında bir ayırım yapılmamıştır. Nitekim Peygamberimiz (asm)'in zamanında kadınlar da cuma, bayram ve vakit namazları için camiye gitmişlerdir. Peygamberimizin eşi Hz. Aişe:

“Mümin kadınlar, giysilerine bürünüp başlarını örterek sabah namazını peygamberle beraber (camide) kılarlar, sonra evlerine dönerler, Rasûlüllah, namazı alacakaranlıkta kıldığı için tanınmazlardı.” demiştir. (Müslim, Mesâcid, 230–232)

Camiler birer yaygın eğitim, öğretim, bilinçlenme, dinî duyguları güçlendirme ve sosyalleşme mekânlarıdır. Bu itibarla vakit namazlarını kılmak veya en azından camilerde yapılan vaazları dinlemek, mevlit ve benzeri merasimleri izlemek için kadınların camilere gitmeleri hem dinî bilgi edinmelerini hem de psikolojik açıdan rahatlamalarını, diğer Müslüman hanımlarla kaynaşmalarını ve cemaat şuuru kazanmalarını sağlayacaktır.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun