Şiir

Sesli dinle

Bu gece yine uyuyamadım, dönüp durdum yatakta. Baktım uykum gelmiyor, kalkıp balkona çıktım. Her nasılsa bir esin geldi, oturup kısacık bir yazı yazdım.

“Onu içimde buldum.

Nereden geldi, nasıl doğdu, bilmiyorum.

Varlığımla iç içe keşfettim varlığını.

Yıllar yılı ne vardı, ne yoktu.

Sedef bir çekmecede bekliyordu.

Şimdi el bebek gül bebek büyütüyorum.”

Yazın şiire benzemiş. Ben de şiirden söz edeyim. Fakat başka bir biçimde. Kâinat kitabını okumaktan söz ediyorduk ya, onun devamı say.

Bir şiir düşün… Manası, yüksek düşünceler ve ince duygularla örülü. Lafzı, edebi sanatlarla bezeli. Her harf, her kelime, her mısra tam olması gerektiği yerde, seninki gibi.

Hemen sorarsın: Kim yazdı bu şiiri?

Biri çıkıp diyor ki: “Bu şiirin bir şairi, bir yazanı yok. Eğer olsaydı eserinin içinde görünürdü. Bu şiir harflerden oluşuyor. Demek ki harfler tesadüfen bir araya gelip şiir olmuşlar.” 

Sonra başka biri diyor ki: “Bu şiiri akılsız, şuursuz, edebiyattan, sanattan habersiz harfler kendi başlarına yazamazlar. Bu manalar onlarda yoktur. Belli ki bir yazanı var.”

Evet, şiiri yazan şahsın şiirin içinde görünmemesi onun inkârına delil olamaz. Şair kâğıt ve harf cinsinden değildir ki orada görünsün.

Bütün yaratıklar, şu insan, şu menekşe, şu kelebek de birer şiir gibi.

Şiiri harflerin yazması ne kadar imkânsızsa, şu insan denilen sanat şaheserini atomların yapması da o kadar imkânsız. Atomlar, harflerden daha akıllı, bilgili ve şuurlu değiller.

Her şiirin bir şairi olduğu gibi, şu süslü, düzenli, anlamlı eserlerin de bir yaratıcısı var.

Her sene yeryüzü sayfasına sayısız eserler yazıyor, sonra siliyor.

Her varlık cisim giymiş manalı bir kelime olup hâl diliyle sanatkârını ilan ediyor. 

Şair ve yazar manayı esas alıp şiirler ve yazılar yazdıkları gibi, Allah da özleri ve ruhları model yapıp onlara uygun bedenleri yaratıyor.

Hayat sahiplerinin yetenekleriyle bedenleri arasındaki uyumun sırrı burada.

Yeryüzündeki her eserin bir sureti var. Hepsi de “tasvir” yani “suret verme” fiilini gösteriyor. Demek ki bir “Musavvir” var.

Kudret kaleminin boyası olan zerreleri bir kadere göre topluyor, bir forma sokmak üzere sınırlarda durduruyor.

Mekândan münezzeh bir usta kabul edilmezse, her canlı ve her organ için maddi bir kalıp gerekir.

Sonra o kalıplar için de başka kalıplar lazım olur, zincir böylece sonsuza kadar uzar gider.

Böyle bir çözüm yolu ise ancak masallarda görülür. Hâlbuki biz hakikat ehliyiz!

Kategori:
8 kez okundu
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun