Yağmurun nesi rahmet?

Sesli dinle

Yağmur... Yağmur... Yağmur... Bıktım usandım! Bir yandan yazı yazıyor, bir yandan da pencereye bakıyorum. Cama vuran damlalar parçalanıp akıyor.

Elin adamı “Cama vuran her damla” falan diye şiirler yazıyor, besteler yapıyor. Oysa bu manzara hiç de romantik gelmiyor bana.

Bencilsin de ondan! Her şeyi kendi yararına göre değerlendiriyorsun. Daha geniş bak… Yağmurun azıcık zararına karşın ne gibi yararları var, bir düşün.

Yağmur önce havayı temizliyor. Havada savrulan tozlar, biriken gazlar yere iniyor.

Banyo yaptırılmış sevimli bir bebek gibi oluyor atmosfer.

Sonra yere düşüyor damlalar, bütün kiri söküp çıkartıyor.

Sular akışa geçiyor, küçük derecikler oluşturuyor. Önüne gelen süprüntüleri alıp ırmaklara götürüyor.

Irmaklar da denizlere taşıyor yükünü. Bu maddeler denizdeki canlılara gıda oluyor.

Yeryüzünde kullanılan suyun arıtılması, temizlenmesi gerek.

Birer buhar kazanı olan denizler, göller, su birikintileri kanatlanıp göklere çıkıyor. Her gün milyarlarca metre küp su.

Bir pompalama işi var yerden göğe. Eşsiz bir nizamla çalışıyor bu pompalar.

Göğe yükselen buğu bulut oluyor. Sonra yağmur olup suluyor yerin yüzünü. Üstelik karalara geliyor bu bulutlar.

Rüzgâr adlı başka bir görevli işini aksatmadan yapıyor. Koyunlarını güden bir çoban gibi güdüyor bulutları, taşıyor karaların üstüne.

Sonra damlalara dönüşüyor buhar kümeleri… Temiz, damıtılmış bir su iniyor yerin yüzüne.

Her adımında mucizeler gerçekleşiyor. Bu yağmur dağları yıkıyor, ovaları, tepeleri, vadileri, bahçeleri, ağaçları, hayvanları, sokakları, evleri temizliyor.

Rüzgâr da temizlik görevlisi. Üfleyerek temizliyor her yerin tozunu. Şehirlerde kullanılıp kirlenen havayı alıp götürüyor, yerine temiz hava getiriyor.

Evet, insanın kirli elleri kirletmemişse her yer tertemiz. Nerede insan varsa orda kir var, pislik var.

Denizde ölen canlılarının cenazelerini temizleyen görevliler var. İçindekileri et yiyici hayvanlar temizliyor, üste çıkanları da martılar ve benzerleri. Deniz de parlıyor insanı âşık edercesine.

Karaların kartalları, akbabaları, karıncaları, bakterileri de birer temizlik memuru. Nerede bir hayvan cenazesi olsa gidip yiyor, çevrenin kirletmesine engel oluyorlar.

Şimdi uzaya bak... Sürekli yıldızlar ölüyor, dev gibi küreler yıkılıyor. Fakat feza yine de tertemiz. Bu sayede en uzak yıldızları bile teleskoplarla görmek mümkün olabiliyor.

Kategori:
26 kez okundu
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun