İSTANBUL'UN FETHİ

Aziz ve Muhterem Müslümanlar!

İstanbul'un fethi, sıradan bir fetih değil! İbret almamız gereken pek çok gerçeğin tarih sayfasında parlak bir aynasıdır.

Evvelâ bu fetih, Mekke-i Mükerreme'nin fethinden sonra İslâm'ın inkişafı noktasından mühim fetihlerden biri olduğu için alınması gereken birçok ders ve ibret vardır.

İstanbul'un fethi, îmanın küfre, Hakk'ın bâtıla, ilmin cehle, nurun zulmete, tevhidin şirke galebesidir. Bu fetih, Fâtihler Fâtihi Fahr-i Kâinat (sav)'in risalet nuruyla keşfedip, nübüvvet dürbünüyle görüp haber verdiği bir mucizenin tahakkukudur. Bir tarih yıldızının doğmasıdır.

Nakl-i sahih-i kat'î ile ferman etmiş ki:  "İstanbul mutlaka fetholunacaktır! Onu fetheden emîr, ne güzel emîrdir; onu fetheden asker ne güzel askerdir!" İstanbul'un Müslümanların eliyle fetholacağını ve Hz. Sultan Muhammed Fâtih'in yüksek bir mertebe sahibi olduğunu haber vermiş, haber verdiği gibi çıkmıştır.

Demek ki, İstanbul'un İslâm eliyle fethedilmesi öyle sıradan bir fetih değil; her sözü doğru, her haberi hakikat, her işareti hak olan Allah Resulü'nün bir mucizesinin bütün insanlığın gözü önünde güneş gibi parlamasıdır. Bedir'den başlayıp Mekke-i Mükerreme'nin fethi, Hayber'in, Şam, Irak, İran ve Kudüs-ü Şerifin fethiyle devam eden fetih silsilesinin mühim bir halkasıdır.

"Siz, bütün düşmanlarınıza galebe edeceksiniz! Dünyanın o zaman en büyük devletleri olan İran ve Rum padişahlarının hazinelerini aranızda taksim edeceksiniz!" buyuran muhbiri sâdıkın bir müjdesidir. Bu cihetten çok mühim bir feth-i mübîndir.

Osmanlı Devleti Müslüman bir devletti, İslâm şeriatıyla idare ediliyordu. 600 sene İslâm'ın sancağını yeryüzünde şerefle taşımış, 30'dan fazla milleti birlik ve beraberlik içinde İslâm kardeşliği sayesinde İslâmî kanunlarla idare etmiştir. Şer'-i Şerîfe hizmeti, Kur'ân'a bayraktarlığı en büyük şeref kabul ederek birliği korumuş, büyüdükçe büyümüştür. Birlikten meydana gelen maddî ve manevî kuvvetle Allah'ın dinini dünyanın 7 kıtasına yaymaya muvaffak olmuştur. Kur'ân'a sarıldıkça kuvvetlenmiş, elini gevşetince zayıflamıştır. Bugünkü Türkiye topraklarının 33 mislinden fazla toprağa hâkim olan ecdadımız, îman kuvveti sayesinde dünyayı dize getirmiş, insanları adaletle idare etmiştir. Dünyaya insanlık ve medeniyet dersi vermiştir.

Sakın, sakın! Sizler yalan yanlış yazılarla dolu tarih kitaplarına bakmayınız! Onlar, gelenin keyfi için geçmişine dil uzatan mirasyedi yaramaz çocuklardır.

Aziz Kardeşlerim! 

İstanbul'un fethi, kuvvetli îmana sahip komutan ve askerler tarafından gerçekleştirilmiştir. Allah yolunda ölüp şehid olmayı en büyük şeref kabul eden, ölümden sonra sonsuz bir hayatın varlığına îman eden, "Ölürsem şehit, kalırsam gâzî olurum!" itikadını taşıyan, îmanlı ve faziletli ordular ancak böyle şanlı zaferleri kazanabilir. Müslüman milletimizin kahraman ordularını, îman ve İslâm'ın bayrağını Asya, Afrika ve yarı Avrupa'da gezdiren sur, îman ve İslâm'ın kuvvetidir, güzellikleridir. Onlar İslâm için, İ'lâ-yı Kelimetullah için hareket ettiler. Allah yardım etti, muvaffak oldular. İstanbul'dan dünyaya hâkim oldular. Başta Ayasofya ve birçok kiliseyi cami yaptılar. Dünyanın yüzünü güldürdüler! Bâtılı yıktılar, Hakk'ı ihya ettiler. Allah'ın mülkünde Allah'ın adını yücelttiler! Kalplerindeki îman hayatlarına aksetti. Maddeten ve manen dünyanın en kuvvetli devletini kurdular. Allah'a kulluk yaptılar, Allah da onları aziz etti, süper güç oldular. Evet, ihlâs ile kim ne isterse Allah verir. Sultan Fâtih, ihlâslı niyetini şöyle açıklamıştır:

"İmtisal ü câhid ü fillah oluptur niyetim,
 Dîn-i İslâm'ın mücerred gayretidir gayretim."

Evet, ecdadımızın gayesi, İslâm dinini yaymaktı. Allah'a kul, peygambere ümmet olmaktı. Her şey bunun içindi. Toplar, tüfekler "Allahu Ekber!" der, gürlerdi. Surları deler, kaleleri fethederdi. İstanbul bugün bizim elimizdedir. Fâtih'in bize emanet ettiği bu dünya güzeli şehir, gayri müslimler veya mukallitleri tarafından tahrip edilmiş, günahkâr insanların istilâsına uğramıştır. Ayasofya mahzun ve esir... Yıllardır ağlıyor, sızlıyor, Fâtih'ini bekliyor. Mihrabında Kur'ân, minberinde hutbe okunmasını istiyor... Ayasofya'yı puthâne yapanlar dehşetli bir zulüm işlediler. Necip milletimiz bu zulme son vermelidir!

Muhterem Müslümanlar!

İmanlı ve şanlı ecdadımızın fethedip bize emanet ettikleri bu cennet vatanımızı, maddî ve manevî cihadımızla koruyalım! Sefahet ve rezâletleriyle vatanımızı içten yıkmak isteyen hâinlere, zâlimlere karşı uyanık olalım! Her zamanın bir hali vardır; bu zamanda en makbul cihad, kalpleri fethedip îmanları kurtarmaktır.

Bir mü'minin tehlikede olan îmanını kurtarmak, İstanbul'u fethetmeye denk bir hizmettir.

İstanbul'un, Anadolu'nun ve İslâm âleminin kurtuluşu, kalplerin elmas kılıçla fethine bağlıdır. îmanlı nesillerin, dindar Fâtih'lerin yetiştirilmesine bağlıdır. Fâtihler yetişmeden; Akşemseddinler, Molla Gürânîler Fâtihlere yön vermeden; Hasanlar, Hüseyinler kahraman orduda yerini almadan fetih rüyalarıyla zafer bayrakları dikilmez.

Malımızla, canımızla manevî cihada koşalım! Fetihler, Fâtihlerle olur; unutmayalım!..

Kategori:
6033 kez okundu
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun