HİCRET-İ NEBÎ

Aziz ve Muhterem Müslümanlar!

Hutbemiz, Hicrî yılımız ve Hicret-i Nebî hakkındadır.

Hicret İslâm tarihinin, dolayısıyla dünya tarihinin en mühim hâdiselerinden biridir.

Ondandır ki Müslümanların tarih başlangıcı kabul edilmiştir.

Fahr-i Kâinat Efendimiz (asm)'in, Allah'ın emriyle Mekke-i Mükerreme'den Medîne-i Münevvere'ye hicreti İslâm'ın fütuhatına, yayılmasına, müstakil İslâm devletinin kurulmasına, Müslümanların zulüm ve baskıdan kurtulup serbest hareket etmelerine, zaferden zafere koşmalarına açılmış bir kapıdır.

Mekkeli çilekeş ilk Müslümanlar mal, mülk, çoluk, çocuk, her şeylerini bırakıp Allah rızası için, dinlerini serbest yaşamak ve yaymak için, Allah Resûlü'ne asker olmak ve O'ndan ayrılmamak için Medîne-i Münevvere'ye göç etmişlerdir.

Kamerî ayların birincisi Muharrem ayı, bizim Hicrî Yılbaşı'mızdır.

Milâdî 622 senesinde vuku bulan hicret hâdisesi esas alınarak Hicrî takvim yapılmıştır.

Aziz Mü'minler!

Hicret hakikaten mühim bir hâdisedir. Baştanbaşa mucizelerle doludur. Hz. Âdem'le (as) başlayan îman-küfür mücadelesi, âhirzaman Nebisi Hz. Muhammed (asm) zamanında en dehşetli devresini yaşadı. Hâtemü'l-Enbiya ve'l-Mürselîn Efendimiz (asm) Allah'ın dinini insanlara tebliğ etti. Kabul edenler dünya ve âhirette sultan oldular, îman etmeyenlerse rezil ve perişan oldular.

Mekkeli müşriklerin İslâm güneşinden gözleri kamaşmıştı. Bir çığ gibi büyüyüp çoğalan hidayet kervanına, nur ordusuna her zulmü ve işkenceyi yapmaya başladılar. Allah'ın nurunu, Kur'ân'ın nurunu söndürmek istediler. îman dâvasından vazgeçirmek için parlak tekliflerde bulundular. Güzel şeyler vâdettiler. Mal ve makam verelim dediler, olmadı... Tehdit ettiler, olmadı...

Kâinatta en büyük dâvanın en büyük rehberinden şu cevabı aldılar:

 "Güneşi sağ elime, ayı sol elime koysalar, yâni bütün dünyayı bana verseler yine bu dâvadan vazgeçmem!"

Tazyikat arttı, dayanılmaz hal aldı. Bundan dolayı Ashâb-ı Kiram iki defa Habeşistan'a göç etmek zorunda kaldı. Sonra Medîne-i Münevvere'ye hicret başladı. Bu hicret putlardan ve pulculardan uzaklaşıp tevhit bayrağını dünya üzerinde dalgalandırmak içindi.

Dönüp Mekke'yi fethetmek, Kabe'yi putlardan temizlemek ve İslâmiyet'i dünyanın başına geçirmek, Kur'ân'ı hâkim kılmak içindi sebepler dairesinde hicret lâzımdı. Canına kasteden, o nuru söndürmek isteyen putçular Allah Resulü'nün evini kuşattılar. Cenab-ı Hak habîbini himaye etti, vadini yerine getirdi.

Evden çıkıp Medîne-i Münevvere'ye göçmesine izin verdi. Yatağına Hz. Ali (ra)'yi bıraktı.

Yâsîn Sûresi'nden bâzı âyetleri okuyup üzerlerine bir avuç toprak serpti. Allah onları kör etti, sağır etti. Aralarından çıkıp gittiğini göremediler. Elbette göremezler! Gözlere görmeyi, kulaklara duymayı veren Allah'tır!

Kâinatın Efendisi (asm), cihan sıddîkı Hz. Ebû Bekir (ra)'le beraber Nur şehri, hakikatların minberi, İslâm devletinin ve medeniyetinin ilk merkezi Medîne-i Münevvere'ye doğru yola çıktılar. Bu çıkış, İslâm dâvasının düzlüğe çıkışıydı. Sabırların zaferiydi.

Sebeplere riayet edip düşmandan gizlenmek için mağaraya girdiler. İki güvercin ve bir örümcek Allah'ın izniyle nöbetçi olup muhafazaya vesile oldular. Putperest müşrikler en zayıf bir hayvana mağlup oldular.

Mağaranın önüne geldiklerinde Hz. Ebû Bekir (ra) telâş ettiği zaman Sevgili Peygamberimiz (asm), "Lâ tahzen! İnnallâhe ma'nâ!" (Üzülme, mahzun olma! Allah bizimle beraberdir!) buyurdular.

Yâni: Her şeyin dizgini O'nun elindedir. Her şey O'nun emriyle hareket eder. O en büyüktür, her şeye Kâdir'dir. Her şeyi görür, her sesi işitir. Bize bizden daha yakındır. Biz O'nun inayeti altındayız!

Mü'min kardeşlerim! Resûl-i Ekrem'in (asm) hayatı bizlere en güzel misaldir. Alacağımız dersler pek çoktur.

Hicret O'nun sünnetidir. Kötülerden, kötülüklerden iyilere, iyiliklere hicret edelim! Putları, putçuları bırakıp yalnız Allah'a kulluk yapalım! Bâtıl âdet ve ahlâksızlıkları bırakıp İslâmî ölçülere uyalım! Sünnet-i seniyyeyc riayet edelim! Oyunu, eğlenceyi terkedip vazife başına geçelim!

Unutmayalım ki: Ömrümüz az, vazifelerimiz çoktur. Ehl-i dünyadan ehl-i âhirete, fânî işlerden bakî işlere hicret edelim!

Kötü arkadaşları, kötü çevreyi, kötü komşuları bırakıp bizi îmana, Kur'ân'a, cennete davet eden îmanlı, faziletli kardeşlerin, arkadaşların yanına hicret edelim!

Günah yuvalarından cennet bahçeleri olan camilere, medreselere kaçalım!..

Kategori:
4005 kez okundu
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun