HAC İBADETİ VE FAZİLETİ

Aziz ve Muhterem Müslümanlar!

Bilirsiniz ki, hac ibadeti İslâm'ın beş şartından biridir.

Hem beden, hem de mal ile yapılan farz bir ibadettir. Farz oluşu kitap, sünnet ve icmâ ile sabittir.

Ayet-i kerîmede zengin ve hali vakti müsait olan insanlara Allah (cc) ferman ediyor:

"... Ona (Kabe'ye) bir yol bulabilenlerin, gücü yetenlerin Beyt'i hac ve ziyaret etmeleri Allah'ın insanlar üzerindeki bir hakkıdır..." (Âl-i İmran, 3/97)

"Haccı da umreyi de Allah rızası için tam olarak yapın! ..." (Bakara, 2/196)

"İnsanları haccetmeye çağır ki, piyade olarak, zayıf develer üzerinde bulunarak uzak yollardan sana gelsinler." (Hac, 22/27)

Bunlar gibi ilahî emirler Müslümanları hacca davet ediyor.

Şartlarını hâiz olan her erkek ve kadına ömürde bir defa olmak üzere hac farzdır.

Resûl-i Ekrem Efendimiz (asm) hadîs-i şeriflerinde ümmetini hacca davet ederken şöyle buyuruyor:

"Ey insanlar! Sizin üzerinize hac farz kılınmıştır. O halde hac ibadetini yerine getirin! Hac ve umre için Beytullah'a gidenler, Müslümanların Allah'a gönderilmiş temsilcileridir. Duâ ederlerse Allah kabul eder. Mağfiret dilerlerse bağışlar. Kim hacceder de şehevatı terkedip günah işlemezse (kötü söz ve davranışlardan sakınırsa) geçmiş günahları bağışlanır. Günahlar arasında öyleleri var ki, onları ancak Arafat'ta vakfede bulunmak mahveder. Hac ve umre yapanlar Allahu Teâlâ'nın cemaatı ve ziyaretçileridir. İsterlerse verir. İstiğfar ederlerse mağfiret eder. Duâ ederlerse kabul eder ve şefaat etmek isterlerse şefaatlerini kabul eder."

Fahr-i Kâinat Efendimiz (asm) Medîne-i Münevvere minberinden ümmetine sesleniyor:

"Hac ve umre niyetiyle evinden çıkıp yolda ölen kimsenin defterine kıyamete kadar hac ve umre sevabı yazılır. Mekke-i Mükerreme veya Medîne-i Münevvere'de ölen ise mahkemeye arzedilmez. Hesapsız, 'Buyur, cennete gir!' denilir."

Şunu unutmayınız ki: Bu müjdeler ihlâslı ve liyakatli mü'minler içindir. Cennet o kadar ucuz değildir, mühim fiyat ister. Liyakat, fedâkârlık ve feragat ister. Kuvvetli îman, ihlâslı ibadet ister.

Kâmil ve sâlih mü'min kullar için hac ibadetinin mükâfatı elbette cennettir.

Hac yolu cennet yoludur. Sakın tehir etmeyiniz!

Dünyanın fânî işleri yüzünden geri kalmayınız! Allah (cc) sizi cennete çağırıyor, davete icabet ediniz!

Unutmayınız ki, gelecek seneye kalacağımıza dair elimizde bir senet yoktur.

Aziz Mü'minler!

Yeryüzü mescidinin imamı, ebedî rehberimiz, Fahr-i Cihan Efendimiz (asm) o büyük mescidin mihrabı hükmünde olan Kabe'yi göstererek bizleri irşad ediyor ve diyor ki:

"Bu Beyt'i 7 kere baş açık, yalın ayak tavaf eden, bir köle âzâd etmiş gibidir. Yağmur altında 7 kere tavaf edenin geçmiş günahları mağfiret edilir. Kabe'yi çok tavaf edin! Zira kıyamet günü amel defterinizde bulacağınız en kıymetli amel bu olacaktır. Şu Beyt'e hergün 120 rahmet iner. 60'ı tavaf edenlere, 40'ı namaz kılanlara, 20'si de Kabe'ye bakanlara verilir. Kim hacceder de cinsî arzusunu bırakıp kötü işler yapmazsa, anasından doğduğu gün gibi temiz ve günahsız olarak vatanına döner."

Sevgili Peygamberimiz (asm) ümmetini Medîne-i Münevvere'ye çağırırken bakınız ne buyuruyor:

"Kim vefatımdan sonra hac vazifesini yerine getirir ve benim kabrimi de ziyaret ederse, beni hayattayken ziyaret etmiş gibi olur. Benim kabrimi ziyaret edene şefaatim haktır."

Ey Zengin Müslümanlar!

Evlerinizi göklere doğru yükseltip durmayınız! Dünya sarayının temeli çürüktür. Ne kadar sağlam temeller atsanız da yıkılmaya ve dağılmaya mahkûmdur. Üzerinde fena damgası vardır.

Kalbinizi bu fânî şeylere bağlamayınız!

"Hazırlanınız! Başka daimî bir memlekete gideceksiniz! Öyle bir memleket ki, bu dünya ona nisbeten bir zindan hükmündedir."

Avrupa ve Amerika'nın çıkmaz sokaklarında sefil dolaşanlara, kara kalpli, aklı zulmetli, dili zehirli ve sihirli insan suretindeki bir kısırn şeytanlara bakıp dessas münafıklara aldanarak namazdan, oruçtan, zekâttan, hacdan geri kalmayınız! Gençlik gidiyor, ömâr geçiyor; dünya durmuyor, gidiyor!

Ecel kılıcı ömür ipliğinizi kesmeden, diliniz susmadan, ölüm meleği yakanıza yapışmadan, ruhunuz beden kafesinden uçmadan bu fırsatı ganimet biliniz! Beytullah'ı ziyaret ediniz!

O heyecanlı tavaftan, Safa ile Merve arasındaki imanlı akışları, Arafat meydanındaki mahşerî kaynaşmaları görmek, o deryada bir balık olup yüzmek, milyonlarca mü'minin Arafat dili üzerinde Allah Resulü'nün âl ve ashabiyle 1400 sene evvel söylediği "Allahu Ekber!" kelâmının aks-i sadasını duymak ne büyük saadettir!

Hac Allah'a teslimiyetin ifadesidir.

İhrama bürünmek, âhiret elbisesini giymektir.

İlahî vuslata yönelmektir.

Ey Faziletli Fakirler!

Siz de o mukaddes yerleri ziyaret etme tevfıkini Cenâb-ı Hak'tan isteyiniz! Allah'ın rahmet ve inayetinden ümit kesmeyiniz!

"Mü'minin niyeti, amelinden daha hayırlıdır." hadisini hatırlayınız!

Hutbemizi hacıların hususî nidasıyla bitirelim:

"Lebbeyk Allâhümme lebbeyk..."

Yâni: 

"Allah'ım!

Dâvetine tekrar tekrar icabet ettim!

Kapına geldim!

Senin ortağın, benzerin yoktur!

Hamd ve sena, medih ve minnet sana mahsustur, sana lâyıktır.

Bütün nimetler senindir.

Muhakkak ki mülk umûmen senindir.

Ezel ve ebed Sultanı sensin.

Şerikin ve nazirin yoktur.

Dâvetine uydum, kapına geldim!

Senin kapından başka hangi kapıya gideyim? Hangi kapı var?

Senden başka Rab yok ki dergâhına gidilsin!

Senden başka Hak mâbud yoktur ki, ona iltica edilsin..."

Yâ Rabbelâlemîn!

Bizlere Haremeyn-i Şerîfeyn'i ziyaretler nasip eyle!..

Kategori:
6820 kez okundu
Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun