Kabe’nin hidayet vermesi ne demektir? Bir taş nasıl hidayet verecektir?

Tarih: 09.11.2014 - 09:49 | Güncelleme:

Soru Detayı

- Al-i İmran suresinde geçen Bekke ne demektir?
-  “Kabe’nin hidayet vermesi” olayı nasıl anlaşılmalıdır?
- Bir taş nasıl hidayet verecektir ve dinimizce Kabe neden kutsaldır?

Cevap

Değerli kardeşimiz,

Ayetin meali şöyledir:

“Gerçek şu ki, insanlar için yapılmış olan ilk ev, âlemler için bir hidayet ve bir bereket kaynağı olan Mekke'deki evdir." (Âl-i İmran, 3/96)

Bu âyet Kabe'nin, mâbed olarak yeryüzünde yapılmış ilk bina olduğunu ve tarih boyunca saygınlığını koruduğunu ifade ettiği gibi, önceki âyette geçen "Hanîf olan İbrahim'in dînine uyunuz." emrinin de gerekçesini açıklar mahiyettedir. Çünkü bu bina insanların hidayeti ve putperestliğin yıkılıp tevhid inancının yerleşmesi için gönderilmiş olan dinin (hanîf olan İbrahim'in dini) sembolüdür.

"Mekke'deki ev"den maksat Kabe'dir. Bu ve başka birçok âyette Kabe hakkında "ev" anlamına gelen beyt kelimesi kullanıldığından bu yapı Beytullah diye de anılır ki Türkçe'de "Allah'ın evi" anlamına gelmektedir.(1)

Ayette geçen Bekke, Mekke'nin bir diğer telaffuz şekli olup merkezinde Müslümanların kıblesi olan Kabe'nin yer aldığı kutsal şehrin özel isimlerinden biridir.

Bir görüşe göre de Mekke şehrin adı, Bekke ise Mescid-i Harâm'ın inşa edildiği yerin adıdır. Hac ve umre zamanında insanlar burada Kabe'yi tavaf ederken kalabalıklar mey­dana getirdikleri için "izdiham meydana gelen yer" anlamında buraya Bekke denilmiştir.(2)

Bekke, aynı zamanda "büyüklük taslayan kimselerin kahrolduğu ve boyun eğdiği yer" anlamına da gelmektedir.(3)

İbn Âşûr, Bekke'nin Hz. İbrahim'in dili olan Keldânîce'de "belde" anlamına geldiği, Hz. İbrahim'in eşi ve oğlu İsmail'i yerleştirmiş olduğu vadinin belde haline gelmesi için oraya bu ismi verdiği kanaatindedir.(4)

Mekke, Arap yarımadasının Hicaz bölgesinde Kızıldeniz sahilindeki Cidde Limanı'na 60, güneyindeki Tâif şehrine 90, kuzeyindeki Medîne-i Münevvere'ye 420 km. uzaklıkta bulunan bir mevkide yer almakta olup, deniz seviyesinden yaklaşık 300 m. yükseklikte bir yerleşim merkezidir.(5)

Kur'ân-ı Kerîm'de bu şehirden Bekke'den başka şu isimlerle de söz edilir: Mekke,(6) el-beledü'l-emîn,(7) harem âmin,(8) ümmü'l-kurâ.(9)

Yüce Allah Mekke'yi dünyanın en kutsal şehri kılmıştır. Mekke şehrinin yer aldığı bölge her şeyden önce "mukaddes, saygınlığı korunan ve içinde kan dökmekten sakınılan yer" anlamına gelen Harem adıyla anılmaktadır.

Suriye ile Yemen arasında uzanan kervan yolunun ortasında bulunan Mekke, kuzeyde Filistin, Suriye ve Irak; güneyde Yemen ve Habeşistan gibi bölgeler arasında yer alması sebebiyle tarihte büyük bir önem kazanmış ve küçümsenemeyecek bir ticarî şöhrete sahip olmuştur.

Müslümanların kıblesi olan Kabe'nin ve zemzem suyunun burada bulunması, Hz. Peygamber (asm)'in burada doğup büyümüş olması, ilk vahyin buradaki Hira/Nur dağında gelmeye başlaması ve Hz. Peygamber'in Hz. Ebû Bekir'le birlikte hicret ederken sığınmış oldukları Sevr mağarasının Mekke civarında bulunması, bu şehrin önemini ve kutsiyetini arttırıcı unsurlardır.

Mekke şehrinin merkezinde yer alan Kabe'nin, yüce Allah tarafından Müslümanların kıblesi haline getirilmesi sebebiyle Yahudilerin Hz. Peygamber'e karşı gösterdikleri direniş büsbütün şiddetlenmişti. Yahudiler kıblenin, önceki peygamberlerin kıblesi olan Kudüs'teki Mescid-i Aksâ'dan Mekke'deki Mescid-i Haram'a çevrilmesini içlerine sindirememişler ve her fırsatta Mescid-i Aksâ'nın daha üstün bir mâbed olduğunu, bu sebeple kıble olmaya daha lâyık bulunduğunu savunmuşlardır.

Onların bu itirazlarına daha önce Bakara sûresinin 142-145. âyetlerinde cevap verilmişti. Ancak Yahudiler itiraz ve eleştirilerine devam ettikleri için burada mesele yeniden gündeme getirilmiş ve Kabe'nin yeryüzünde ilk yapılan mâbed olduğu, tevhid inancının ilkelerini yansıttığı ve İsrâiloğulları arasından gelmiş peygamberlerin de atası olan Hz. İbrahim'in makamının burada bulunduğu vurgulanmış, dolayısıyla kıble olmaya daha lâyık olduğuna işaret edilmiştir.

Kabe'yi inşa eden Hz. İbrahim Hz. Musa'dan yaklaşık 900 yıl önce yaşamıştır. Mescid-i Aksa ise -Kitâb-ı Mukaddes'teki bilgiye göre- Hz. Musa'nın İsrâiloğulları'nı Mısır'dan çıkarmasından sonra 480-487 yıllarında Hz. Süleyman tarafından yapılmış(10) ve onun krallığı zamanında kıble olmuştur.(11)

Kur'ân-ı Kerîm'de, Beytullah'ın Hz. İbrahim tarafından oğlu İsmail'le birlikte bina edildiği açıkça belirtilir. Ancak müfessir ve tarihçiler, Hz. İbrahim'in Önceden bulunmayan bir bina mı yaptığı yoksa daha önce var olup yıkılmış olan Kabe'yi yeniden inşa mı ettiği ihtimalleri üzerinde durmuşlar ve bu hususta farklı görüşler ileri sürmüşlerdir.(12)

Kabe'nin "âlemler için bir hidayet kaynağı" olmasından maksat, buranın Allah'ın birliği (tevhid) inancına dayanan ilâhî dinin ilkelerini yansıtıcı özelliklere sahip olmasıdır.

Nitekim bütün Müslümanların kıblesi olması sebebiyle her gün beş vakit namazda dünyanın her tarafından Müslümanların buraya yönelmeleri, İslâm'ın beş şartından biri olan hac ibadetinin burası ziyaret (tavaf) edilerek yerine getirilmesi, yılın her mevsiminde yapılan umre ziyaretinin burada gerçekleşmesi, hac ve umre ziyaretlerinde Allah'ın varlık ve birliğinin, ortaksız, benzersiz ve noksan sıfatlardan uzak olduğunun vurgulanması ve kemal sıfatlarıyla anılması, beytin tevhid ve hidayet sembolü olduğunu açıkça göstermektedir.

Kabe'nin "bereket kaynağı" olması da, yüce Allah'ın bu mabedi ve yakın çevresini maddî ve manevî bereketlerle donatmış olmasıyla açıklanmıştır.

Burada yapılan ibadetlerin sevabı diğer mâbedlerde yapılanlarınkinden daha fazla olduğu gibi(13) şartlarına uygun olarak yapılan hac da hacının günahlarının bağışlanmasına(14) ve cennete girmesine vesile olmaktadır.(15)

Maddî bereketine gelince, Mekke ziraata elverişsiz bir vadide kurulmuş olmasına rağmen, çeşitli bölgelerde yetiştirilen her türlü sebze, meyve ve diğer ürünler buraya bolca getirilmekte ve burada yaşayanların rızıkları temin edilmektedir.

Bugün Mekke'de yaklaşık 1.000.000 nüfus barınmaktadır. Ayrıca her yıl hac mevsiminde 3.000.000 dolayında hacı burayı ziyaret ettiği halde, yiyecek içecek bakımından hiçbir sıkıntı çekilmemektedir. Burada Halîl İbrahim'in bereketi ve duası vardır.(16)

Dipnotlar:

1. Kabe hakkında bilgi için ayrıca bk. Bakara 2/125-127.
2. Taberî, IV, 9; Elmalılı, II, 1148.
3. Şevkani, 1,403; Fuat Günel, "Mekke-i Mükerreme", İFAV Ans., III, 169.
4. IV, 12.
5. Fuat Günel, a.g.m., a.g.e., III, 172.
6. Feth 48/24.
7. Tin 95/3.
8. Kasas 28/57; Ankebût 29/67.
9. Şûra 42/7 diğer İsimleri için bk. İbn Kesîr, II, 64; Yakut, Mucemü'l-büldân, V, 182.
10. I. Krallar, 6/1, 37.
11. I. Krallar,8/29-30.
12. bk. Bakara 2/127.
13. Buhari, Fazlü's-salât fî Mescidi Mekke, 1, 6.
14. Nesâî. Hac, 4; İbn Mâce, Menâsik, 3.
15. Râzî, VIII, 148.
16. bk. Bakara 2/126; İbrahim 14/37; Kasas 28/57; bk. Kur’an Yolu, Heyet, Al-i İmran 96. ayetin tefsiri.

Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet

Yorum yapmak için giriş yapın veya kayıt olun